Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


BİRAZCIK EL İNSAF!

Yazarımız Aziz Darıcı'nın "yeni" yazısı...


Sen kendi yolunu ne zamandan beri tek bellemişsin. Diğer yolları görmezden gelmişsin. Oysa hakikate giden bunca erdemli yol varken. Yarına ipotek katan bakış açını neye dayandırmakta, niye dayatmaktasın; bunca akıl fikir sahibi dururken. Hem gittiğin yol nere, bizim gittiğimiz yonere... İşte önümüzde açılmış bir çukur, oraya düşeceğiz bir bir. Biz uzaklaşsak bile, o bize yaklaşmakta. Onca zulümle, onca günahla gömüleceğiz bir yere. Etrafına bir bak! Dünya sadece senden ibaret değil. İşte bu gerçeği anlamalısın. Yok mu sende hiç merhamet...Birazcık el insaf!

Onca kitap deviriyorsun ama okudukça küçülüyorsun. Okuduklarının malumatı içinde kayboluyorsun. Derinliği olmayan, yüzeysel çizgilerde dönüp duruyorsun. Hayat hikayenin tekrarını seyretmekten artık yoruldum. Hikmet ve irfan kokmayan bunca bilginin sana yük olduğunun ne zaman farkına varacaksın. Oysa bunca yük senin üzerinde epey külfettir. Onca emek, onca cefa, onca ömür... Çekiliyor ruhumuzdan bir bir. Okumanın, yazmanın, konuşmanın ya hakkını ver ya da bunca alimin hakkını yazık etme; birazcık el insaf!

Her dinlediğine, her söylenene eyvallah çekiyorsun. Herkesi zannınca haklı buluyorsun. Ama sonrada kendi bildiğini hep okuyorsun. Bundan da bir hikmet çıkarıyorsun. Kime nasıl görünüyorsun bilmem ama hak nazarında çok sırıtıyorsun. Birazcık kendine gel, ağaya kalk, hemencecik toparlanmalısın... Bir duruşun, bir ilken,  bir karizman olsun. Hayatta yediğin onca çizik, bakıp ta sonrada bunları görme... Oldu mu şimdi? Birazcık el insaf!

Arkanda onca dil yarası, onca gönül yarası bırakmışsın. Herkese kendince nasihat ediyorsun. İnsanın gönlüne düşmeden, insanın aklını başından alacak bir fikir ortaya koymadan,  hayatın damarlarından çekilen sözlerle kendini kandırıyorsun. Ne çayın hakkını veriyorsun, ne de sohbetin... O zaman bunca demlenmenin, bunca yanmanın alemi nedir? Sözün hakkını vermediğin halde;  kalkıp birde ümmet ve kardeşlik diyorsun... Bu ne yaman çelişki, birazcık el insaf!

Sofrandan bir şey eksiltmiyorsun. Nefsine ziyafetler çekiyorsun. Yediğinin hakkını veriyorsun. Ama sonrada fakir fukara adına zekat ve infak diyorsun. Üstelik tuzu kuru ortalıkta geziyorsun. Yaptığın iyiliğe bir etiket yapıştırıyor, sonrada fotoğraflıyorsun. Sonra da alan el, veren el sohbetine dalıyorsun. Gizli olanın hikmetini bırakıp, açıktan olanın bereketine el açıyorsun. Dönüp, birde insanın vicdanlarına galebe çalıyorsun. Tüm bunları söylerken niye bana bakmaktasın, bana kızmaktasın... Oysa sen tüm bunları benim için yapmıyorsun değil mi? Ama bu dilin, bu bakışın... Hiç yakışır mı sana böyle üslup... Birazcık el insaf!

Varlıkta onca güzellik onca nimet. Her biri ayrı renga renk. Bundan güzel bir nasihat var mıdır? Onca farklılıklar, onca ses... Her dem bu ayetler sana bir şeyler söyler. Kendine seçmiş olduğun renk...Tamam kabulümüz ama bunca rengin içinde işte bir renk. Boyayamazsın dünyayı tek bir renge. Kabul et bu hakikati, diretme bu tek rengi... Taşıdığın etikete, rengi çok aldanıyorsun. O zamanda önüne geleni beğenmeyip bir kenara atıyorsun... Elinde ne kaldı şimdi bir bak! Bunca uğraş, onca telaş, geriye ne kaldı şimdi? Birazcık el insaf!



YAZARLAR