Esat HOCALAR


BARIŞ PINARI HAREKÂTI VE PROPAGANDA

Yazarımız Esat HOCALAR’IN “KONUYA DAİR” ANALİZİ…


Propaganda batı dillerinden dilimize yerleşmiş bir kelimedir. Aslı "yeşermek, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak," anlamlarına gelirken İngilizcede 18. Yüzyıl başlarında terim olarak ‘‘Hristiyan inancını yayma komitesi’’ cümlesinde ilk olarak geçtiği saptanmıştır.1 İngilizceye Latince üzerinden yürümüştür.

Bu anlamda kelime dini bir terim olarak ortaya çıkmış ve zamanla bugünkü seküler hüviyetine kavuşmuştur. Bunun dilimizde ve kültürümüzde asıl karşılığı "TEBLİĞ"dir. Dini bir terim olan Tebliğ kültürümüzde zamanla seküler bir anlam almadığına göre bugünkü propaganda kelimesini karşılamaz. Bugün Propaganda için "YAYMA" Propagandist için ise "YAYMACI" kelimesi kullanılabilir.

Propaganda terim olarak "bir fikri, ülküyü yaymak için yapılan her türlü eylemdir". Propagandanın gücü zaman zaman "YAYMA"SI yapılan ideolojinin ya da Gerçeğin gücünün çok daha üzerine çıkabilir.

Buna şöyle bir örnek verilebilir; Amerika Birleşik Devletleri "Terörle Mücadele" adı altında 11 Eylül 2001 saldırılarının akabinde gerçekleştirdiği Afganistan ve 2003'de Irak işgallerinin ardından binlerce askerini kaybetti.2 Afganistan’da ve Irak’ta kesin sayı bilinmese ve muhtemelen hiçbir zaman bilinemeyecek de olsa ölen çocuk, kadın, sivillerin sayısı yüz binden fazla oldu. Amerika gerçek nedeni ne olursa olsun yapılan bu işgallerle yüz binlerce insanın ölmesine, milyonlarca insanın göç etmesine, Asya ve Ortadoğu’da istikrarsızlığa neden olduğu gibi kendi vatandaşlarının vergilerini Silah Tüccarlarına teslim etti. Ancak Propaganda özellikle ABD işgallerinin başlangıcında o kadar etkili oldu ki İşgal edilen ülkelerde bile kendisine azımsanmayacak kadar destekçi buldu.

Propagandaya göre ABD işgal ettiği alanları aslında işgal etmiyor bu bölgelere "Demokrasi" getiriyor ve ABD sayesinde bu bölgeler istikrara kavuşuyordu. Bütün dünyada ANA AKIM medya manşetleri özenle bu ABD propagandasına göre atıyor, gazetelerin köşe yazarları "DEMOKRASİNİN NİMETLERİNDEN" dem vurarak ABD işgallerini perdenin arkasına gizliyordu.

Televizyon kanallarının işgaller döneminde ve dünya genelinde yaydığı inanç genel olarak "EHLİLEŞTİRİLMESİ gereken YABANİLERİN" ABD tarafından "TERBİYE" edilmesinden ibaretti. ABD’NİN işgal ettiği ülkelerde mevcut gayrimemnun kitle memnuniyetsizliklerinde haklı da olsalar haksız da olsalar ABD’nin ipine "bebeğin anasının memesine yapışması gibi" yapıştılar.

Böylece, "işgal" Propaganda yolu ile "İnşa" olarak benimsendi, benimsetildi. Mevcut fikir ve eylem Propaganda ile perdelendi.

Türkiye’nin gerçekleştirdiği ve halen devam eden "BARIŞ PINARI" harekâtında ise Türkiye’nin ortaya attığı "BARIŞ" Propagandası yurt dışında hiçbir şekilde sahiplenilmediği gibi askeri harekâtın başarısı arttıkça ters orantılı bir şekilde propagandanın başarısı da azaldı ve kısa sürede yok oldu.

Kısaca özetlemek gerekirse bugün Kıta Avrupası’nda ve Anglo-Sakson dünyada Türkiye, karşı "YAYMA"NIN etkisi ile "İşgalci, barbar, sivilleri katleden, çocukları acımasızca öldüren, katil, halkın üzerine bomba atan, hastaneleri uçakla bombalayan, yok edilmesi gereken canavar, Türkiye Cumhurbaşkanı da bu yok edilmesi gereken vahşi canavarın lideri olarak" kabul edilmektedir.

40 yıldır Türkiye’yi Etnik Temele dayalı olarak bölmek için binlerce askeri, polisi, jandarmayı öldüren, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek, öğretmen, ormancı, işçi, gazeteci, esnaf, çiftçi, çoban, muhtar, kaymakam, mühendis her yaştan, her cinsten, her meslekten, her etnik yapıdan, her dinden, her mezhepten, her ilden binlerce insanın öldürülmesinden, işkence ile öldürülmesinden, yakılmasından, önce işkence edilip sonra uçurumdan atılmasından, doğrudan sorumlu olan, bu olaylarla ilgili yüz binlerce fotoğraf, yazı, anı, video kamerası, örgüt arşivi kamuya açık bulunan bir Terör Örgütüne karşı yapılan Askeri Harekât dünyadan neredeyse hiçbir destek görmemiştir, karşı propaganda gerçeği örtmüştür.

Terör Örgütü tarafından Mardin/Nusaybin ilçesine atılan havan neticesinde siviller öldüğü anda AFP "Türkiye sivilleri vuruyor" diye haber geçti ajanslara, örneğin!

Ulusal bir kanalda yapılan bir canlı yayın Terör Örgütü tarafından keskin nişancı vasıtasıyla hedef alındı "Dünyada haber bile" olmadı. Ne "ÖZGÜR BASIN" ne de "BASIN ÖRGÜTLERİ" tek kelime destek açıklaması yapmadı.

Ulusal basın aracılığı ile devlet yetkilileri "binlerce defa" harekâtın "ETNİK bir KİMLİĞE" değil Terör örgütüne yapıldığını söylese de Türkiye "Etnik kimliğine" bakmaksızın milyonlarca sığınmacıya "ev sahipliği" yapsa da Dış Basın için tek bir söylem egemen oldu "Türkler Kürtleri öldürüyor".

Kara propaganda Askeri başarının hızlı ve etkili bir şekilde gelmesiyle daha da hızlandırıldı. Türkiye içerisinde ve dünyada "Suudi Arabistan"ın ve BAE’nin Yemen’de yaptığını ya da ABD’nin Irak’ta yaptığını, hatta İsrail’in Filistin’de yaptığını kınamayan, kınayamayan, bu konu ile ilgili tek bir cümle kurmayan kişiler, örgütler, ülkeler bu kadar haklı olduğu bir konuda "Türkiye’yi adeta zevkle" kınamak için sıraya girdiler.

Bu adaletsiz yaklaşımı seçilmiş hükümetten yana değil de Darbeciden yana Mısır’da tavır aldıklarında da görmüştük. Ya da Türkiye bu adaletsiz tavrı "Darbeye teşebbüs eden CIA kuklalarını hala ülkelerinde ağırlayan, onlara oturum izni, vatandaşlık dağıtan Almanya’dan, ABD’den, Yunanistan’dan bilumum Batılı Doğulu ülkelerden de görmüştü." Belki bunda şaşılacak pek bir şey yok.

Şaşılacak olan ise bu kadar önemli bir harekât gerçekleştirecek bir ülkenin hiçbir Propaganda hazırlığının olmamasıdır.

Bizim Büyükelçilerimiz, Misyon şeflerimiz, yurt dışında ders veren akademisyenlerimiz, yurt dışında iş yapan iş adamlarımız, sözde Türkiye’yi tanıtmak için devletten milyonlar alan vakıf, dernek ve teşkilatlar nereye kayboldu?

Türkiye’nin kendisini, haklı davasını anlatmak için çok daha büyük bir Propaganda seferberliğine ihtiyacı vardır.

Eğer bir ülke PKK gibi bir terör örgütünün işlediği vahşeti dünyaya anlatamamışsa kazanacağı askeri zaferler masa başında kaybedilecektir.  1https://www.etymonline.com/search?q=propaganda&ref=searchbar_searchhint

2- Kesin olmamakla birlikte Afganistan’da 4500’den fazla Irak’ta ise 2500’den fazla ABD’Lİ asker öldü.



YAZARLAR