Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Musab Aydın


AKS-İ SEDA 3

Musab AYDIN'IN Yazısı; Kuşaklara Sesleniş


 

Sevgili dostum,

X ve Y kuşağının bana ilettiği eleştirileri, önerileri sana yazdım. Senin de düşüncelerini yazmana sevindim ve istifade ettiğimi bilmeni isterim. Bugün Z kuşağından bana ulaşan metinleri seninle paylaşmak istiyorum. Sorun büyük olunca dert de bir o kadar büyük oluyor. Çözüm üretmek ise sanıldığı kadar kolay değil. “Bizim gibi doğulu toplumlarda bir tez canlılık var, sonuca da hemen varmak istiyoruz.” diye yazmışsın. Sana katılıyorum, bu aşamadığımız büyük bir handikap. Sorunlar karşısında matematiksel veya tablet çözümler bekliyoruz. Oysa bir sorunu, her birey farklı şartlarda ve duygularla yaşamaktadır. Çözümlerimizde ona göre farklılık arz etmelidir.

Kuşaklar arası çatışmanın azaltılması ve iletişim kanallarının açılması için neler yapılması gerektiği önemli bir soru olarak karşımızda duruyor. Devletin eğitim politikasıyla da ilgili tarafları olan bir konu. Fakat konunun uzmanlarınca yapılan çalışmaların yetersizliğini sende görüyorsun. Aileler ise her sorunda olduğu gibi çözümü kendi dışında bekliyor. Senin de dediğin gibi “Biz insanlar elimizi taşın altına koymaya yanaşmıyoruz.” Kanımca bu işi aileler ciddiyetle ele almalı ancak ilgili kurumlar ve uzmanlardan da destek talep ederek onları da harekete geçirebilmelidirler.

Sesimiz Z kuşağında, genç erkeklere ulaşmamış gibi. Orta öğretim ve üniversiteye henüz başlamış hanım kızlarımız yazmış. Bu sebeple daha çok sorumluluk hisseden, anlamaya çalışan bir dillerinin olduğunu gördüm.  Bana ulaşan bu metinlerin, beklediğimin aksine ümit verici bulduğumu söylemeliyim. Her şeyden önce bu hengameyi anlama gayretleri öne çıkmış yazılanlardan. Kanaatim, Z kuşağına değerlerimizi ve kültürel mirasımızı aktarma şansımız hala var. Bu saatten sonra dedelerin, ninelerin evlere alınmayacağını biliyorum elbette. Geniş aile modeline yeniden dönmek yakın zamanlarda mümkün görünmüyor. Lâkin bir başka yol bulmamız gerektiği de ortada. İki kuşağın birlikte zaman geçirme olanaklarını geliştirebilmeliyiz. Daha geniş vakitlerde beraberlik imkânını oluşturmak için yapabileceklerimizin olduğunu düşünüyorum.

E. G.

“Yazıyı okuduktan sonra bir düşünceleniyor insan, çok haklı tespitler var. Peki söylendiği üzere Z kuşağı olarak bize düşen görevler nelerdir? Her ne kadar X kuşağının yaşadığı zorlukları yaşamamış ve tecrübeleri edinmemiş olsak da kültürel mirası edinmek için hangi yolları izlemeliyiz?”

Kıymetli dostum,

Kardeşimiz konuya oldukça sağduyulu yaklaşmış. Tespitlerimi yerinde görmesinin ötesinde Z kuşağının neler yapabileceğini sorgulamasını önemli bulduğumu söylemeliyim. Değerli bulduğum diğer bir hususta, henüz kültürel tecrübe ile tanışıyor olmalarına karşın önceki kuşakların değerler mirasına ulaşmak için izlenecek yol arayışları. Kanımca kuşak çatışmaları daha çok ebeveyn ve çocuk arasında yaşanıyor. Bu çatışma bir önceki kuşak ile bu denli olmadığını biliyoruz. Torunlarıyla meşgul olan büyüklerin, çocuklarında yaşadıkları tecrübeleri ile hareket ettiklerine şahitlik ediyoruz. Torunlarını yetiştirirken daha toleranslı davranarak bir diyalog geliştirebildiklerini hep gözlemlemişimdir. Toplumun kültürel hafızası olan yaşlılarımızı bir kenarda tutarak -başka bir ifadeyle yalnızlığa terk ederek- büyük kayıplar yaşıyoruz. Aslında kendimizi ve çocuklarımızı da bir yalnızlığa mahkûm etmiş olduğumuzu göremiyor muyuz acaba?

E.

“Çok güzel bir yazı, evet biz Z kuşağının böyle durumları var. Fakat Z kuşağı olarak yaşadığımız teknoloji kirliliğinden kendimizi nasıl arındırabiliriz? Bu hususların da işlenmesi güzel olabilir. Ayrıca aklımda kalan bir soru da bizden sonraki nesli neler bekliyor? Nasıl zorluklarla karşılaşacaklar, neler yapılabilirler? Bu konuların işlenmesi, zihnimizi meşgul eden soruların cevaplanmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Aziz dostum,

Kardeşimiz öncelikle kaygılarını ifade etmiş. Teknolojiden arınabilmenin önemini hatırlatıyor. Bu zor sorunun kolay bir çözümü olduğunu düşünmüyorum. Lâkin her birey kendi ihtiyacıyla sınırlayabilir, teknoloji kullanımını. İradesini ortaya koyabilenin sorunun çözümünde yol alacağına inanıyorum. Önemli bir kaygısı da kendilerinden sonraki nesli, yani “Alfa jenerasyonu” olarak adlandırılan kuşağı nelerin beklediği. Doğrusu herkesin kendisine göre bir çözüm önerisi var. Zaman zaman konu hakkında yazan, konuşan olsa da derde deva bir sonuç ortaya koyamıyoruz. Şu bitmez tükenmez yakınmalarımızın ötesine geçip bir yerden işe başlayamıyoruz. Alfa kuşağını nelerin beklediğine gelince: Z kuşağına neler bırakabilirsek veya onlar neleri kabul ederse ve sahiplenirse… Yine de Alfa neslini bekleyen değerler Z kuşağının sahip olacağı birikimlerden farklı olmayacağını söyleyebilirim.

S.N.U

“Z kuşağının sorunları da Y kuşağına oradan da dolaylı olarak X kuşağına bağlı. Bu aynı zamanda X kuşağın bebekken yatırılma pozisyonu nedeniyle kafatasının arkasının düz, Y kuşağında ise yuvarlak olması gibi.  Ayrıca, daha dünyaya gelmemiş bir nesil için isim verilmesi nasıl oluyor ve ne kadar doğru olur sizce?

Z kuşağı ile ilgili şöyle bir şey söyleyebilirim. Teknoloji ile doğmuş olabiliriz ama teknolojinin içine doğmadık. Bence bizden sonraki nesil için o tabiri kullanmamız daha doğru olacaktır.

Yazıda bizim için yalnızlık tehdidi altında denilmiş, bu doğru fakat bence asosyallik sebebiyle değil. Daha ziyade bencillikten ve sadece kendi çıkarları için mücadele etmelerinden dolayı yalnızlık büyük bir tehdit olacaktır.”

Kadim dostum,

Kardeşimiz, henüz doğmamış bir nesle isim vermenin doğruluğunu sorguluyor. İnsanoğlu hem cinslerini her zaman gruplandırmış ve yaftalamıştır. Hatta çoğu zaman hakkı ve haddi olmadığı halde yargılama cüretini göstermiştir. Aslında bu konuda yazanlar arasında farklı görüşler var. Kimisi 2020 sen sonra doğacak olanlara “Alfa jenerasyonu” derken kimisi 2013’ten sonrasını bu gruba dahil ediyor. Üçüncü bir grup ise bu dönemden sonra doğmuş olanları ara kuşak olarak değerlendiriyor. Z kuşağı olarak yaşadıkları sorunların Y kuşağından kaynaklandığını, dolayısıyla sorunların temelde X kuşağından miras kaldığını vurguluyor. Kısmen haklı olduğunu kabul etsem de tespitine tamamen katıldığımı söyleyemeyeceğim. Her ne kadar kendilerini büyüten ve eğiten ebeveynlerini yetiştiren X kuşak ise de her kuşağı besleyen faktörlerin farklılık gösterdiğini söylemiştim. Z kuşağının asosyal olmalarından daha büyük tehlikenin bencillik olduğuna dikkat çekmiş. Bencillik mi asosyal yapıyor çocukları, gençleri; asosyal oldukları için mi bencilleşiyorlar, kestirmek kolay değil. Belki de birbirlerini besleyen etkenlerdir. Bu iki haslet gençlerde hedonist bir ahlak geliştiriyor.

Dostum,

Hedonizm, göz ardı etmememiz gereken önemli bir meseledir. Bu felsefe her şeyi haz ve zevk uğruna kurban ediyor. Genç kuşakların zihnini esir alan hedonizm yaşam mücadelesini bile haz alamaya endekslemiş durumda.  “Çalıştığım iş bana tat vermiyordu ayrıldım.” veya “Evlilik bana göre değilmiş boşandım.” bir başka ifade ise şöyle “Hayat çekilmiyor, artık zevk almıyorum.” En çok duyduğumuz cümleler bu minval üzere. Genç kuşaklar her koşulda mutlu olmaları gerektiğine inanıyorlar. Oysa inancımıza göre hayat mücadelesi sadece kulluğun imtihanıdır. Bu imtihana dikkat çeken birkaç ayet ile sözü noktalamak istiyorum.

“Sonra nasıl amel edeceğinizi görmek için, onların ardından sizleri yeryüzünün halifesi yaptım.” (Yunus-14)

“Hanginiz daha güzel amel yaptığını ortaya çıkarmak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur.” (Hud-7)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Biz, sizleri şer ve hayırla sınayarak deneriz. Ve bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya-35)

“Yoksa insanlar, iman ettikten sonra, imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sandılar.” (Ankebut-3)



Davut koyun
23.05.2020 02:26:54
Allah sonumuzu hayreylesin imtihanımızı kolay kılsın allah razı olsun hocam eline sağlık

YAZARLAR