Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


AŞK SIRRI MUHAFAZA ETMEKTİR

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


“Bir kimse sağına soluna bakınıp bir kimseye bir söz söylerse o söz bir emanettir, sırdır. İfşa edilmemelidir.”[1]

Dostluk, insanın ruh dünyasını cennete çevirme iklimidir. Güvenin, teklifsiz birlikteliğin, samimiyetin, muhabbetin yaşandığı, peygamberin duasında karşılığını bulan rahmet coğrafyasıdır. Nasıl dua etmişti o rahmet peygamberi?

“Allah’ım bana öyle bir rahmet et ki o rahmetin sayesinde ülfet edineceğim dostlar edineyim.”

Ülfet edinilecek, cennet nefesi dostlukların en önemli özelliğidir güven ve emniyet. Kur'an bize cenneti tanımlarken orada inananların gönlünden haset, kin gibi menfi duyguların alındığını belirtmektedir.

“(Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar. Onlara oraya emniyet ve selâmetle girin denilir. Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.” Hicr/45-47

Bu ayeti ilk önce okuduğumda çok şaşırmıştım. İnanan insanların hem de muttaki olarak tanımlanan insanların gönlünde birbirine karşı menfi duyguların olacağını belirterek insanların duygu dünyalarına derinlemesine bir tahlil yapmaktadır. Bu gerçekten önemli bir insan değerlendirmesidir. Ancak benim burada üzerinde durduğum ve tahlilini yapmaya çalıştığım unsur ise cennet betimlemesidir. Cennet gönüllerden kinin, nefretin ve hasedin alındığı yer olarak karşımıza çıkması manidardır. Bu aşamada birbirinin cenneti olabilecek dostluklarda sırrı muhafaza etmek bir kişilik testidir. Bu kişilik testinde en önemli madde muhabbet ve ülfet halindeyken söylenen sırların olası bir küskünlük ve düşmanlık halinde ifşa edilmemesidir.

Sır emanettir, emanete ihanet ise zulümdür.

Mutasavvıflardan Hasan Basri; “Arkadaşının sırrını söylemen hainliktir.” Diyerek insan ilişkilerinde dikkat edilecek kişilere vurgu yapmaktadır. Ağzı sağlam insanlarla arkadaşlık etmek güvenli bir yolda yürümekle eş değerdir. Bunun için Ziya Paşa’nın hoşuma giden şu sözünü paylaşmadan geçemeyeceğim;

“Her gördüğün atı binektir sanma

Sırrını verme dostuna bazıları gevşektir

Eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir.”

At görünümde binek olmayan, dost görünümünde yaran olmayanları ayırt etmek hayatın en büyük kazanımlarındandır. Başkalarının sırlarını seninle paylaşan, arkadaşlarının arkasından konuşan insanlardan mutlaka uzak durmak gerekir. Çünkü o gevşek olanlardandır. Bil ki senin de arkandan başkasının yanında konuşmaktadır.

İşte aşkın piri, gönüller sultanı Hz Muhammed’in  (as) sırrı emanet olarak takdim etmesi çok manidardır. O yine hikmetli sözlerinden birinde şöyle buyuruyor.

“Münafığın alameti üçtür. Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edilince ihanet eder.”[2]

Bu hadisi incelediğimizde ilginç bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Münafığın ilk iki özelliğinin diliyle gerçekleştiğini görmekteyiz. Sır hadisiyle bunu birlikte ele aldığımızda sırrın ifşasının da dilin bir eylemi olduğunu fark ediyoruz.

O halde eli, beli, dili ve kalbi gevşek insanların güvenilir olmayacağını ve onlarla konuşurken dikkatli olmamız gerektiğinin altını çizmekte fayda vardır.

Sırına sahip olabilen bir dost güvenilir bir insandır. Ama gevşek olanlardan da uzak durmak elzemdir.

Sır bir insanın yürek evinin en mahrem odalarından birisidir. Mahrem odalar asla yol geçen hanına çevrilmez. Yol geçen hanı olan bir odanın artık mahremiyeti kalmamıştır.

Günümüzde sözde gündüz programları adı altında bir ailenin en mahrem anlarının bir sakız gibi çiğnenip ulu orta patlatılması bu programların yüksek izlenme oranları toplumun ne kadar yozlaştığının bir göstergesi değil midir?

Merhum Sezai Karakoç, Diriliş Neslinin Amentüsü adlı eserinde şu tespitte bulunmaktadır.

“Cephede yurdu savunmakla, yurdun içinde medeniyeti tahrip edenlerle savaşmak aynı şeydir.” İnançlı bireyler sadece sırrı muhafaza etmekle değil aynı zamanda toplumun ifsat edilmesine çanak tutan reyting tanrılarına kurban edilen aile kutsiyetini de korumakla sorumludur. Çeşitli platformlarda bunun insanlığın geleceğini tehdit eden en tehlikeli düşmanlardan birisi olduğunu haykırmalıdır.

İfşalar, itiraflar, kalbin en mahrem yerlerindeki cevherlerin Pazar malına dönüştürülmesinden farkı yoktur.

Evliliği yürütemeyecek kadar hasarlı hale gelen tekerlerin onarılmaya çalışılmasına rağmen hala aksaklıklar varsa bu mahkeme ve hakim önünde özel olarak belki paylaşılabilir. Ancak konuyu medyanın gevşek ağızlarının sakızı haline getirmek bu bunu sıradanlaştırmak aile medeniyetinin imhasına yönelik bir adımdır.

Sırların en kutsallarından birisi karı kocanın mahremiyetleridir. Hiç kimsenin vakıf olmasına müsaade edilmeyen ve evlerin kilitli odasının ardında yaşananları sözde sohbet adıyla çevresiyle paylaşmak ve bunu ulu orta konuşmak da münafıklık alametlerindendir. Aşkın piri, gönüller sultanı Hz Muhammed (as) bu hususta çok ciddi bir uyarıda bulunmaktadır.

“Kıyamet gününde Allah’a göre fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşa edendir.”[3]

İnsanın ahlaki düşüklüğünün en önemli göstergelerinden birisidir eşiyle yaşadığı özel anları paylaşmak. Bu ifşaları dinlemek veya bu tür itirafların yapılığı sayfaları takip etmek de bir o kadar ahlaki seviyesizliğin farklı bir göstergesidir. Bunun için özellikle böyle çirkin olayların yer aldığı, konuşulduğu ortamlardan uzak durmak çok ama çok önemlidir. Ağzı gevşek insanlar asla dost ve yol yürüyecek insan olamaz.

Sırrı ifşa etmek ihanettir

İhanet eden dost değildir.

Allah’ın hainleri sevmediği gerçeğinden yola çıkarak şunun altını rahatlıkla çizebiliriz.

Dili gevşeklerle dost olma!

Beli gevşeklerle eş olma!           

Eli gevşeklerde yoldaş olma!

Kalbi gevşeklerle arkadaş olma!

Bunlarla birlikte olanların ihanete uğraması, aldatılması kaçınılmazdır. Pişmanlık duyulmayacak birliktelik için yol yürüyeceğimiz insanları sadakat eleğinden geçirmemiz gerekir. Elekten dökülenlere itibar etmemek, onların yoldaşlığına güvenmemek yolculuğumuzun emniyeti için önemlidir.

Sadakat Eleği;

Yanında birilerinin sırrını paylaşıyor ve arkadaşlarının arkasından konuşuyorsa elek üstü insan değildir. Söz verdiğinde sözünde durmuyorsa elek üstü insan değildir. Emanete ihanet ediyorsa elek üstü insan değildir.

 


[1][1]Tirmizi- c. 2 sf. 314

[2] Buhari/ c. 1 Sf. 72

[3] Sahihi Müslim/ c. 4 Sf. 350 İrfan yayınları

YAZARLAR