Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Necip CENGİL


Acılar Üzerine

Siyasi, ticari veya kültürel kültürel oluşumların nicelerinde yaşanan yalnızlıklar, tarifsiz acıların sonucudur


Acı deyince, ağrıyı, sancıyı, beyni zonklatan tarifsiz hali anlıyorum.

Öyle vakitler yaşar ki insan o acılarla, (o acılar) kişiyi kendisinden uzaklaştırır, kendisi olmaktan çıkarır. Bu nedenle en önemli sermaye sağlıktır, denmiştir ya da ben böyle anlıyorum.

Savaşların doğurduğu, büyüttüğü acılar daha başka? Aslında hiçbir acıyı, yaşamayan tam olarak anlayamaz. Bu nedenle acı çeken insanları hayata bağlayacak, yalnızlıktan kurtaracak adımlar atmak lazım.

Acı insanı yalnızlaştırır, deniyordu ?Acının antropolojisi? kitabında?

Her yalnızlığın, yalnızlaşmanın acısı başkadır, başka ve farklı bir acı hikâyesi bulunur.

İyi okumak gerekir.

O acının hikâyesi doğru okunmazsa, o kişiyi yalnızlıktan kurtaramazsınız.

Hele aslında amacınız onu acılarıyla vurmaksa iyice yalnızlığa itersiniz.

Empati gerekir.

Bu empatiyi kurabilmeniz için önce düşünce estetiğinizin gelişmesi ve sonra buna bağlı olarak olgunlaşan bir ahlakınız olmalı.

Vah zavallı diye başlayan cümlelerde ne estetik ne ahlak olur.

Kimi zaman bir ağrının doğurduğu tarifsiz sancı, kimi zaman sevdikleri tarafından yaşatılan sancılar insanı yalnızlaştırır. Ona bu yalnızlığı yaşatan sevdiklerinin ilgisizliği kişiyi giderek yalnızlığa iter. Ona yaşattıkları sancılardan dolayı özür dilememeleri, sebep olanların, suçlarını bir haklılıkmış gibi kutsamaları sancıyı ve yalnızlığı arttırır.

Siyasi, ticari veya kültürel kültürel oluşumların nicelerinde yaşanan yalnızlıklar, tarifsiz acıların sonucudur. Ne yazık ki bu acıları ve yalnızlıkları yaşatanlar, sebep oldukları tabloyu doğru okumaz, müstehzi duruşları ile güya yollarına devam ettiklerini sanırlar. Oysa sebep oldukları her acı ve yalnızlıktan sonra bizzat kendileri giderek yalnızlaşmaktadırlar. En büyük acı da bu olsa gerek; kendi yalnızlıklarını görememek ve bu yalnızlığı doğru okumamak!

Yılların biriktirdiği acılar insanın etrafını sarar, istemese de yalnızlaştırır. Karşı çıkmak istese de başarmaz. Zira o yalnızlığa sebep olanlar, hala açtıkları yaraları görmek istemez, hiçbir şey yokmuş gibi davranarak, hatta bazen ?daha yapacak çok şey var? gibi ifadeler kullanarak, adeta daha yaşatılacak çok acılar ve yalnızlıklar var derler!

Sırada kimler var; acılara ve acıların sürüklediği yalnızlığa mahkûm edeceğiniz, diyen kendi yüreklerinin seslenişini dahi duymazlar!

Zira kendilerine yabancılaşanlar, ne başkalarının acı ve yalnızlıklarını, ne kendilerinde büyüyen travma, acı, yabancılaşma ve yalnızlaşmayı doğru okuyamazlar.

Sorun benim çektiğim acı ve yalnızlaşma değil, senin sebep olduğun ama kabullenmek için istifini bozmadığın acı ve yalnızlaştırma tablosunda?

Veya ben nelere sebep olmuşum diye düşünememek?

Böyle bir düşünce sarsar.

Doğrusu nice insan sebep olduğu acı ve yalnızlıklar karşısında duyarsızlığa devam ediyor.

Nice insan, acıları ve yalnızlıkları yaşatanlara rağmen, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih ediyor.

Nice insansa fotoğrafa bakıp ürküyor ve mahkûm edileceği acı ve yalnızlara düşmemek için köşesine çekiliyor veya tüm oluşumlara bir oyun olarak bakmayı tercih ederek, ben bu oyunda yokum diyor!

Kim haklı?

Kimin haklı olduğuyla çok ilgilenmiyorum.

Gerçek olan; yaşanan acılar ve yalnızlıklardır.



YAZARLAR