Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Musab Aydın


ALFA JENERASYONU

Musab Aydın'ın yazısı; Kuşaklara Sesleniş


 

Sevgili dostum,

“Kuşaklara Sesleniş” başlığıyla uzun zamandır sana yazıyorum. Sanırım bu konuyla ilgi son kez yazmış olacağım. X, Y ve Z kuşakları hakkındaki düşüncelerimi ve bu üç kuşaktan gelen eleştirileri seninle paylaşmış oldum. Senin düşüncelerinden de istifade ettiğime satır aralarında yer verdim. Nesilleri kategorize edenler son kuşağı “Alfa Jenerasyonu” olarak isimlendirmişler. Kimisi 2013 sonrası doğanları bu kategoriye alırken kimisi ise 2020 sonrası doğacak olanları kabul ediyor. Bu görüşte olanlar 2013 sonrasını ara kuşak olarak değerlendiriyor. Tıpkı isimlendirilen daha eski diğer kuşaklar gibi ara kuşaklara da değinme fırsatımız olamadı. Konu hakkında yazılanların her jenerasyon öncesi veya sonrası bir ara kuşak tanımlaması var. Dostum, bugün Alfa kuşağına yazdıklarımı seninle paylaşmak istiyorum.

Aziz dostum,

  “Alfa” üzerine yazmadan önce bu kelimenin anlamını merak ettim. Daha önce bir harf ile kuşak tanımlaması yapanlar neden son nesil için Alfa Jenerasyonu’nu seçtiler? Nedir bu kelime diye sözlüğe baktığım da Yunan alfabesinin ilk harfi olarak kayıtlara geçmiş olduğunu gördüm. Ancak ikinci bir anlamının da İspanya’da yetişen kâğıt, ip ve halı yapımında kullanılan bir bitkinin adı olarak karşımıza çıkmakta. Fakat zooloji (hayvan bilimi) alanında ise Alfa, lider anlamında. Yani bireyler arasında karar veren ve verdiği karalara uyulan kişi demekmiş. Öyle görülüyor ki bu son anlam isim belirleme de önemli bir faktör olmuş. Dostum, senin vesilen ile bu “lider beklentili” nesle hitap etmek istiyorum.

Sevgili Alfa Jenerasyonu,

İnsan kaynakları size “Alfa jenerasyonu” ismi uygun görmüşler. Ben bu hitap dışında başka bir sözcük kullanmak isterdim. Lâkin bir kavram kargaşasına yol açmasın diye aynı kelimeyle size hitap ediyorum. Sessiz, X, Y ve Z kuşakları ile farklı dönemler yaşadık halihazırda bir arada yaşadığımız kuşaklar da var. Sizinle de tanıştık veya tanışmanın arifesindeyiz. Her kuşağın faziletleri olduğu gibi zaaflarını da görüyoruz. Sizden önceki Y kuşağının teknoloji ile imtihanı zorlu bir serüvene dönüştü.  Z kuşağı ise faydaya dönüştürme çabalarına rağmen teknolojinin karşısında ancak göreceli bir başarı elde etmiş görünüyor. Bu süreçte kaybettiklerinin ise henüz bir çetelesi çıkarılabilmiş görünmüyor. Sizin için “dijital çağın çocukları” yakıştırması yapılıyor. Girişimci, rahata düşkün, konformist, sabırsız ve kendisine odaklı bir kuşak deniliyor. Hatta sizi o kadar sabırsız ve aceleci görüyorlar ki ölümü bile erken isteyebileceğinizden endişe ediyorlar. İnsan yerine robotlarla arkadaşlığı tercih edeceğinize dair bir öngörü de bulunuyorlar. Sanalı gerçekliğin merkezinde tutacağınızı, yarım asırlık tecrübeye sahip babalarınız yerine bilgiyi Google’dan öğrenmeyi tercih edeceğiniz düşünülüyor. Size uygun görülen bu tanımların içinde büyük tuzaklar olduğunu düşünüyorum.

Değişimin önünde durmanın anlamsız olduğunu biliyorum. Lâkin bu değişimi doğruya ve hayra kanalize edebileceğini ümit ediyorum. Bu sebeple sana şimdiden yazıyorum. Tuzaklardan korunmak için önce özgür bir beyin gerekir ki bu potansiyele sahip olduğunu biliyorum. Özgürlüğüne sahip olabilmek için hiç kimseyi, hiçbir şeyi Allah’ı sever gibi sevme. Ya da sevebilirsin, fakat o zaman da birden fazla Tanrı’ya bağlanmış olacaksın. Bu durumda ise insanın kendi özgürlüğünü kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır. Allah’tan korkar gibi hiç kimseden korkmamak gerçek özgürlüktür. O’ndan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkmalı. Allah’tan korkmamayı da seçebilirsin lâkin korkuların azalmayacaktır. Aksine daha çok varlık kalbine korku salacağını biliyorum. O senin en güvenli limanın. En zor veya ferah zamanlarınızda ona sığın. Göreceksin, bütün sağlam kalelerin günün birinde yıkıldığını. Ama o her daim dostun olduğunu, O’na hiçbir şeyin gizli olmadığını göreceksin.

Belki sayısız arkadaşın olacak ancak onlara fazla bel bağlama. Günün birinde seni terk edecekler sırasıyla. Sadece hayatında birkaç sağlam arkadaş ve dost edinmeyi ihmal etme. İlmin ve hikmetin peşinden gidenler yegâne önderin Allah Resulü Hz. Muhammed olduğuna şahit oldular. Onun ayak izlerini takip edersen yolunu şaşırmayacağından emin olabilirsin. Ya da başka liderler seçebilirsin. Lâkin günün sonunda elinde bir pişmanlık dışında hiçbir şeyin kalmayacağını bilmeni isterim.

Politikacıların doğru işlerini destekleyebilmeli, yanlışlarına karşı durabilmelisin. Ama onlara asla güvenmemelisin. Politikacıların hırsları uğruna heba ettikleri nice toplumlara şahitlik ettiğimizi söyleyebilirim.

Büyüklerini incitme, unutma ki günün birinde sende bir ailenin büyüğü olarak saygı görmek isteyeceksin. Anneye babaya itaat etmenin ve ailene sahip çıkmanın önemini aklından çıkarmamalısın. En zor zamanlarında seninle sadece onlar kalacaktır.

Öyle sâlih çocuklar yetiştir ki ahlak ve bilgiyle donatılmış olsunlar. Bu zorlu bir iş elbette ama aksi durum hayatını anlamsız kılacağı gibi belâ ve musibetlerden yakanı kurtaramazsın.

Ağır başlı olmanın, az konuşmanın ve boş sözden uzak durmanın faydasını göreceğinden emin olabilirsin. İnsanları küçümsemeden, nezaketli olmaya özen göstererek ve gurura kapılmadan bir hayat yaşamalısın. Bunları yapmak istemezsen kaba, kibirli ve nobran biri olarak toplumda bir yerin olmayacağı gibi Allah katında da işin kolay olmayacaktır.

İnsanları tanımalısın, dış görünüşleri seni aldatmamalı ve tanımak için acele etmemen gerek. Dost ve düşman ancak zor zamanlarda belli oluyor.

Dünya malını insandan üstün tutmak, yaldızlı sözler ile ahkam kesmek ve fazla konuşarak etrafında bulunan insanlara yük olmak: en çok yapılan hatalardan.

İnsanoğlunu bekleyen önemli hatalardan biri de kendisini ön plana çıkarması, konuştuğunda doğruyu söylememesi ve söz verdiğinde onu yerine getirmemesi. Bu hasletler insan ilişkilerinde güvensizlik sorununu derinleştirir. Bunları aşmanın yolunu Allah’ın elçisinin rehberliğinde Kur’an ile çözebileceğini hatırlatmak isterim. Konuşurken sesini yükseltmemek, aynı kelimeleri tekrar etmeyerek dinleyeni bezdirmemek ve sözüne itibar edilmiyorsa susmayı tercih edebilmek: dile kolay ama ameli zor hasletlerden.

            Biraz toplumu gözlemleyebilirsen tembellikten sakınmanın önemini göreceksin. Tembellik insanın hayatını zorlaştırır ve başta ailesi olmak üzere toplumun saygısını kaybetmesine yol açacaktır. Yaşadıkça çalışabilmeli insan zira çalışmak hayatın kendisidir.

Allah’ın nimetlerinden insanlara ihsanda bulun ki, Allah’ın ihsanına mazhar olasın. Sadaka vermeyi ihmal etme. İmkânı olduğu halde cimrilik yapanların sadakaya muhtaç olduğuna şahit olacaksın. Kapına gelen fakirin kalbini kırma. Kalbi kırılan çaresizlerin ahı tutar.

Salih insanlarla bir arada bulunmaya itina göster ki sâlihlerden olasın. İnsanların arasını bul ve merhameti elden bırakma. Merhameti olmayanın merhametsizliği, merhamete muhtaç kalmıştır. İnsanların hatalarını ortaya saçma, ayıplarını gizle ve kimseyi incitme. Unutma ki bir insanın ayıbını gizleyenin de ayıpları gizlenmiş ve düzeltme imkânı bulmuştur.

Son olarak her çağda ve her kuşağa hitap eden aziz Kur’an’dan Hz. Lukman’ın oğluna tavsiyeleri ile mektubuma son vermek istiyorum.

“Lukman, Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.

Yavrucuğum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.

Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.

Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.”

(31/Lukman Sûresi 13-16-17-18-19. ayetler)                                                         



YAZARLAR