Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


BİR İNSANI YAŞATAN, BÜTÜN İNSANLARI YAŞATMIŞ GİBİDİR

Beşir İSLAMOĞLU'nun Yazısı;


Coronavirüs salgını bütün dünya insanını etkileyen ciddi bir salgındır. Bu salgın, pe kçok alanda insanları düşünmeye ve sınanmaya sev ketti. Bu sınamalardan biri de insanların birbirlerini ne kadar sevdiğini, birbirlerine ne kadar değer verdiğini, birbirlerini ne kadar koruyup kollamaya çalıştığını ortaya çıkardı.

Kabul etmek gerekir ki Türkiye devletiyle, milletiyle ve özellikle sağlıkçılarıyla iyi bir sınav verdi. Bu sınavda Türkiye'nin sağlık altyapısı ve dayanışma ruhunun bütün ülkelerden daha güçlü olduğu görüldü.

Başta sağlık çalışanları olmak üzere VEFA sosyal destek çalışanları, tüm kurum ve kuruluşlar, STK’lar, aileler ve bireyler herkes elini taşın altına koyarak sorumluluk aldılar, çabaladılar ve her türlü fedekarlığa katlanarak tüm dünyaya örnek oldular. 

“Hep birlikte Türkiyeyiz” sloganıyla Parasal desteklerden psikososyal desteklere kadar her türlü özveri ortaya kondu. Adeta bir sosyoekonomik seferberlik gerçekleştirildi. İşini kaybeden ve diğer sebeplerle darda kalanlara bu zor zamanlarda yardımeli uzatıldı.     

Esasen Müslümanlığımız ve insanlığımız da zaten böylesine zor zamanlarda lazımdır. Müslümanlığımız ve insanlığımız böylesine zor günlerde insanlığın derdine derman oluyorsa, işte o zaman bir kıymet ifade eder.

Evet, namazımız, orucumuz, haccımız hayatımızı hasenat ve salihat alanında etkili kılıyorsa, insanlığımız her yerde ve her zaman bizleri aktif iyilere katıyorsa, işte o zaman anlam kazanmıştır. 

Aksi takdirde ibadet maksadıyla ifa ettiğimiz menasikler (ritüeller),  sorumluluklarımızı yerine getirmemizde bizlere yardımcı olmuyorsa, hiçbir kıymet ifade etmeyecektir.

Bilmeliyiz ki hiçbir zaruriyat insan hayatından daha öncelikli ve kıymetli değildir. Rabbimiz bu hayati konuda insanlığa şu temel ilkeyi öğretir:

“Kim bir insanı öldürmüş yahut yeryüzünü ifsat etmeye kalkışmış ise, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın yaşamasına vesile olursa, bütün insanlığı yaşatmış gibi olur.” (Maide 32)

İnsanların dini, inancı, ırkı, rengi, coğrafyası ne olursa olsun, kutsaldır ve emniyette olmalıdır. İnsanlar suç işlemediği sürece özgürdürler. Hiç kimse bir başkasının hayatına kısıtlama getiremez; özgürlüğünü elinden alamaz; bu büyük bir suçtur.

Hz. Ömer’in dediği gibi, “annelerin hür olarak dünyaya getirdiği bir insanı, hiç kimse köleleştirme hakkına sahip değildir.”

İnsanın maddi (bedensel) ve manevi (ruhsal) olmak üzere iki yönü vardır. Bedensel olarak yeme, içme, giyinme, konaklama, ibadet etme, dinlenme, iş, meslek, sağlık, spor gibi ihtiyaçları vardır.  

Yine manevi olarak da insanın; inanma, düşünme, öğrenme, eğitim, aklını ve vicdanını kullanma, özgür kalma, sevme, sevilme, sohbet etme, moral bulma gibi gereksinimleri vardır. Bütün bu ihtiyaçların giderilmesi zaruriyattandır.

Peki bu ihtiyaçları kim giderecek? İşte sorumluluk ahlakı burada ortaya çıkıyor. İşin zorluğu, Kur’an’ın “akabe” dediği “sarp yokuş” burada başlıyor. 

Nedir o sarp yokuş? Sarp yokuş, insanlık yokuşudur; insanın insana sahip çıkma vazifesidir. Maddi-manevi her türlü hakkını korumaktır. Kölelikten, baskılardan, aşağılanmaktan ve her türlü haksızlıklardan kurtarıp özgürleştirmektir.

Sarp yokuş, sosyoekonomik olarak darda kalana sahip çıkmaktır. Yeme içmesinden gezip dinlemesine, inanmasından ibadet etmesine, mesken sahibi olmasından meslek sahibi olmasına, eğitiminden sağlığına kadar her ne ihtiyacı varsa insanca/islamca karşılanması zaruriyattandır. 

 

Sarp yokuş; insanları güç tutkusundan, yığınla servet harcamaktan, sorumsuzluktan, şeytani dürtülerden, ayrıca putlara, insanlara, insanların içgüdülerine, tutkularına tapmaktan kurtarıp, sadece Allah’a kul etmektir. 

 

Allah, birbirlerini tamamlasınlar ve hayat yükünü beraber taşısınlar diye insanları farklı konsepte yarattı. Onun için her bir insanın yapabileceği mutlaka güzel bir iş vardır.

Kimi yöneterek, kimi üreterek, kimi beden gücüyle, kimi akıl ve zekasıyla (projelerle), kimi parasıyla, kimi naklederek, kimi satarak, kimi insanlara eğiterek, kimi va’z nasihat ederek, yol göstererek, kimi dert dinleyerek ve kimi de sadece güleryüz göstererek bu hayata (ortak yaşama) katkı sağlayabilir. Önemli olan, sorumluluk bilinciyle hareket ederek elini taşın altına koyabilmektir.

 

Bilelim ki yaratılışımızın amacı olarak bizden istenen husus, bizleri Allah’a yaklaştıran her bir güzel söz ve eylemdir. Bunun yolu da başta insan olmak üzere bütün canlılara merhametle yaklaşmak, onlara yardımelimizi uzatmak ve dünyayı adalet üzere inşa etmektir.

 

İnsanlığın salahı ve özgürce yaşaması için emek verenler EMEKÇİLERE selam olsun…

 

Selam ve muhabbetlerimle…

 



YAZARLAR