Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


AYASOFYA CAMİİ'MİZ KUTLU ve CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN.

Ömer Naci Yılmaz'ın yazısı;


 

Danıştay’ın 10 Temmuz 2020 tarihinde, Ayasofya Camii’ni cami olmaktan çıkarıp müze yapan 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nı iptal etmesi, milletimizin büyük çoğunluğunu sevindirmiştir. Ardından yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Ayasofya Camii Diyanet İşleri Başkanlığına devredildi. İlk Cuma namazının 24 Temmuz 2020’de kılınacağı açıklandı.

Ayasofya Camii’nin açılacak olması birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Tartışmalarda sivri dillilerin ne cami ile ne namaz ile ve ne de Cuma namazı ile hiçbir alakası yoktur. Tamamen ideolojik saiklerle camiye karşı çıkıyorlar. Karşı çıkışlarının temelinde ise “Batı ne der?” kaygısı vardı. Batı seni ne zaman kaale aldı ki sen Batı’yı kaale almaya kalkıyorsun? Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’yu işgal eden emperyalistlerin başında Fransa gelmiyor muydu? Cumhuriyetin ilanından sonra İller İdaresi Kanunu’nu aldığın Fransa sana dost oldu mu? Anadolu’yu işgal eden diğer emperyalist ülke İtalya değil miydi? 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nu aldığımız İtalya dost oldu mu? Birinci Dünya Savaşı’nda İttihatçıların kuyruğuna takılıp Osmanlı Devleti’ni birlikte yıktıkları Almanya’nın Ticaret Kanunu’ndan etkilenerek Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hazırlanmadı mı? Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da Almanya’dan alındı. Almanya dost oldu mu? Medeni Kanun sadece Türkçeye çevrilerek olduğu gibi alındığı İsviçre dost mu oldu? Anadolu’yu babasının malıymış gibi Ermenilere, Ruslara, İtalyanlara, Fransızlara, Yunanlılara peşkeş çekip işgal ettirip Marmara’ya/İstanbul’a kurulan İngilizler dost oldu mu? 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne kadar boğazların her iki yakasına bir tek olsun Türk askeri koymamıza müsaade etmeyen –sorsan Lozan’da zafer kazanmıştık- İngilizler ne zaman dost oldu ki? Ayasofya Camii’nin açılmasıyla Batı’ya ayıp edilmiş olurmuş. Batı dediğin yukarıda saydığımız ülkeler, bunlara ayıp olsa ne olur, olmasa ne olur? İnsan olmayan, insanlığı ayağa kaldırmayan kim olursa olsun onlara ayıp değil lanetler olsun. Kala kala iki büyük zalim olan Amerika ile Rusya kaldı. Rusya Deli Petro’dan beri Boğazlar başta olmak üzere topraklarımızda gözü olan bir ülke. Bunlara ayıp olsa ne olur, olmasa ne olur? Son olarak Amerikan zalimi kaldı. Bu zalime bilerek ve isteyerek ayıp etmek lazım. Bu zalimler değil mi 15 Temmuz 2016’da Ülkemizi yerli işbirlikçileriyle birlikte işgal etmek isteyen. Bunlara ayıp yapmak tarihi bir borç ve gerekliliktir. Anadolu’yu işgale gelen Yunan gemilerinin arkasında Amerikan savaş gemilerinin bulunduğunu unutmayalım. Yine Anadolu’yu işgal edip ilerleyen Yunan birliklerinin arkasında Amerikalı komutanların ve İngiliz birliklerinin olduğunu da unutmayalım. Unutmayalım diyorum ama maalesef hiç yokmuş gibi davranılıyor. İttihatçıların bugünkü temsilcileri Osmanlıya duydukları düşmanlığın ve kinin binde birini bu işgalcilere karşı duymadılar. Öncelikle hepsi Yunan aşığı, diğer ülkelerin ise hayranı oldular. Batı’yı kutsadılar. Düşmanına âşık olan aptal kız rolünü oynamak herhalde böyle bir şey. Bu kafa üzerine özel araştırma yapılması lazım. Dünyanın hiçbir yerinde, bir önceki devletine düşman, onu yıkanlara hayran bir millete asla rastlanmaz. Bunlar da bizim içimizden çıkmış. Ah çilekeş Anadolu ah, çok mümbitsin çok.

Türkiye’nin Otomobili’nin fabrikasının temeli 18 Temmuz 2020’de atıldı, hamdolsun. Temel atmanın hatırasına “Yenilikte Ben de Varım” kampanyası yapıldı, otomobilimizin resimleri isimlerimizle sosyal medyada paylaşıldı. Birileri temel atma törenini izlemedi, otomobil resmi paylaşmadı. Hatta hiç gündemlerine bile almadılar. Bu memlekette 1981’de Anıtkabir bayrak direğinin ipi yapıldı diye günlerce haber yapıldı. Nereden nereye… Bu ülkenin herhangi bir başarısına sevinemeyenler, varsa sevincini paylaşamayanlar, sahi siz nasıl bir ruh haline sahipsiniz. Beğenseniz, sevinseniz, mutlu olsanız birileri size hesap mı sorar? Bu son cümleyi yazarken Deniz Baykal’ın attığı twit aklıma geldi: “Anaokulundaki çocuklarımıza zorla başörtü takacaklar korkuyorum. Diğer dünyada Atatürk’e nasıl hesap vereceğiz?

Gelelim Sultan Fatih Muhammet Han’ın öncelikle bize ve sonra da insanlığa emanet ettiği Ayasofya Cami’mize.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, Peygamber müjdesine nail olan kutlu ordunun bir neferi olmaktır.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, 29 Mayıs 1453’teki Kutlu Fethin heyecanını yeniden yaşamaktır.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, Kutlu Fethin sembolü olan Ayasofya’da 1 Haziran 1453’te Fatih Sultan Mehmet Han ile birlikte kılınan ilk cumanın heyecanını yaşamaktır.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, Dünya’nın doğu topraklarının tanrısı kabul edilen Bizans İmparatoru Konstantin’in tüm melanetleriyle birlikte tarih sahnesinden silinmesine şahitlik etmektir.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, kutlu sultanların emanetinin sahipsiz olmadığını hem içeridekilere ve hem de dışarıdakilere ilan etmektir.

Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, 1071 Malazgirt Zaferi’nin, 1176 Miryakefelon Zaferi’nin, 1326 Bursa’nın fethinin, 1389’da I. Murat’ın Kosova Zaferi’nin, 1391’de Yıldırım Bayezid’in İstanbul’u kuşatmasının, 1453’te Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethetmesinin heyecanını yeniden yaşamaktır, kutlu fethin havasını teneffüs etmektir. Bugün Ayasofya Cami’mizde namaz kılmak, tarihimizle, ecdadımızla, Anadolu’yu mert insanların yurdu kılan aziz şehitlerimizle, gazilerimizle, necip milletimizle onur duymaktır, geç kaldığımız için onlarla helalleşmektir, onlara “Emanetinize sahip çıkılmıştır.” demektir.

Ayasofya Camii yalnız değildir, yalnız bırakılmayacaktır. Müze iken ziyaret ettiğimiz camimizi aslına döndükten sonrada ziyaret edeceğiz. Ve orada Fatih sultan Muhammet Hanımıza dua edeceğiz. Fatih’ten sonraki tüm sultanlarımıza dua edeceğiz. Orada alnını secdeye vardıran ecdadımıza, tüm geçmişlerimize dua edeceğiz. Ayasofya Camimizin müze olmasından sonra yeniden cami olması için mücadele eden herkese dua edeceğiz. Rabbimin rahmeti onlarla birlikte olsun. Fatih’in emanetine sahip çıkan, emanet edilme şartlarına göre yeniden cami olarak açan bizim sultanımız, Rabbimizin ve tarihimizin bize kutlu ikramı olan Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun, ömrünü bereketlendirsin, hizmetlerini ziyadeleştirsin. İyi ki varsın REİS.

 



YAZARLAR