Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



F. Yılmaz ALTUNÖZ


ACILAR İKLİMİNDE BAYRAM

 Furkan Yılmaz ALTUNÖZ'ün yazısı;


 

Semavi ve felsefi inanç mensuplarının da sahip olduğu değerlerden birisidir; bayram. Bayram insanla ilgili bir kelime. İnsana ama daha çok topluma özgüdür. Sahiller bayram yerlerine dönüşecek olsa her gün bayram olur. Dağlarda veya ormanlarda yalnız yaşayan, tek kişilik hücrelerde mahpus olan bir kimse için bayram algısı söz konusu olamaz. Başka bir yaklaşımla iş ya da ev de yaşadıkları mekanları tek kişilik ya da ailece kılanlar için de bayram olgusundan söz edilemez.

Nedir bayram! Sevinç, neşe ve huzurla dolu olmaktır. Ancak tüm bunları özel gün ve gecelerde toplumla paylaşmanın adıdır; bayram. Çünkü her bireyin günlük hayatında kendilerini sevindirecek ve mutlu edecek şeylere sahip olması mümkündür. Geçici ve paylaşılmayan sevinç ve mutluluk, bayram adını alamaz. Toplumsal sevinçtir bayram.

Acılar ikliminde yağmura dönüşmüş gözyaşı ve korku ortamında anlık gülüşleri; kedi ve köpeklerin yenilebilir fetvasının verildiği coğrafyalarda bir parça kurumuş ekmeği elde edişleri; ölmek için doğdukları topraklarda yer bulamayanların ölüm sandallarına binişleri; açık cezavine dönüşen mülteci kamplarındaki gün ışığı sevinçleri; koşma çağındaki çocukların ve evlerine ekmek getiren babaların patlayan bomba sonucu kayıp ettikleri organların yerine elde etikleri medikal organlara sevinişleri; ümmetin bayram sevinçleri değildir ve bayram olamaz.

Açlık ve yoksulluk sınırında yaşayanların ve potansiyel olarak her kötülüğe açık bulunanların; iş güvencesi olmayan ve iş veren karşısında modern köle durumunda olanların; tenlerini güneşten dahi sakınan ama beslenmek ve barınmak adına tenlerine başka el değen kadınların; yeri döşek ve gök yüzünü yorgan edinen evsizlerin; ümmetin bayram yapacak bireyleri değildir ve bayramları olamaz.

Karun gibi sahip oldukları sermaye ile sevinen/şımaranların; Belam gibi ilmiyle övünüp doğru yolda/sıratı müstegimde yürümeyenlerin; Firavun gibi iktidar sahibi olup halka zulmedenlerin; Haman gibi silahlı/silahsız bürokraside rol alıp müminlerin ve mazlumların yanında durmayanların; Kab bin Eşref gibi medya sahibi olup adaletin sesi olmak yerine zalimlerden yana olanların; bayramları ümmetin bayramı olamaz.

Söylediklerini yapmayan ve yapmadıklarını söyleyenlerin; kibrin ve gösterişin kendilerini esir alanların; çok pahalı giyinmekle birlikte örtünemeyip giyinik çıplak olanların; laf üretmekte ebe olup fiiliyatı/pratiği olmayanların; partilerine/gruplarına/cemaatlerine sahiplendikleri kadar dinlerine sahiplenmeyenlerin; gösterişlerini toplumla paylaşan ancak kalp ve ceplerini paylaşmayanların; inananları gördüklerinde sizinleyiz diyen ancak kendi kafa yapılarında olanlarla bir araya geldiklerinde onlarla alay edenlerin; örümcek ağı kadar sağlam olan iş ve malikhanelerinin kapısına buraya dilenciler giremez diyenlerin; bayramları ümmetin bayramı olamaz.

O halde bayramlar kalıcı olmayan geçici sevinmenin (Ferah) sonucu değildir. Bayramlar felahla (sosyal, siyasal ve ekonomik özgürlük) birlikte feraha eren birey ve toplumların inşa ve hakettiği bir değerdir. Müslümanlar yaşadıkları coğrafyalar da felahı elde edemedikleri gibi ferahı da yakalayamadılar.

Bayram; felahın katma değeridir.

 

 



YAZARLAR