Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


Asıl Yücelik...

Yaarımız Aziz DARICI'NIN "YENİ" YAZISI...


Boyun eğmişlik, kaybetmenin ve tükenmişliğin diğer adıdır. Çaresizlik kokan halimizin, hayata rücu etmesidir. Ruhun, canlılığını-heyecanını kaybetmesi, direniş ve isyan umudunu yetirmesidir.

Bu anlamda birçok insanın "boynu kıldan" incedir görüntüsü vermektedir. Hayalleri çalınmış olanlara, geleceği karartılmış olanlara, dahası bu günü kendilerine zehir edilmiş olanların boyun eğmişliği bir yazgıdır. Boyun eğenler için bu yazgıyı yaşamak bir kaderdir. Yoksa teselli olacak bir argümanları kalmayacak, hayatta tutunacak bir dalları kalmayacaktır. Bu duygu ve inançla, tanrının kendilerine biçtikleri bu kaderleri yaşamaları, bundan sonra daha kolaylaşacaktır. Çünkü onlar için  Tanrının emrine karşı gelmek, daha çok boyun eğmişliği getirecektir.

Thomas More "Ütopya" sında kurduğu bir hayali vardı. Eşitlik ve adalet üzerine. Herkesin kendini sorumluluklarını bildiği, kendi görevlerini aksatmadığı, mutlu ve huzurlu bir hayat...Lakin kendisi de hayalcilikten gerçek hayata döndüğünde  "Dilenciler sürüsünü yönetmek yücelik değildir; asıl yücelik zengin ve refah içinde ki insanları yönetmektir." diyecektir. Kendi hayatına mal olacak bir ömrün sonunda, boyun eğmişlerin derdine çare olamadı ama bir hakikati bize teslim ederek göçtü bu dünyadan. Geriye bir "Ütopya" sı kaldı. Cenneti hayal etmişti ama kendine biçilen "yazgı" yı aşamadı. Hizmet ettiği kral tarafından ölüme yollandı. Her zalimin kendi korkularının eseri olduğu hakikati bir daha görülmüş oldu. Sen ne kadar haklı olsan da; senin hayatın, güce tapanların iki dudağı arsında gelir-gider. Çünkü sistemin kendisi zulüm üzerine kurulmuş ve kan ve gözyaşı ile beslenmekte, acılar ile yöneltilmektedir. Zalimlerin kol gezdiği topraklarda "huzurlu ve mutlu" bir yaşam bir ütopyadır.

Birçok insanın kendi yazgısını aşacak gücü kendisinde bulamadığı, kendi hayatlarına olan duyarsızlığı kadere havale ederek, yoksulluğu-yoksunluğu kabullenmişlik içinde yaşmaktadırlar. Zalimlerin mahir siyasetine yenik düşen insanın, kendi hayatı adına alacak karaların sahici ve gerçekçi olması avuntudur. Sürü haline gelmiş benliklerimiz, bize sunulan hayat hikayeleri yaşamaya mecbur kılınmaktadır.  Kimi gönüllü, kimileri gönülsüz halde bu çarkı işletmektedirler.

Bizi yönetenlerin, boyun eğmişleri sürekli terbiyeye muhtaç olarak görmesi ise zilletin ta kendisidir. Hayata tutunacak dalları kesilen insanların sesleri kısıklığı; zalimlerin bağrışları, kavgaları, zorbalıkları arasında seslerinin duyulması zor gözükmektedir. Haklı seslerini duyuracak cesaretleri şimdilik uykudadır. Kendi hayatlarına sahip olacak özgüvenleri, kendi yüreklerini terk etmiş durumdadır. Özgürlüğe uçacak iradelerini kimi zaman zorla, kimi zaman çaresizce zalimlere teslim edilmiş durumdadır. Ayaklarındaki prangalara bakan gözleri, yürekleri ve akılları zaten köleleştirmektedir.

Oysa yapılacak olan bir isyan ateşi yakmak. Hak-hukuk-adalet için bir özgürlük ateşi. Her türlü müstekbire, zalime karşı dik bir duruş ve haykırış. Zaten kaybetmişliğin dibi görülmüştür. Bari izzet ve şeref mazlumdan yana olmalıdır. Onurlu bir hayat... Onu bizim elimizden alacak kimsenin olmadığına olan inanç gerekmektedir.

Beldelini ödemeye hazır olmayanlar, kendilerine yazılan "yazgı" yı yaşamaya niyetli olabilir. Ama bu ümmetin mazlumdan yana gönülleri "artık yeter" demektedir. Bunun için bu gönülleri bir arada getirmek ve "bir ve beraber"  olmalarına olan inançları diri tutmak gerekmektedir. O zaman payımız düşen "kan ve gözyaşı" bizden yana hakkını helal edebilir. Vesselam...



YAZARLAR