Abdülhamit KAHRAMAN


BU ÇOK YANLIŞ OLMUŞTUR

Abdülhamit KAHRAMAN'IN Yazısı; Çalışan kadına ekonomik destek vererek 'özendirmek' çok yanlış olmuştur. 


Çalışan kadına ekonomik destek vererek 'özendirmek' çok yanlış olmuştur. 

Eğer bir destek verilecekse, bu çalışan kadına değil de, evinde çocuklarını 'yetiştiren' onları geleceğe hazırlayan, kocasının eline bıraktığı çok az bir harçlık dışında geliri olmayan ama buna isyan etmeyip sabırla evine, kocasına ve çocuklarına sahip çıkan saygıdeğer ev hanımlarına verilmelidir. 

'Ekonomik destek' tabiki onların hakkıdır!

Ev hanımlarının 'evden' çıkartılıp iş hayatına atılmasına ve çalışmasına destek olup teşvik etmek bizi batının geldiği yere getirir yani 'âileyi' bitirir!

Ev kadının zaten evinde düzgün 'çocuk yetiştirmek' onları geleceğe hazırlamak gibi çok ulvi bir işi vardır!

Ev hanımları işsiz güçsüz insanlar değildir. 

Onları, asıl yapması gereken işlerinden koparıp hem yüce yaratıcının aslâ istemediği ve fıtratlarına da uymayan, erkeklerin görevi olan işlerde çalıştırmak onlara yapılabilecek en büyük 'haksızlıklardan' birisidir.

Ev hanımlığını 'küçümsemek' onları iş hayatına dâhil etmek, kapitalizmin onunda sonucu olan 'feminizm' bir hedefi ve projesidir!

Bizler her konuda 'akıllı' olmak zorundayız.

Yapmaya çalıştığımız şey daha önce denenmiş midir? Denenmiş ise ne gibi sonuçlar görülmüştür? Bunları görmek zorundayız.

Ayrıca belki de en önemlisi; 

Bunu bizden kim istiyor ona bakmalıyız. Sonra bunun 'sonuçları' nereye varacak, biz bunu uyguladığımızda sonunda biz nereye gelmiş olacağız buna bakmalıyız.

Âileyi koruyamayan, aksine âilenin dağılmasına yardımcı olan projeler bize âit projeler değildir! Bunlar alçak batının bize maksatlı ve sorunlu dayatmalarıdır. Peki biz bunlara neden 'teslim' oluyoruz? Neden onların dediğini yapıyoruz?

Bunları anlamak mümkün değildir.

Mesala neden "İstanbul Sözleşmesini" hiç bir noktasına ve virgülüne dâhi dokunmadan, bize uygun mu değil mi diye bakmadan hiç tereddütsüz imzaladık? Neden?

Ve neden 'feminist' gruplar dışında "İstanbul Sözleşmesine" neredeyse bütün sivil toplum kuruluşları karşı çıkıyor? Neden?

Bunları bilmek bizim hakkımız değil mi?

Bunlara karşı çıkmak bizim hakkımız değil mi?

Evet anlıyoruz;

Kendisi zaten çalışan ve yıllardır iş hayatı içinde olan kadınlar, diğer kadınların da kendileri gibi iş hayatında olmaları ve onları en huzur buldukları 'yuvanın' içinden çıkartmak için büyük mücadele veriyorlar. 

Ama bu anlamlı ve doğru mücadele değildir. Sonu hüsrandır. Bunu görmek için 'batıya' biraz bakmak yeterlidir. 

Hiç kimse bizim evimizin 'içine' ve işine karışmasın!

Hiç kimse saygıdeğer ev hanımlarını, iş kadını yapmaya çalışmasın! 

Hiç kimse üç kuruş için çocukları, onların en değerli varlıkları olan 'annelerinden' ayırmaya kalkmasın! Bunlar doğru şeyler değildir. 

Bu yapılmak istenen defalarca tecrübe edilmiş ve sonuç hep fıtrata aykırı olarak 'hüsran' olmuştur. 

Denenmiş ve 'kötü sonuçları' açıkça görülmüş yolları izlemenin, âilenin yıkılmasını hızlandırmanın hiç bir haklılığı yoktur. Bu yol çok 'yanlış' bir yoldur.

Kim yaparsa yapsın yanlıştır!

Doğruyu hatırlatanlara 'kızmak' ve hatta onları susturmaya kalmakta en az bunun kadar yanlıştır. 

Unutmayalım

Bize 'yanlışımızı söyleyen, düşman değil gerçek dosttur! Onları anlamaya çalışınız.

Ama bize 'yanlışlarımızı' söylemeyen, eğriyi doğru göstermeyen ise gerçek dost değildir bunu da unutmayınız!

Selâm ile.. 

 



YAZARLAR