Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Faysal Mahmutoğlu


Asli Kusurlu Çocuklar

Oya Baydar’ın dediği gibi, bu ülkede Kürt doğmak, Kürt olmak, asli kusurlu sayılmak için yeterli nedendir.


Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / Bir teneffüs daha yaşasaydı / Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / Devlet dersinde öldürülmüştür. Ece Ayhan

“En iyi Kürt ölü Kürt’tür” zihniyetinin taşıyıcıları iktidar olunca, Kürtlerin çocuklarının da kusurlu olarak dünyaya geldiklerini düşünür ve doğan bütün çocukları potansiyel suçlu olarak görürler.

Oysaki insanlık tarihi boyunca çocuklar masum kabul edilmiştir. Savaşlarda dahi dokunulmazdır. Çocuklar adeta kutsal kabul edilir.

Akaryakıt nakliye tankeri şoförü olan baba Salih Miroğlu oğlu Mihraç’a kırmızı bir bisiklet aldı. Mihraç bisikletine bindi, evin önünde işlek olmayan sokağında dolaştı durdu bir süre… Mutluydu, bisikletini çok seviyordu, tıpkı Galatasaray formasını sevdiği gibi. Okumayı da çok seviyordu; büyüyünce öğretmen olmak istiyordu. Ama okul sırası boş kaldı.

Eve ekmek alınacaktı. Bisikletine atlayıp annesinin verdiği parayla fırından ekmek alıp gelecekti. Ancak olmadı…

7 yaşındaki Mihraç bir polis panzerinin altında kalarak can verdi. Annenin çığlığı evde yankılanırken, baba akaryakıt almak için gittiği İskenderun’da yıkıldı. Parçalanmış çocuğun bedenine sarılamadılar bile. Küçük beden 11 metre ileride bulundu. Bisikleti ise üç parçaya ayrılmıştı. Terliğinin teki sokaktaki bir evin damına kadar fırlamıştı.

Acı yüreklere kazındı, İdil bir anda çalkalandı.

Bütün bunlara karşın Vali Bey panzer yavaş gidiyordu diye açıklama yaptı. Savcı ise Polisin üzgün olduğunu açıkladı.

Ortada bir yaşam hakkı ihlali var; hem de bir çocuğun yaşam hakkı ihlali. Bir çocuğun hayatını kaybetmesinden daha vahimi, o çocuğun ölümünden acı duymamaktır.

İnsan Hakları Derneğinin hazırladığı rapora göre son 10 yılda en az 40 yurttaş zırhlı araç çarpması nedeniyle yaşamını yitirdi. En son 11 yaşındaki İbrahim Kırtay, 25 Ağustos günü “zafer kutlamaları”ndan dönen ve içinde Erzurum 9. Kolordu Komutanının olduğu öne sürülen araçla Bitlis’in Ahlat ilçesinde; 7 yaşındaki Mihraç da Şırnak’ın İdil ilçesinde polis panzerinin çarpması sonucu yaşamını yitirdi.

4 Mayıs 2017’de yataklarında uyurken ölümle tanıştılar 7 Yaşındaki Muhammed Yıldırım ile 6 yaşındaki Furkan Yıldırım kardeşler. Panzerin evlerinin duvarına çarpması sonucu hayatlarını kaybettiler. Panzer sürücüsü, taksitlere bölünen 19 bin lira para cezasıyla kurtuldu.

Panzerler adeta bir seri katil gibi bölgenin ve çocukların korkulu rüyası.

Daracık sokaklarda, top oynarken, uçurtma uçururken, bisiklete binerken aniden bir köşeden devasa bir zırhlı araç karşılarına çıkabiliyor. Nedense bu zırhlı araçlar sadece Kürt coğrafyasında çocuk öldürüyor. Ayrıca bu zırhlı araçları, çoğunlukla kurt işareti taşıyan/yapan sarkık bıyıklılar kullanıyor.

Batıdaki yerleşim yerlerinde bu araçlar sadece izinsiz gösterilerde sahaya iniyor.

Zırhlı araçlarla çocukların ezilmesi olaylarının tamamının Kürt şehirlerinde vuku bulması tesadüf olabilir mi?  Kayıtlara “Ölümlü trafik kazası” olarak geçen bu olayların hiçbirinde “ölüme sebebiyet vermekten” dahi kimse tutuklanmıyor, ceza almıyor.  Adeta cezasızlık politikası hâkim. Mihraç’ın ölümüne neden olan kişi de olaydan üç gün sonra ifadeye getirildi ve serbest bırakıldı. Kaza raporunda Mihraç “asli kusurlu” olarak gösterildi. Mihraç, DUR işareti levhasının bulunduğu yerde durmamış, dikkatsizlik ve tedbirsizlik onucu kazaya neden olmuştu.

Dünyanın herhangi bir coğrafyasında bir panzer bir çocuğun ölümüne neden oluyorsa kıyamet kopar. Ama Kürt coğrafyasında haber bile olmuyor, herhangi bir toplumsal reaksiyon dahi gösterilmiyor. Çünkü biliyoruz ki bu çocuklar, zihinlerde başka bir iklimin, başka bir coğrafyanın çocuklarıdır…

Bir zamanlar bu ülkenin aydınları, akademisyenleri, gazetecileri, STK’ları haksızlıklara, zulümlere karşı ses çıkarırlardı. Konuşur, yazar ve itiraz ederlerdi. Artık çoğu suskun, susturuldu ve endişeli.

Herkes kendi mahallesine karşı duyarlı. Mihraç için sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Baroları (Toplam 14 baro, diğer barolar dönüp bakmadı bile) bir bildiri yayınladı. Bildiride şu nota yer verildi:

“Devletin güvenlik amacıyla zırhlı araçları yaşam alanlarında yaygın kullanımı, başta çocuklar olmak üzere yaşam hakkı ihlallerine sebebiyet vermektedir.”

Yaşam hakkı ihlali nedense hep Kürtlerin yaşadığı bölgelerde oluyor. Ve toplumun geneli buna sesiz kalıyor veya görmezlikten geliyor.

Hafızamızı tazelersek eskiden de çocuk ölümlerinin hep cezasız kaldığını görürüz.

Örneğin, Ceylan Önkol… Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Hambaz mezrasında koyunlarını otlattığı sırada havan mermisiyle katledildi. Annesinden makarna pişirmesini istemişti. Ama yemek nasip olmadı. 12 yıl mahkemelerde süründü davası.  Sonunda Ceylan’ı yüzde on hatalı buldu adalet…

Uğur Kaymaz 12 yaşındaydı. Babasıyla birlikte öldürüldü ve güvenlik güçleri sorumlu tutulmadı. Buzdolabında saklanan küçük kızların, bodrumlarda katledilen çocukların ölümünden de kimse sorumlu tutulmadı.

Oya Baydar’ın dediği gibi, bu ülkede Kürt doğmak, Kürt olmak, asli kusurlu sayılmak için yeterli nedendir.

 

Kaynak: Farklı Bakış



YAZARLAR