Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ramazan DEVECİ


Allah'ın İstediği Gibi Müslüman Olmak...

Yazarımız Ramazan Deveci'nin "yeni" yazısı...


Seksenli yıllarda rahmetli Timur Taş hocanın bir vaazını dinlemiştim. Hoca yüksek bir sesle şöyle diyordu: "Bir Müslüman kurulmuş bir saat gibi sabah namazına kalkamıyorsa karşıma çıkıpta bana ben şeriatçıyım, ben mücahidim demesin sus sahtekar adam ne şeriatçısı ne mücahidi sen Müslüman bile değilsin." 

Kitleleri etkileyen bu ifadelerin esasen bugünkü anlamda tekfircilikle bir ilgisi yoktu. Hoca hitabet sanaatı içerisinde mübalağlı bir ifade ile insanları etkilemeye çalışıyordu. 

İman amel ilişkisi içerisinde sabah namazına kurulmuş bir saat gibi kalkmayan bir Müslüman'ın kafir olduğunu iddia etmek elbette doğru değil.. Ancak iman salih amele dönüşmüyorsa yani bir anlamda Müslüman kurulmuş bir saat gibi sabah namazına kalkamıyorsa o kişinin Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olmadığını söylemek sanıyorum yanlış olmaz.

Bir Müslüman hayatında bir kez bile Allah'ın kitabı Kuran'ı anlamak için okumamışsa, bir Kuran meali, bir Kuran tefsiri bitirmemişse, canlı Kuran olan Hz. Peygamberin hayatını, Peygamberin Ehl-i beytinin hayatını okumamışsa, yaşayan Kuran olan Peygamberimizin hayatından, Kuran'ı öğrenme çabası içerisine girmemişse ve hayatı boyunca, Kuran'ı doğru anlamak, doğru yaşamak için, süreüen bir şekilde, meal ve tefsir okuma çabası içerisinde değilse, Allah'ın istediği bir Müslüman olması mümkün müdür? 

Bir Müslüman hayatının merkezine sevgiyi koymamışsa bütün Müslümanları, bütün insanlığı, bütün calıları hatta bütün yaratılmışı sevmiyorsa, sevginin ve düşmanlığın merkezine Allah'ı, Allah'ın Resulünü, Resulün temiz Ehl-i Beytini koymamışsa, onların dostlarına dost, düşmanlarına düşman değilse, Allah'ın istediği bir Müslüman olması mümkün müdür? 

Bir Müslüman hayatında Allah Resulünün ahlakını örnek almıyorsa,  emin ve güvenlir bir insan değilse, sözünde durmuyor, borcunu vaktinde ödemiyorsa, insanlar elinden, dilinden ve gözünden emin değilse, çokça namaz kılıp oruç tutsa bile, hatta her sabah sabah namazına, kurulmuş bir saat gibi kalksa bile Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilir mi?

Bir Müslüman insanların aç ve açıkta olmasından rahatsız olmuyorsa, yada rahatsız olduğu halde kendi hiçbir şey yapmıyorsa, bir yetimin başını okşamıyor, bir açı doyurmuyorsa, "O inanlar bolluktada darlıkta da infak ederler" ayetini gereği olarak, Allah'ın kendisinden rızık olarak verdiklerinden infak etmiyorsa, yada İmam Ali'nin ifadesi ile cimrilerin zekatı olan, kırkta bir zekat vermekle, maaşından gelirinden hiç olmazsa yirmide bir, yada onda bir, yada beşte bir infak etmeden Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilir mi?

Bir Müslüman "Birilerine olan kininiz ve sevginiz sizi Adaletten ayırmasın" (Nisa-138, Maide-8)  ilahi buyruğunu göz ardı ediyor, sevdiklerine torpil, kayırmacılık yapıyorsa, düşmanlarına yapılan haksızlıklardan rahatsız olmuyorsa, hatta adaletsizlik kendisine yapılmadıkça, yapılan adaletsizliklerden rahatsız olmuyorsa ve iktidarların adaletsizliklerine karşı mücadele etmiyorsa, malından çokça inkakta bulunsa bile Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilir mi?

Bir Müslüman "Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler oldunuz" (al-i imran-103) ilahi buyruğuna rağmen, Ümmet kardeşliğini bir tarafa bırakarap milliyetçi ve mezhepçi duygu ve düşüncelere sahipse, Müslümanların birliğini, kardeşliğini vahdetini, değilde kendi cematini, mezhebini, ırkını önceliyor Müslümanların vahdetine zarar veriyorsa Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilir mi?

Bir Müslüman yerel adaletsizliklerden rahatsız oluyor ancak evrensel bir bilince sahip olmadığı için dünyadaki küresel güçlerin, emperyalistlerin yaptıkları adeletsizliklerden, zulümlerden rahatsız olmuyorsa, bu adaletsizliklere karşı mücadele etmiyorsa, emperyalizme karşı, büyük şeytan Amerika'ya karşı mücadele bilincine ve ruhuna sahip değilse, Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilir mi?

Bir Müslüman küresel zulmün, küresel emperyalizmin en somut ifadesi olan işgalci siyonist İsrail'in varlığından rahatsız değilse, bu siyonist yapının, siyonist zulmün ortadana kalkması, yok olması için çalışmıyorsa, yetmiş yıldır mülteci kamplarnda yaşayan yaklaşık  altı milyon Filistinlilerin yurtlarına, evlerine dönmesini dert edinmiyor, bu dava için çalışmıyorsa, vahiy yurdu Kudüs'ün siyonist işgalden kurtulması için çalışmıyor, özgür Kudüs ideali taşımıyorsa, geceleri teheccüt namazı kılsa, Pazartesi, Peşembe günleri oruç tutsa, çokça ilim ve amel sahibi olsa bile, Allah'ın istediği gibi bir Müslüman olabilr mi? böyle bir şey mümkün müdür?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak yazıyı daha fazla uzatmadan bu noktada Hz. Mevlana'nın bir sözünü hatırlatmak istiyorum.

Mevlana "Kimin yüreğinde aşk yoksa yok olsun" der. Bende "Yüreğinde özgür Kudüs sevdası taşımayan, küresel ve yerel adaletsizliklere karşı mücadele bilincine sahip olmayan Müslümanlar aşksız insanlardır. Dolayısı ile yok olsalar da bir şey eksilmez" diyorum.

Bugün için Dünya'da aşkın adı özgür Kudüs'tür. Mücadelenin adı özgür Kudüs'tür. Adaletin adı Özgür Kudüs'tür. Direnşin adı özgür Kudüs'tür. 

Selam olsun Özgür Kudüs bilincine sahip olanlara, selam olsun Allah'ın istediği gibi Müslüman olma çabası gösterenlere...  

Kaynak: Ekran Gazetesi



YAZARLAR