Nejdet DEMİREL


ATATÜRK ÜZERİNDEN AK PARTİ'YE KURULAN TUZAK

Yazarımız Nejdet Demirel'in 'yeni' yazısı...


Bir yıla yakındır yazıp çizdik feryadı figan ettik, pek çok kardeşimizi uyarmaya çalıştık. Maalesef derdimizi kimseye anlatamadık.

Ak Parti'yi, cemaatlerin nazarında güvenilmez ve İslama diğer partiler den daha çok zarar veriyor algısını yerleştirmek için, bir dizi plan sahneye konulmuş durumda. 

İlki bir ilçemizde : Camii’nin dernek yöneticisi tarafından camii'ye asılan dev Atatürk posteri oldu. Arkasından ikinci provakatif eylem gerçekleşti, cuma hutbesinde 26 ağustos zafer bayramı ile ilgili okunan hutbede, neden Atatürk'ten bahsedilip dua okunmuyor diye bazı kişiler camii içerisindeki cemaati galeyana getirerek camii'yi terk ettiler. "Ak Parti'yi Atatürk'le özleştirip aynı kareye sokmak için büyük gayretlerin olduğunu gözlemliyoruz." 

 

Ak Parti'ye kurulan bu tuzak, Menderes hükümeti içinde aynen sahneye konmuştu. Yıl 1951 mantar gibi Atatürk heykellerine saldırılar peydah oldu. Atatürk'e hakaret dahil her gün yeni bir haber duymak mümkün hale gelmişti. O zamanın derin devlet yapısına çöreklenmiş CHP zihniyetin sahip olduğu, yargı ve medya ayağı harekete geçirilerek yaşanan olaylar Menderes'in başında olduğu hükümeti köşeye sıkıştırmak için kullanıldı.

 

Bakın şu işe ki : Atatürk'ün heykel ve büstlerine saldıranların, Ticani tarikatı mensupları olduğu iddiası ortalıkta dolaşıma sokuldu. Sonradan ortaya çıkan bazı gerçekler, CHP ve Ticani tarikatı ilişkisini gözler önüne sermeye yetecektir. O da şudur : Ticani tarikatı müritleri, şehir şehir gezip CHP için çalışmalar yapıp ve halktan oy istemişler. Olaylar bununla da sınırlı değil. 5 Mart 1952’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Ticani tarikatının başı Pilavoğlu’nun avukatlığını üstlenen "Yılmaz Akpınar’ın, CHP Balıkesir Milletvekili Muzaffer Akpınar’ın oğlu olması," CHP ve Ticani tarikatı arasındaki ilişkiyi anlamamız açısından önemlidir. "Cemaat ve dindarların batıl bir dava için istihbarat elamanı gibi kullanılması, o gün olduğu gibi, bugünde aynen, varlığını sürdürmektedir 

 

Konuya dönecek olursak, tehlikeli bir oyunun içine çekildiğini gören Menderes, Atatürk'ün kurduğu CHP kadrolarının yapmadığı şeyleri yapmaya mecbur bırakılacaktır. "Atatürk'ü koruma kanunu bu tarihlerde Menderes'in başında olduğu Demokrat Parti hükümeti tarafından çıkarıldı. Bununla da yetinilmedi Atatürk'ün heykel ve büstleri eski tek parti CHP dönemini aratacak şekilde her tarafa dikilmeye başlandı. Menderes hükümeti verdiği onca tavize rağmen orduya çöreklenmiş derin CHP kadroları tarafından, 17 mayıs askeri darbesiyle Demokrat Parti hükümeti iktidardan uzaklaştırıldı. Menderes ve iki arkadaşının idamına kadar olaylar devam etmiş ve binlerce insan haksız yere tutuklanmıştır. "Bu darbenin arkasında kim var diye baktığımızda, yakın tarihimizde yayınlanan arşiv belgeleri ve yapılan itiraflar, darbenin planlayıcısı ve organizatörü ABD'nin olduğunu ortaya koymuştur." 

 

Günümüze gelecek olursak, Menderes'in yaşadıkları ile şuan ülkeyi yöneten Ak Parti kadrolarının yaşadıkları ile örtüşen ortak nokta ve benzerlikleri anlatmaya gerek varmı? 

Parti bu baskılara ne kadar dayanır bilemiyorum."Erdoğan'a karşı izlenen stratejinin önemli bir ayağını da kimi yargı çevreleri oluşturmaktadır. Bu çevreler sahip oldukları yetkileri kötüye kullanarak görevlerini suistimal ettiklerine dair örneklerin çokluğu endişe verici boyutlara ulaşmıştır."

 

Şimdi Ak Parti ve cemaatleri karşı karşıya getirmeye dönük fitne ateşinin, arka boyutunu görmemize yardımcı olacak bazı örnekler vermek istiyorum. Ordu, yargı ve bir çok resmi kurum içerisine, Feto terör örgütünden boşalan yerlere, Solcu, Laik, Kemalist ve Kripto Fetöcüler yerleştiler. Bunların ortak özelliği, Erdoğan'ı hiç zaman kaybetmeden al aşağı etmek. Bu şeytanca planı uygularken yargı dahil her türlü enstrümanı kullanmaktan çekinmeyen bu hainler, demokrasi, insan hakları ve Fetö ile mücadele gibi, kulağa hoş gelen cümleler söylenerek kitleler manipüle edilmektedir.

 

Erdoğan'ı devirmek isteyenlerin dümen suyuna giren bazı yargı mensupları, verdikleri kararlarla toplumun vicdanını yaralamış ve partiye gönül vermiş binlerce insanı, Ak Partiden uzaklaşmasına sebep olmuşlardır. Yargının marifetiyle, haksız ve mesnetsiz bir şekilde, daha çok sol yayın grupların hedef göstermesiyle, dindar çevrelerin vakıf dernek ve kanaat önderleri yargının verdiği yanlı kararlar sonucu mağdur edilmişlerdir. Doğal olarak zulme uğrayan kişi ve çevreler, yaşananlardan dolayı faturayı Ak Parti hükümetine kesmiştir. Son yerel seçimlerde Ak Parti'nin özellikle büyük şehirlerde aldığı oy oranı, bu tespitlerimizi doğrular niteliktedir. 

 

Peki bu sürece nasıl geldik. 

Uluslararası baronlar ve yerli işbirlikçi hainler, ortak bir konsensüs üzerinde anlaşmış gözüküyorlar. 

Nedir O konsensüs açalım biraz : Recep Tayyip Erdoğan'ın gitmesinin gerekliliği üzerine yapılan mutabakat denebilir. Yamalı bohça gibi bir araya getirilip, AK Parti'yi iktidardan uzaklaştırmak için organize edilen kesimlere bakıyorsunuz. 

Kimler yok ki : Bazı cemaatler dahi işin içinde, PKK, FETO, Kemalistler, Faşistler anlaşılan nerde yeminli Erdoğan düşmanı varsa hepsi bir araya toplanmış vaziyette. "Şunu hemen belirtelim, Erdoğan'ı tasfiye etmek işini üst perdeden Amerika Birleşik Devletleri organize ediyor. Bunu gizli saklı değil açıktan açığa yaptıklarını söyleyebiliriz." 

 

Üzerinde düşünüp kafa yormak zorundayız. Erdoğan şahsında Türkiye neden hedef alınıyor diye. Kısa bir zaman öncesine kadar bu ülkede neler yaşandı ve hangi badireleri atlattık  hatırlatmakta fayda görüyorum. 

Gezi kalkışması, 17 Aralık kumpası, MİT krizi ve son yaşadığımız 15 Temmuz darbe kalkışması, hiç biri Erdoğan'ı devirmek için yeterli olmadı. Şimdi ise ellerinde koz olarak sahaya sürecekleri tek bir yol kaldı. 

"Cemaatler ile Ak Partinin arasını açmak," son dönemde haksız ve art niyetli verilen yargı kararları ve camii'ye asılan Atatürk posteri gibi hadiseleri bu bağlamda okumak gerekir. Tezgahlanan oyun tıkır tıkır işliyor ne acı ki, kısmende olsa bunda başarılı oldular diyebiliriz."

 

Erdoğan'ın şahsında müslümanlara kurulan tuzağa baktığımızda, AK Parti hükümeti'nin bir dizi hatalara imza attıklarını gördük. Özellikle son dönem Ak Parti icraatlarına bakıldığı zaman, cemaat ve kanaat önderi bazı hocalarla problem yaşandığını kamuoyunda çıkan haberlerden izliyoruz. Yazımızı polemik konusu yapmamak için, isimler üzerinde durmadan konuyu anlatmaya çalışacağız. Defalarca dile getirmeye çalıştık, Ak Parti bulunduğu pozisyonu korumak istiyorsa, pek çok konuda onunla aynı düşünceyi paylaşan, cemaat, vakıf, dernek ve toplumun sevip saydığı Alim zatlarla istişare ve koordinasyon ile bunu sağlıyacağını artık görmeleri gerekir. Diğer toplum katmanlarının Erdoğan'a verdiği destek, çıkar ve günü birlik menfaat üzerine kurulduğunu görmemek için kör olmak gerekir. 

 

Özellikle sol çevreler eliyle hakkında mesnetsiz ve iftiraya varan haberlerle, İslami duyarlığı olan çevreler hedef seçilerek haklarında bir çok asılsız kovuşturma başlatıldığına şahit oluyoruz. Devlet kurumlarına çöreklenmiş farklı ajandası bulunan kripto yargı mensubu kişiler, dindar kesime karşı yargıyı bir silah olarak kullanmaktalar. Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ak Parti hükümeti bu haksız uygulamalara izin vermemeli vede özellikle bu tarz davalarda ısrarcı davranan hakim, savcı ve yargı mensubu görevlilerin üzerine gidilerek olayın arka boyutu ortaya çıkarılmalıdır. 

 

"Muhafazakar ve dindar kesime sahip çıkılması ve onların duyarlık gösterdiği konular dikkate alınmadan, beraberlik kardeşlik gibi sözlerin bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır." İslami duyarlığı olan çevrelerin hükümetin bir çok icraatlarından rahatsızlık duymaktalar. Bunların bazılarını sıralıyacak olursak :

. İstanbul Sözleşmesi denen garabet uygulamada ısrarcı davranılması. 

. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuğ'un icraatları. 

. Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı, Zehra zümrüt selçuğ'un bu göreve getirilmesi.

. Kürtlere karşı son dönemde izlenen politikalarda MHP'nin etkisi altında bir siyaset izlenmesi. 

 

Sonuç olarak bize akıtılan zehiri nasıl pan zehire çevirebiliriz. Karamsar olmadan mutlaka bir çıkış yolumuzun Allahın izniyle olduğuna inancımızın tam olduğunu söylemem gerekir. Ülkemize yapılan saldırıları boşa çıkarmak büyük ölçüde Ak Parti'nin yaşananları doğru okuması ve Erdoğan'a pazara kadar değil, mezara kadar sahip çıkan, dindar insanları önceleyen politikalar izlenmesi gibi atılan adımların belirleyeceğinin, Ak Parti kadroları tarafından geç kalınmadan bu gerçeği görmelerini bekliyoruz. 

 

Yaşanan sancılı sürecin tersine evrilmesi isteniyorsa, bu bağlamda tüm İslami oluşumlara büyük görevler düşmektedir. Ak Parti'nin içinde bulunduğu zor koşullar ve mücadele etmek zorunda kaldığı küresel güçlerin varlığı, idrak edilerek bir ilişki ve söylem belirlenmesi hayati derecede önemlidir. Yapıcı eleştiri ve sahip çıkma duygusu, batacak gemiyi kurtarma girişimlerine çok önemli bir katkı sunacaktır."

 

YUKARIDA YAZILANLARIN ÖZETİ MAHİYETİNDE ŞU TESPİTTE BULUNABİLİRİZ. DERİN GÜÇLER AK PARTİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURARAK, ERDOĞAN'I KEMALİST POLİTİKALAR GÜTMEYE ZORLAMAKTALAR. EĞER AK PARTİ KADROLARI BU HATAYI YAPARLARSA ATATÜRK'LE AYNI KAREDE BULUŞAN PARTİDEN DİNDAR KESİMİ KOPARMAK  HİÇTE ZOR OLMAYACAKTIR. BU PLAN BAŞARIYA ULAŞIRSA, YANİ ERDOĞANI İKTİDARDAN UZAKLAŞTIRMAYI BAŞARIRLARSA, İKİNCİ PLAN DEVREYE SOKULACAK. CEMAAT VE İSLAMİ OLUŞUMLARA KARŞI HIZLICA OPERASYONLAR YAPILACAK. "Rabbim bunların şerrinden bizleri korusun."

 

Eski Albay ayrıca ergenekon davası sanığı ve CHP Milletvekilliği de yapan Dursun Çiçek'in Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak ne söylediğini tekrar hatırlatalım :

"AK Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı iktidardan indirin, bakın biz onları nasıl yargılıyoruz görün diyen, bu ülkede Başsavcılarımız var." 

YORUMU SİZE BIRAKIYORUM. 

 

"Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl, kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!" (Âl-i İmrân, 3/147)

Selam ve Duayla 

 



Hüseyin taş
6.09.2019 09:40:28
Yaziyi okudum çok önemli tespitler yapmışsın malatya belediyesi de aynı işi yapıyor ak partiye gönül veren insanları işten çıkarıp tayip düşmanı yapıyor halbuki malatya Belediyesi de ak partiden yüzde 69 oy aldı yalaniz malatya halkı gösterilen vekillerin belediye başkanlarının hiç birini beğenmiyorlar ama malesef halkın istediği hiç bir şey olmuyor bazıları dayatıyor halkta ak partiyi sevdiği için mecbur kalıyorlar zaten bu son gelen zamlarlada halkın iyice nefretini kazandılar sigara zami doğal gaz elektirik su ulaşım hizmetleri vatandaşın temel ihtiyaçlarına bile bile zam yapıyorlar ki ak parti düşmanlığı artsın .

Hüseyin taş
6.09.2019 09:40:38
Yaziyi okudum çok önemli tespitler yapmışsın malatya belediyesi de aynı işi yapıyor ak partiye gönül veren insanları işten çıkarıp tayip düşmanı yapıyor halbuki malatya Belediyesi de ak partiden yüzde 69 oy aldı yalaniz malatya halkı gösterilen vekillerin belediye başkanlarının hiç birini beğenmiyorlar ama malesef halkın istediği hiç bir şey olmuyor bazıları dayatıyor halkta ak partiyi sevdiği için mecbur kalıyorlar zaten bu son gelen zamlarlada halkın iyice nefretini kazandılar sigara zami doğal gaz elektirik su ulaşım hizmetleri vatandaşın temel ihtiyaçlarına bile bile zam yapıyorlar ki ak parti düşmanlığı artsın .

Hüseyin taş
6.09.2019 09:40:39
Yaziyi okudum çok önemli tespitler yapmışsın malatya belediyesi de aynı işi yapıyor ak partiye gönül veren insanları işten çıkarıp tayip düşmanı yapıyor halbuki malatya Belediyesi de ak partiden yüzde 69 oy aldı yalaniz malatya halkı gösterilen vekillerin belediye başkanlarının hiç birini beğenmiyorlar ama malesef halkın istediği hiç bir şey olmuyor bazıları dayatıyor halkta ak partiyi sevdiği için mecbur kalıyorlar zaten bu son gelen zamlarlada halkın iyice nefretini kazandılar sigara zami doğal gaz elektirik su ulaşım hizmetleri vatandaşın temel ihtiyaçlarına bile bile zam yapıyorlar ki ak parti düşmanlığı artsın .

YAZARLAR