Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ramazan KAYAN


Boşuna yorulmak

Yazarımız Ramazan Kayan'ın "yeni" yazısı...


Kâinat kitabının kevni ayetleri ile yoğun bir sınavdan geçiyoruz… Sıcaklar, virüsler, seller, yangınlar arttıkça derin bir kaygı ve korku bizleri kuşatıyor… Bu bunaltıcı atmosferde bocalarken, Kerim Kitabımızın bir ayeti celilesi ile sarsılıyorum… Sizlerle paylaşmak istedim:

“Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur.” (Gaşiye, 3)

Çalışmanın alabildiğine yüceltildiği hatta kutsandığı bir dünyada “boşuna yorulmak”tan ne anlamalıyız?..

Çalışma felsefemizi, sistemimizi, kültürümüzü, hedefimizi bu ayetle yeniden sorgulamamız gerekmiyor mu?

“Çalışmakta ibadettir” mottosuyla hangi mecralara savrulduk? Bilmek durumundayız…

Tabi ki çalışmalıyız, ancak bu çalışmanın bir amacı, fıkhı, ahlakı, sınırı, ölçüsü olmayacak mı?..

Kapitalizmin üretim-tüketim çarkının dişlileri arasında tüketen bireylerden farkımız ne olacak? Yoksa örtülü bir kapitalistleşme riski altında mıyız? Karunlaşma çizgisine mi kayıyoruz?..

Bunca emek, efor ve enerjinin ahirette bize geri dönütü nasıl olacak? Tüm çaba ve çırpınışların ahirete yansıması, çığlık ve çaresizlik olursa ne yaparız?

Önem ve özen gösterdiğimiz çalışma hayatımıza ilahi ölçekte “geçersiz” mührü vurulursa, yani ind-i İlahi’de merdut olursa işin içinden nasıl çıkarız?..

Evet, çalışmak adına havanda su dökmek, boşa kürek çekmekte var… Büyük bir düş kırıklığı yaşamakta söz konusu…

Çalışma hırsımızla neyin peşindeyiz? Sonu pişmanlık ve perişanlık olacak proje, plan, program ve pratiklerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor…

İlahi hükümleri çiğneyerek, sınırları yok sayarak iş tutanların işi Allah'a kalmıştır…

Dava ve ukbadan yüz çevirmekle hangi kalkınmayı gerçekleştirebiliriz?

Çalışma şevkimiz, kazanma arzumuz, biriktirme hevesimiz sakın helak ve hüsranımız olmasın…

Çok çalıştık, yarıştık, kazandık, ipi göğüsledik… Ancak endişeliyim; ya Allah'ın ipinden kopuyorsak ne olacak?

Korkarım ki, bunca çalışma azmine rağmen, kimseye yaranamamakta var… Ne Yaratan’a ne de yaratılanlara… Sanki ciddi yanılgı ve yanlışlarımız var…

Çalışma hayatımızın kâr ve zararını düşündüğümüz kadar, sevabını ve günahını düşünmüyoruz…

“Şerefli yazıcılar”ın tuttuğu defterin raporlarını yeterince merak etmiyoruz… Halbuki her şey kayıt altında…

Ağaran saç, dökülen ter, tükenen ömür karşılığında ne bulacağız?..

Acilen çalışma düzenimize rabbani bir disiplin getirmemiz gerekiyor…

Kazandıklarımızla kendimize yazık etmeyelim…

Kime ve neye hizmet ettiğimizin bilincinde olalım...

Rasyonel yatırımlarımızı biraz da yerin altına kaydıralım…

İş insanı olduk, insanlık sınavımızı unutmayalım… Kulluk zemininden kopmayalım…

Çok çalışmalıyız… İnsanlığın kurtuluşu için… Hakkın egemenliği için… Kötülüğün kökünü kurutmak için…

Çalışma paradigmamızı referans ayetleri ile bitirelim:

“De ki: ‘Size iş ve davranışları bakımından en çok ziyana uğrayanları bildireyim mi?

Onlar, iyi yaptıklarınızı sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.

İşte onlar rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa gitmiş olanlardır.

Bu sebeple biz kıyamet gününde onların (dünyadaki) amellerine değer vermeyiz.” (Kehf, 103-105)

Sanıyorum bu ayetler modern çağın “homoeconomicus” insanına işaret ediyor.

Kuşkusuz çalışma modelimizin merkezinde vahyin öğretileri olacak… Ancak bu sayede kurtuluşa erebiliriz.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR