Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


AKLA VE YÜREĞE DOKUNALIM EFENDİM...

Yazarımız Aziz Darıcı'nın "yeni" yazısı...


Değerli bir Hocam, bir kitabının ön sözünde; "Zaman kişisel önyargıların, bireysel duyguların tatmin edilmesi zamanı değildir. İslam’ı kendi mezhebi, grubu, cemaati açısından tanımlamanın vakti geçti. Geleneksel İslami anlayışın, yeni karşılaşılan sorunların çözümüne yetmeyeceği açıktır. Değişimi ıskalamak da, değişimin getirdiği sorunlar karşısında başkalaşmak da çözüm değildir."(1) demişti.

El'hakk doğru... İslam toplumu için ciddi manada kafa yoranların bu tespitinin doğruluğu üzerinde hem fikir oldukları kanaatindeyim. Zaman artık cihan şümul İslam'ın; insanlığın düştüğü derin ahlaki ve vicdani krizden kurtaracak, insanlığın yüreğini ve ruhunu tüketen tüm değer yitimine karşı İslam'ın insanlık için tek kurtuluş yolu olduğunu haykıracak, mazlumların ve mağdurların derdine çare olacak şekilde insanlığa elini uzatacak, özgürlük ve adalet denildiğinde herkesten önce taşın altına elini sokacak, insanlık bir soru sorduğu zaman hikmet ve irfanla cevap verecek, insanın kederini kendi kederi bilecek, sevincini paylaşacak, derdine ve hüznüne dokunacak, insanlığın geleceği için insanın aklına ve kalbine sahip çıkacak "Vasat Ümmet"e ihtiyacı olduğu aşikardır.

Lakin bunu aşacak bir fikirsel alt yapı eksikliği, yetkinlik ve yeterlilik düzeyi, sosyolojik ortam yokluğu-yoksunluğu, tarihsel hafızaya dayalı hayatı okuma ve değerlendirme biçimimizi düşündüğümüzde için ne kadar çetrefilli olduğu anlaşılacaktır. Epistemolojik, metodolojik sorunlarımızı da işin içine kattığımız da devası bir yükle karşı karşıyız. Bu yüklere modern çağın kuşatıcılığını, modernitenin kültürel erozyonunu, tüketim ve üretim çarkında benliği yitirilen insanın makineleşmesini, hazın ve hızın ön planda olduğu yaşam tarzını, fizik ile metafizik arasında gidip gelen insan ruhunu, vicdan ile cüzdan arasında sıkışan insan kimliklerini, akıl ile kalbin çatışmasından doğan açmazları, Doğu ile Batı medeniyetlerinin kadim kırmızı çizgilerini vb. sorunları kattığımızda; sorunsal açmazlarımız, karın ağrılarımız, akıl tutulmalarımız, yürek daralmalarımız daha da çoğalmaktadır.

Geleneksel İslami anlayışın zamanın ruhunu ıskaladığı, insanlığın derin krizlerine cevap üretmekte zorlandığı bilinmektedir. Buradaki en önemli sorun geçmişin bakış açılarının, sosyolojik ortamlarının ürünü olan bilgilerin bu çağın insanına aktarırken; zamanı okuyamamak, yani Kur'an'nın evrensel mesajını çağa taşıyamamaktır. İnsan üzerinden çağa hitap etmeyen bir mesaja insanlığın dikkat kesilmesi elbette bir hayli zor görünmektedir.  Bu soruna karşılık aslında Kur'an bir çözüm yolu sunmaktadır. " Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık."(2) ayeti, Hz. Peygamberin nezdinde tüm inanan insanlara bir rahmet olarak bizlere seslenmektedir. Yani; insanların idrakine ve yüreğine sunduğun ilahi mesajımı zamanın diline ve üslubuna, zamanın sosyolojik ortamına ve psikolojik durumuna göre hakikati es geçmeden yorumlayarak verebilirsin mesajını-yorumunu içermektedir.

Muhafazakar tarihsel yaklaşım, ön kabullerimiz, geçmişin derin kültürel izleri, yerel ve milli bakış açılarımız, kavramsal hafızamızın zayıflığı, epistemolojiye ve metodolojiye yaklaşım biçimimiz, dil ve üslup gibi sorunlarımız; İslam'ın insanlık için neye tekabül ettiğine dair insanlığa bir fikir vermenin önünde engel olarak durmaktadır. Modernitenin insanlığa sunduğu yaşam modellerine karşı alternatif bir yaşam tarzını cazip kılamadığımız gibi kendi hayatımızın çelişkilerle dolu yanları, bizim halimizi tevil etmemize ya da bir hikmete vurmamıza dahi olanak tanımamaktadır.

İslam; insanlık için bir rahmettir. Huzur ve barışın simgesidir. İnsanlık için seçilmiş ve önerilmiş yegane yaşam modelidir. Özgürlüğün, sevginin, adaletin adresidir. Yani insanlığın değer bulacağı, değer yüklü merkezidir. İnsanlığın geleceğini garantiye alacağını söyleyen ve haykıran yegane mesajıdır. Buna rağmen başka yaşam modellerine özenen Müslümanların diğer insanları kendi inandıkları değerlerle buluşturacaklarına dair dilsel söylem, arafta duran bir ruh halini andırmaktadır. İlahi kelamdan ilham alınarak geliştiren tüm söylemlerin, pratikleşmiş somut bir karşılığı olmadan zuhur etmesini bekleyenlerin tavrı; aslında "Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız"(3) ayetinin içeriğindeki zaaflarla dolu ruhları ve boş ümitlerle dolu beklentilerini andırmaktadır.

Allah kendi dinin sahibidir. Biz hakikatin sahibi değiliz. Hakikatten bize düşen kısmının talibi ve yolcusuyuz. Bize düşen yola revan olmak, hakikate tam teslim olmak ve hakikati en güzel şekilde temsil etmektir. Hakikatten rızkımızı en güzel şekilde almaktır. Aldığımız bu rızkın ne büyük ve tükenmez bir rızık olduğunun farkına vararak insanlıkla paylaşmaktır. Zaman geçip gitmektedir. Buradaki en önemli husus; verdiğiniz mesajın muhatabınızda bırakacağı izdir. Bu da ancak insanlığın aklına ve yüreğine dokunmakla olacaktır. Allah onaylı ve değer yüklü İslam'la akla ve yüreğe dokunalım Efendim.

1- Yusuf Yavuzyılmaz, İslam Ve Çağdaş Dünya İmkanlar ve Sorunlar

2- Duhân Suresi 58. Ayeti

3- Mâide Suresi 24. Ayeti



YAZARLAR