Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


BİR ADALET MASALI (Büyükler için)

Seyit Ahmet Uzun'un Yazısı;


 

Bir varmış başka hiçbir şey yokmuş. Allah her şeyi yaratmış yaratılışını güzel yapmış. Adaleti yaratıp, zalimleri kahretmiş. Küçük çocuklara temiz ve güvenilir bir dünya göstermiş.

Evvel zaman içinde zaman zaman içindeymiş. Bir dolu küçük çocuk melekler gibi masum, masalımızın misafiriymiş.

Bebeler varmış ağlayan, annelerinin kucaklarına saklanan. Ama koca koca pençeleriyle akbabalar hiç acımadan alıyorlarmış bebeleri annelerinin yüreklerinden.

Ağıtlar yükseliyormuş göklere

Gökler çatırdıyormuş bebelerin seslerine

Karanlığın ortasında bir ateş yanıyormuş. Yarasalar, kan emici vampirler gibi çöküyormuş gecenin üstüne…

Annelerin acı feryatları meleklerin kanatlarında sessizce yükseliyormuş göklere.

Gökler bir sırmış. Toprağa düşen gözyaşlarıyla, dünyaya elveda diyen bebelerin ruhları bekliyormuş, intikamlarının alınacağı günü…

Adalet tehir olur ama asla unutmazmış!

Kan ve gözyaşından bir deniz varmış göklerin en üstünde. Hem tuzlu hem de acıymış. Tuzunu denizlerden, acısını bebelerin ağıtlarından alırmış.

Habil’den beri başlamış masumların çığlıkları gökleri inletmeye. Melekler hep gözlerini kapatmış haklılıklarına şahitlik etmesinler diye.

Kimi zaman iktidar, kimi zaman toprak, kimi zaman servet, kimi zaman ganimet, kimi zamanda petrol ve maden olmuş yarasa yüzlü insanların bebe cinayetlerinin sebebi…

Ama hiç üzülmemişler biliyor musunuz, ağıtların boğazlarda düğümlenişine.

Ve tehir edilen adalet teğet geçmezken zalimi, kuşatırmış yöresindeki herkesi. Gökyüzündeki kan ve gözyaşı denizinden bir damla düşmüş zalimin sarayına. Bazen çekirge olmuş, bazen kurbağa bazen kan olmuş, bazen salgın…

Ve o gece…

Bütün sessiz ağıtlara denk sesli ağıt yükselmiş. Sarayın duvarlarında yankılanmış. Heykeller bir bir düşmüş, Nil nehri kan akmış. Çekirgeler talan etmiş, kurbağalar sarmış her yanı…

Ve sonra her evden yükselmiş gürültülü ağıtlar. Bebelerin sessiz çığlığına sessiz kalanlar, bebeleriyle imtihan ediliyormuş. Her evden bir çocuk, ecelin elinden tutup sonsuzluğa yürümüş.

Evlat acısı nedir anlamayanların gözlerinden kanlı yaşlar boşanmış. Ama geri gelmemiş ne öldürülen masum bebeler ne de acıları dinmiş bağrı yanık annelerin.

Sözde ben, en büyük tanrınızım veya bizi yenecek bir güç tanımıyoruz diyorlarmış. Zulmün her çeşidini güçlerinin acımasızlığında işliyorlarmış. Hesabının sorulacağına da hiç inanmıyorlarmış. Çünkü zannediyorlarmış ki her şey sahip olunan ekonomik güçte, bilimin kudretinde…

Ama bilmiyorlarmış kaderin üstünde bir kaderin varlığını.

Adaletin dili bazen bir tufan olurmuş, bazen bir ses… Bazen bir tsunami olurmuş, bazen de küçük bir mikrop…

Ama her zalim öğrendiğinde söz geçiremediğini ecele, bebelerin kanlarında boğuluyorlarmış.

Allah’ım sadece zalimlere isabet etmeyen felaketlerinden Sana, yalnızca Sana sığınırız.

 

 

 



YAZARLAR