Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet ŞEREFOĞLU


Bir Taşeronun Rüyası Olan Kadro


On üç yılını serbest olarak ve son on dört yılını ise kamuda taşeronlarla çalışmış ve halen onlarla çalışmakta olan biri olarak bu konuda bir şeyler karalama ihtiyacı hissettim. Daha doğrusu bir dostumun; ?Neden taşeronluk üzerine fikirlerini yazmıyorsun?? sorusu üzerine yazmaya niyetlendim.

Çalıştığım kurumda; güvenlik, temizlik, yemekhane hizmetleri ve diğer hizmetlilerden oluşan kalabalık bir grup arkadaşla beraberiz. Onların yüzlerindeki güzelliği göründe ne kadar memnun olduğumu satırlara dökemem.

Onların o güzel yüzlerinde sürekli bir mahcubiyet görürüm. Belki bir kısmının ağır başlılığından kaynaklanıyor ise de büyük çoğunluk taşeron kadrosunda olmanın mahcubiyetinde.

Beş altı yıl öncesine kadar mühendisler dahil, teknik kadronun bile taşeron olarak çalıştırıldığı bir dönemi hatırlıyorum ki o dönemde bu teknik kadroda da bu mahcubiyeti hep görürdüm.

Kurum bir şeyler dağıttığında (sosyal yardım paketleri, iş gereği veya sendikal anlaşma gereği yapılan yardımlar, pikniklere katılım, iftar sofralarına davet, giyecek, çikolata, gıda vb.) bu insanların mahcubiyeti kendini iyice gösterirdi ve ?biz taşeronuz? cümlesi bütün mahcubiyetiyle onların dudaklarından dökülüverirdi. Gerçi sonradan maşeri vicdana sahip yöneticilerin bu tip sosyal yardımlarda kadrolu, taşeron ve stajyer ayırımını ortadan kaldırması talimatları ile bir nebze de olsa bu insanların yüzlerine mutluluk yansımıştı. Peki, sadece onlar mı kısmen mutlu olmuştu? Hayır. Bu arkadaşların pikniklere ve iftar yemeklerine davet edilmediği yıllarda epeyce bir kadrolu çalışanın da bu aktivitelere iştirak etmediğini defalarca gördüm. Bu şartlarda olmayan bizlerde, beraber yediğimiz, içtiğimiz bu insanların ötekileştirilmesine vicdanen rahatsız olduğumuzdan bir nebze de olsun bizler de mutlu olmuştuk.

Bu insanlara kadro verildiğinde işyerindeki ve sosyal hayattaki özgüvenleri öyle artmıştı ki görmeliydiniz. Neredeyse yürüyüşleri bile değişmişti. Çünkü psikolojik olarak rahatlamışlardı ve yılsonu ne olacak halimiz endişesinden sıyrılmış olarak adımlarını atıyorlardı artık.

Son beş yıldır ama özellikle son iki yıldır yaşadığım hastalık nedeniyle Bezmiâlem Üniversitesi´nin ondan fazla birimiyle haşir neşir oldum. Kimi çalışanları beni bir baba, bir amca, bir dayı ve ağabey olarak görmeye başladı. Genç delikanlı erkekler ve kızlarla bir baba-oğul ve baba-kız diyalogu geliştiğinden bazen sekreter, hastabakıcı, temizlik ve güvenlik hizmetlisi gençlerde aynı mahcubiyeti görüyorum. Evlilik ile ilgili konuştuğumda, nişanlı veya sözlü olanların bir kısmı hep acaba yılsonu ne olacak endişesinde.

Asgari ücret seviyesi veya biraz üzerinde ücret alan bu insanların derdi çok para kazanmaktan öte; ?dürüstçe ve verimli çalıştığım bu iş yerinden emekli olana kadar çalışabilir miyim?? derdidir. Yarın işsiz kalabilirim diye evlilik bir sendroma dönüşüyor bunlar için. Zaten eğer ki bu bir erkek ise kız tarafı da öyle rahatça kızını böyle bir çalışana vermiyor. Uzun taksitli bir alışverişe girmek de bu güzel insanların çoğunun çekindiği bir durum. Üç-beş yıl veya daha fazla borçlanmak endişelendiriyor bunları. Çünkü ?yarın ne olacak?? sorusu hep kafalarının bir köşesinde.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin böyle davrandığının bu satırların yazarına söylenmesine gerek yok. Zaten böyle bir gidişattan haberdarım. Fakat gelir seviyesi yüksek olan ülkelerde böylesi uygulamanın yanında işsiz kalanın da mağdur edilmediği sistemler var ve orada iş bulamayanlar kendisini geçindirecek ücreti kamudan uzun süre alabiliyor. Yani yarın ile ilgili oralarda da endişe yok.

Yukarıda da değindiğim gibi taşeron meselesinde ana sorun daha çok ücret alıp maliyeti artırma sorunu değil kanaatimce. Asıl mesele, işini güzel ve verimli yapacak, işverenle ve çalışma arkadaşlarıyla uyum içinde olacak bu arkadaşların her sene başında ?bu işyerinde kalabilecek miyim?? sendromlarına bir son verebilmek.

Taşeron kadrosu için çözüm olarak; her işinin hakkını veren her çalışanın; kurum ayakta durdukça; ?ben burada ekmeğimi helalinden kazanıp ailemi geçindiririm ve buradan emekli olurum? rahatlığına ermesidir.



HEVAL E K´I
10.11.2017 19:10:16
Gotın é we gi rast é kek émıni eziz(Dediklerinizin hepsi doğru aziz kardeşiim) Hak edene hakkını tevdi etme düşünce ve temennisiyle...

bir taşeron
7.12.2017 12:29:11
Taşeronlarla ilgili yazınız öz konuları almış. şimdi taşeronlara kadro verildi. inşaallah bahsettiğiniz sorunları çözer bu adım

YAZARLAR