Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



ALTAN TAN


Bölgesel Milliyetçilik

Yazarımız Altan Tan'ın "yeni" yazısı...


AK Parti, kuruluşundan bu yana geçen 20 yılı aşkın sürede sürekli olarak;

Dini milliyetçiliğe,

Etnik milliyetçiliğe,

Mezhebi milliyetçiliğe ve

Bölgesel milliyetçiliğe karşı olduğunu söylüyor.

Dini milliyetçilikten kastettiği siyasi ve bürokratik kararlarında dini inanç ve hayat tarzını esas almadığı.

Mezhebi ve etnik konularda da  Alevi-Sünni ayırımı yapmadığını ve Kürtleri asla dışlamadığını hemen her fırsatta tekrarlıyor.

Bölgesel milliyetçilik  ise daha farklı bir şey.

Çoğu kez dini, etnik ve mezhebi bir farklılık olmasa da belli bir bölgeli veya şehirli kişilerin hemşerilik dayanışması ile güç elde etmesi  olarak tarif ediliyor.

Bir nevi ‘Nepotizm’ akrabacılık olarak da tanımlanabilir.

Sözü fazla uzatmadan ve gerekirse ‘zülfü yare’ de dokunarak uygulamaya bakmak en kestirme yol.

Ziya Paşa ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…’ diyor.

Çok da doğru söylüyor.

Aslında Süleyman Demirel gibi  işi rakam ve istatistiklere boğmadan göz yordamı ile yapılan tespitler çoğu kez konunun açığa kavuşturulmasına yetiyor.

Polemik ve demagojiye gerek duymadan soralım:

150′ ye yakın Büyükelçi, 81 vali, 300 küsur general, 200’ün  üzerinde üniversite rektörünün… içinde kaç tane Alevi veya Kürt var?

Alevilerin karnesi oldukça zayıf!

Neredeyse geçer notları yok gibi!

Kürtler ise daha şanslılar!

Siyasi ve kültürel haklar peşinde bir Kürt değilseniz işiniz kolay,

Hele bir de Sünni ve muhafazakar iseniz hiç bir sorun yok!

Biraz eğilerek ‘Açıl susam açıl’  misali her kapıdan geçebilirsiniz.

Bölgesel milliyetçiliğe gelince  zurnanın en tiz sesini çıkardığı yer işte  tam da burası.

Birçok  kişi ‘iyi saatte olsunlarla’  uğraşmak istemediği için sesini çıkarmıyor/çıkaramıyor.

Bugün herkesin kapalı mahfillerde yakındığı en fazla konuşulan mevzu bu.

Bürokrasi, siyaset ve iş dünyasında bariz bir Karadeniz ‘dayanışması’ var.

‘Karadeniz’ diyerek de işi genellemeyelim; Sinop, Samsun, Bartın, Zonguldak’ın günahına girmeyelim!

Aslında kastedilen Trabzon ve Rize Dukalığı!

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde aynı ilden 4-5 bakanın bulunduğu bir kabine hatırlanmıyor.

Devlet ihalelerinde de durum aşağı yukarı aynı.

TOKİ’nin en büyük ihalelerini alan ilk 30 firmanın künyesini inceleyin tartışma biter.

Büyük ihaleler alan Doğulu (Kürt) diye takdim edilenlerin önemli bir kısmı da Kürt değil. (Siirtli Ethem Sancak Arap, Bitlisli Nihat Özdemir Türk, Tatvan veya Antepli olarak bilinen Kalyoncular Trabzonlu…)

‘Ne var bunda kardeşim, akıllı olun siz de pilav yiyin!’ diyebilirsiniz.

İtiraf edeyim ki meşhur bir Kürtçe atasözünde dendiği gibi ‘Nerede biz de o akıl!’

‘Aklı’ kim kaybetmiş ki biz bulalım!

Çarşıda pazarda satılıyor olsaydı varımızı yoğumuzu satar bir kaç gram alırdık!

Biz de zerrei miskal akıl olsa Mesut Yılmaz döneminde Anavatanlı, Erdoğan geldiğinde AK Partili, işler biraz sallanmaya başlayınca da İmamoğlucu olurduk. (Bir de1980 öncesi CHP’li İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil  ve Gümrük Bakanı Tuncay Mataracı dönemi var!)

Kim sofranın başına geldiysese onunla kavga etmeyi marifet bellemişiz!

Özetle ‘Dini, etnik, mezhebi ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyız’ sloganı adı üstünde slogandan öteye geçememiş durumda.

20 yıllık uygulamalar bunun tam zıddını gösteriyor.

Ha! Bir de şunu söyleyeyim;

Öküzün altında buzağı aramaya kalkarak işgüzarlık yapmaya, fitne fesat çıkarmaya kalkmayın.

Ne Rizelilerle ne de Trabzonlularla bir alıp veremediğim yok.

Onlarca çok samimi arkadaşım ve dostum var.

Öz amcam 50 yıl önce Rize İkizdere’den, dayım ise Trabzon Çarşıbaşı’ndan evlendi.

Sonraki yıllardaki karşılıklı paslaşmalarla geniş ailemde (dayı, amca, hala, teyze çocukları) şu an otuza yakın Karadenizli gelin ve damat var. İki damadımdan biri de Karadenizli.

Ahmet Arif’in dediği gibi sadece tavuklarımız değil, cücüklerimiz de birbirine karışmış durumda.

Sapla samanı ayıralım yeter!

 

Kaynak: Farklı Bakış

YAZARLAR