Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Halil ÇİFTÇİ


Bildik Senaryo; Amerikan Seçimleri ve Kaos Planı

Yazarımız Halil ÇİFTÇİ'NİN "KONUYA DAİR" ANALİZİ...


Amerika’da başkanlık seçimleri her zaman farklı şekilde siyasi veya politik manevralarla şekilleniyor. Amerika’nın çok eskiye gitmeyen siyasi varlığı zamanla belli dönüşümler geçirdi. Büyük Britanya’nın girişimleri ile başlayan Amerikan bağımsızlığı bir şekilde yeni kollektif bir ulusun temellerini atmaya kapı araladı. Demokrasinin ve insan haklarının dünyaya pazarlandığı bir ülke konumuna getirilen Amerika kısa tarihi içinde bu kavramlardan çok uzak icraatları hayata geçirdi. Amerika’da güney ve kuzey olarak bölünen toplumsal tabakalar zamanla güç ve para hırsına kapılarak savaşmış, uzun savaşların ardından dünya siyasetine yön verebilecek birleşik bir ülke olmakla sonuçlanmıştır. Bu süreçte demokratik seçimlerin yapılması ve başkanlık sisteminin toplumda ortak mutabakat olarak ortaya çıkması ile Amerika’da görkemli seçim kampanyaları yürütüldü.

Amerika Birleşik bir devlet olarak seçim sürecine girmeye başlamasıyla seçim vaatleri peşi sıra adaylar arasında bir yarışa dönüştü. İktidarı ele geçirebilme adına her türlü vahşi plan ve seçim vaadi adaylar tarafından açıklanmaktaydı. İlk dönemler öne çıkan en büyük seçim vaadi altın ve değerli madenlerin eyaletlerdeki nüfuslu kişilere verilmesi oldu. Ortaçağ Avrupası’nda Feodal beylere benzer kişiler Amerikan başkanlık seçimlerinde baskı unsuru olarak başkan adaylarını politize etti. Madenlerin belli başlı ailelere verilmesi ile diğer seçim süreçlerinde farklı bir vaat öne sürüldü. Bu vaat ise maden alanlarına bulunan Kızılderili kabilelerin varlığı ile oluşan madenlerin mülkiyet sorunu oldu. Bunun içinde başkanlar Kızılderililerin Amerika’daki varlığına son verebilme adına güvenlik güçleri ile Kızılderili ırkını yok etmeye başladı. Sayıları milyonları bulan bu sosyolojik varlık Amerikan başkanlık seçimlerinde siyasi bir malzeme olarak kullanılmış ve yıllarca etnik bir kıyıma maruz kalmıştır. Kızılderili tehdidinin ortadan kalkması ile beraber madenlerde ve ülkenin alt yapısında çalıştırılan sayılara milyonları bulan Afrika kökenli siyahi insanlar birer sorun olarak görüldü. Toplumsal sorunların Afro-Amerikalı kişilerin varlığı ile artığını düşünen beyaz adam, Amerikan başkanlık seçimlerinde Afro-Amerikalı insanları birer figür olarak kullandı. Sosyal hayatta birçok temel insan hakları beyaz adamın çıkarlarına göre belirlenirken,  bundan faydalanamayan tek sınıf Afro-Amerikalılar oldu. Başkan adayları beyaz adamın üstünlüğünü öngören seçim vaatleri ile seçim kampanyası yürüttü.

Geçmişten günümüze değin Amerika’daki birçok seçim vaadi daha çok kazanmak ve daha çok tahakküm kurmak için planlanmış belli başlı girişimleri beraberinde getirmiştir. Başkanlık seçimlerinin Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında geçmesi günümüzdeki rekabetin kızışmasına sebep oldu. Seçimlerde oluşan rekabetin varlığı, imaj çalışması ve çıkar gruplarının etkisi ile farklı boyutlara evirilmektedir. Bunu bilen başkan adayları seçimlere az bir süre kala çeşitli eylemler ve planları devreye sokmaktadır. Bunun en yakın örneğini G.W.Bush ile ikiz kulelerin bombalanması sonucu oluşan işgal planı ile gördük. Öyle ki Dünya’ya bir mesaj olarak gösterilen Irak’ın işgal edilmesi, Amerikan halkının yaşadığı bombalı saldırı sonrası teselli edilmesini amaçlamaktaydı. Daha sonra B.Obama ile El kaide liderinin öldürülmesi seçim dönemlerinde yaşanan en büyük eylem ve girişimlerden biri oldu.

Son olarak Amerikan seçimlerine etki edebilecek eylemler arasında gösterilen iki suikast diğer başkanlardan daha fazla gündeme oturdu. Seleflerini (Bush ve Obama) geride bırakan suikastlar ilk olarak IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’ye düzenlendi. Diğer suikast planı ise İran’ın Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleyman’ı ile tatbik edildi. Bu planların dışında yüzyılın projesi olarak lanse edilen ve İsrail’in tek taraflı çıkarlarını ön plana çıkartan Kaos Planı ’da Cumhuriyetçilerin adayı olan D.Trump’ın giderayak hayata geçirdiği son eylem oldu. Bir nevi imaj tazeleme çalışması da diyebiliriz. Dünya jandarmalığına soyunan Amerika’nın eli kanlı silahşörlerinden biri olan ve Ortadoğu’da her türlü sinsi işbirliğin arkasında yer alan İsrail’in Devlet başkanı Netenyahu ile birlikte açıkladığı plan, İslam dünyasında tepkilere yol açtı. Bu planın D.Trump’ın temsilciler meclisinden geçerek senatoya gelen azil sürecinden önce açıklanması ve başkanlık seçimlerine sayılı günler kala deklare edilmesi gayet manidar. Bir sene önce Amerika büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması ve bugün Kudüs’ü tamamen İsrail’ e bırakılması hiç şüphesiz Amerika’daki 3 milyonluk Yahudi oyunu alabilmek için planlandı. Trump’ın siyasi danışmanı olan Yahudi damadı Kushner tarafından hazırlanan ve yürütülen Kaos Planı ’da Trump’ın başkanlık seçimlerinde ipi göğüslemesi için düzenlenen sistematik bir işgal planın ikinci ayağı oldu. Her seçim döneminde dünyada infial yaratan bu tür girişimler hiç şüphesiz mazlum ve mağdur milletler üzerinde geliştirilen insanlık dışı hareketlerdir. İç politikadaki seçim vaatleri başka bir ülkenin siyasi varlığını tehdit etmemesi gerekirken Amerika’da bu sıradan bir gelenek haline gelmiştir. Daha önceki yazımda belirttiğim Sykes-Picot’un günümüz versiyonu Kaos Plan’ı ile ilk sınırlarını ifşa etti. Kukla Arap (Mısır, BAE, Ürdün…) devletleri ile hayata geçirilen planlar İslam dünyasını derin bir çıkmazın içine sürüklemektedir. Bu süreç Ortadoğu’nun her karışının paylaşılmasına değin devam edecek.

Türkiye’nin dış politika ’da yeni kırmızı çizgiler belirleyerek etki alanını daraltması batılı emperyal güçlerin daha fazla işine gelmektedir. Mısır, K.Irak, Suriye, Libya ve hatta İran devletleri ile el altından iş bitiren emperyallerin (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya, Çin…) Türkiye’nin kırmızı çizgilerini merkeze alarak yeni ve etkileyici dış politik hamleler gerçekleştirmektedir. Unutmamak gerek devletlerarası dış politikada duygusallığa ve küskünlüğe yer yoktur. Kim ki bu şekilde dış politika belirlemeye kalkar ise farklı mecralardan işletilen planların birer piyonu olur. Bunun en son örneklerini doğu Akdeniz’deki doğal gaz paylaşımında, Suriye’deki toprak ilhakında, Kuzey Irak’taki Haştişabi varlığı ve son olarak Libya’daki vesayet savaşlarında görmekteyiz.



Mehmet yaşar
1.02.2020 21:38:19
Diline sağlık yiğenim

YAZARLAR