Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Halil ÇİFTÇİ


Amerika’nın Renkli Çığlığı; Rosa, Malcom, Ali ve Floyd

Yazarımız Halil Çiftçi'nın Yeni Yazısı...


Sınırsız bir özgürlüğün içine sıkıştırılan hayatların kurmaca dünyası Amerika. Bir zamanların ıssız ve bakir toprakları bir avuç çılgın macera perest seyyah tarafından  15. Yüz yıl ortalarında gaspediliyor. Akdeniz havzasında yüzyıllardır sıkışan Avrupa ekonomisi Osmanlı devletinin tam hakimiyet kurması ile beraber gücünü Akdeniz’de yitirmiş bundan dolayı farklı ticaret rotaları aramaya başlamıştır. Bunu fırsata çevirmek isteyen bir grup denizci yeni kolonyal merkezler elde edebilmek adına Okyanusların engin cografyasına dümen kırarak uzak diyarlara yelken açmıştır. Tarihler 12 Ekim 1492’yi gösterdiğinde Beyaz Adam Amerika adını alacak kıtaya ayak basarak, sonradan devasa bir işgal cografyası olacak kara parçasını tesadüfen bulmuştur. İlerleyen zamanlarda adanın iç kesimlerinde yaşayan yerli kabilelere rasatlayan Beyaz Adam bu problemide fazlaca üstelemeden zamanla halletme yoluna gitti. Öyleki sayıları 18 milyon civarında olduğu tahmin edilen Kızılderilileri sistematik bir soykırım ile yok etti. Bugün Amerika’da parmakla gösterilecek kadar az görülen Kızılderililer, kendi cografyalarını gaddar ve açgözlü birkaç hayduta bırakmak zorunda kalmıştır.

Kızılderili problemi ortadan kalktıktan sonra ilk dönemlerde Amerika kıtasına bir sürgün cografyası olarak bakılmaktaydı. Özellikle Büyük Krallık’ta(İngiltere) suça karışan, katil ve hırsızlar bu adaya sürgün edilerek kendi kaderlerine terk edilmiştir. Aradan fazlaca vakit geçmeden Amerika’nın Kuzeyinde zengin maden yataklarının varlığı keşfedildi. Bu keşif sonrası bugün eyalet adı ile anılan küçük kasabalar oluşturuldu. Zenginliğin zamanla artması ile beraber Amerika bir cazibe merkezi konumuna geçti. Bu cazibenin bir şekilde iktisadi hayatta etkin bir şekilde degerlendirilebilmesi adına ciddi bir iş gücü gerekli idi. Bunun içinde Beyaz Adam Afrika kıtasından sayıları milyonları bulan uzun boylu ve iri yapılı siyahi insanı buraya getirdi. Yıllarca karın tokluğuna çalıştırılan Afrikalılar birçok eziyet ve işkence ile karşı karşıya kaldı. Kimi Afrikalılar maden ocaklarında çalıştırılırken, kimileri bu  madeni limana götürecek demiryollarında, kimileride aristokrat ve zengin iş adamlarının çiftliklerinde zor şartlarda hayatlarını sürdürdü. Amerika’nın yeraltı ve yerüstü imarında  fazlaca payları olan Afroamerikalıların bugünkü durumu geçmişten günümüze gelen zihniyetinin değişmediğinin ispatı durumundadır.

Özgürlükler ülkesi olarak anılan ve Dünya kapitalizmine reklam edilen ülkenin sümen altı ettiği vahşi ve gaddar geçmişi son yüzyılda fazlaca gün yüzüne çıktı. Bunun ilk örneğini otobüste ayakta gitmeyi reddeden Afroamerikalı Rosa Park’ta görüyoruz. Rosa rutin olarak gittiği iş yerine otobüste bulunan boş koltuğa oturduğu için Beyaz Adam tarafından cezanlandırılıyor. Bu hareket Amerika’da Afroamerikalıların kitlesel bir eylem başlatmasına önayak oluyor. Bu girişim ülke genelinde Afroamerikalıların eşit yurttaş olduğu bir devlet düzenlemesini zorunlu  kılmıştır. Yapılan düzenlemeler sonrası Beyaz Adamın kendi dışındaki diğer etnik ve dinsel gruplara bakışını değiştirmedi. Bunun en büyük örneğini Müslümanlar üzerinde yapılan baskılarda görüyoruz. Birçok Misyoner grubunun Amerikan Senatosu ve Amerikan başkanı üzerinde hissettirdiği etkinin sonucu olarak Müslümanlar ciddi baskılar ve sınırlamalar ile karşı karşıya kalmıştır. Malcom X’de bu Müslümanlaradan biri olmuştur. Büyük kitlelerde uyandırdığı derin etki ve Afroamerikalıların maruz kaldığı muamelenin insanlık dışı olduğunu haykırması Amerikalı yöneticileri tedirgin etmiş ve bir Şubat gecesi eli tetikte bekleyen ajanlar  tarafından şehit edilmiştir. Yine Amerika’nın dünya üzerinde dominant bir özelliğe sahip olduğunun göstergesi olan Boks musabakalarında bir genç İslam diye haykırmaya başlıyordu. Bu genç Müslüman olduktan sonra Adını “Muhammed Ali” olarak değiştirdi. Uzun yıllar Boksta ciddi başarılar elde etti. Lakin bu Amerika için bir şey ifade etmedi. Neden mi? Çünkü Afrikalı bir Müslümanın başarısı Amerika’nın başarısı olarak kabullenilemiyordu. Birde o dönem patlak veren Amerika’nın Vietnam işgalide eklenince Muhammed Ali’nin; “Savaşmam, ben bir Müslümanım” demesi de eklenince. Amerika farklı bir figür ile yola çıkmaya ve dünyayı etkilemeye çalıştı. Bu figür Holywood’ta kendinden söz ettiren flim serisi olan “Rambo” oldu. Vietnam işgalini kahramanlık öyküleri ile besleyen Holywood senaristleri Bunun içinde Silvester Stolen’u başrolde oynadığı bir boks oyuncusunu öne sürdü. Bu sayede Muhammed Ali’nin haykırdıgı “Savaşa Hayır”, “Barış için Yaşmalıyız” sözleri unutturulmaya çalışıldı. Muhammed Ali’nin “İslam ile amel etmeliyiz” sözleri kitleleri İslam dinine yöneltmesi, Rambo’nun kahramanlık hikayeleri ile unutturulmaya çalışıldı.

Afrika kökenli insanların Amerika’nın bu kısa tarihi içinde üstlendikleri başarılar ve aynı zamanda  maruz kaldıkları kötü muameleyi insanlık hafızası hiçbir zaman unutmayacak. Üzerlerinde yürüdükleri bir ülkenin inşasında nasıl gayretler sergilediklerini tüm insanlığın bildiği Afroamerikalıların, bugün bile ikinci sınıf olarak kabul edildiklerine şahit olmaktayız. Bunun en son örneği George Floyd’un bir polis tarafından öldürülmesi ile gördük. Bu cinayet ülkenin top yekün bir şekilde sokağa dökülmesine yol açtı. Her ne kadar Amerikan yasalarında Her Amerikalı eşit vatandaş sayılsa bile toplumsal hayatta durum hiçte öyle değil. Öyle ki Beyaz Adam Afroamerikalı yada göçmen (Asyalı, Latin, Müslüman…) birini 911 arayarak şikayet ettiğinde polis tarafından farklı bir muamele ve tepki ile karşılanmaktadır. Toplumsal olarak bu durum bilindiği için birçok Amerikalı (Anglo-Sakson…) tarafından polis gücü kullanmaktan imtina edilmemekte ve hatta bu durum istismar bile edilmektedir. Nüfusun yaklaşık 3 milyonun evsiz bir o kadarınında gündelik bir hayatın içinde buluuduğu ve gelir adaletsizliğinin feci bir duruma geldiği bir ülkede küçük bir olayın ne kadar büyük bir toplumsal patlamaya sebep olduğunu Amerikada görmekteyiz. Kendi dışında diğer insanlara özğürlük, adalet ve refah sunmaması durumunda bu tip olayların daha çok yaşanacağı su götürmez bir gerçek. Dünya artık bir değişimin sancısı ile kıvranıyor. Krizler sadece bulundukları ülkeyi değil küresel ölçekte tüm dünyayı etkilemektedir. Gelir adaletsizliği ve temel insan haklarının askıya alındığı beldelerde insanların sokak hareketlerinde üstlendiği roller artmaktadır. Bunun da yegane çözümü; “…Tâ ki, o mal, sizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın.(bundan muhtaçlar da faydalansın)…” ilahi kelamının merkeze alınarak geliştirilen dünya iktisadi düzenin yeniden revize edilmesinden geçmektedir. Amerika’nın bugün kendi günahı ile yüzleşmesine sebep olanda Yüce yaratıcının bu kelamına karşı gelmesinden kaynaklanmaktadır. Dün Rosa Park, Malcom X, Muhammed Ali, George Floyd ve gelecekte daha niceleri Allah’ın düzenine karşı gelen bu beşeri sistemi yıkmaya ve ilahi nizamı getirmeye namzet olacaktır.



YAZARLAR