Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


ABDÜLHAMİT’TEN REİS’E KUTLU DAVA

Yazarımız Ömer Naci YILMAZ'IN 'YENİ' YAZISI...


Aziz milletimizin ve ümmetimizin Ulu Hakanı Sultan Abdülhamit Han’ı vefatının 102. Yılında rahmet ve minnetle anıyoruz. Osmanlının 34. Padişahı olarak geride bırakılan 600 yılın sıkıntılarını tek başına 33 yılda çekmiş, devletini, milletini ve ümmetini ayakta tutabilmek için gecesini gündüzüne katmıştır. 33 yıllık yönetimi boyunca bu aziz milletin ve ümmetin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmamıştır.

Sultan Abdülhamit’i tahtan indiren Hal’ fetvasının ilk metnini Elmalılı Hamdi Yazır kaleme almış, Fetva Emini Hacı Nuri Efendi onaylamıştır. Alınan kararı tebliğ etmek için oluşturulan heyet, Meclis-i Ayan üyelerinden eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa, Ermeni Aram Efendi, Draç (Arnavutluk) Mebusu Arnavut Esad Toptani Paşa ve Türk-Müslüman düşmanlığıyla tanınmış Selanik Mebusu Yahudi Emanuel Karasu Efendi'den teşkil edilmişti. Kendisini Hal’ (tahttan indiren) eden ittihatçı çeteye “Benden sonra ülkeyi on yıl idare edebilirseniz yüz yıl idare etmiş gibi iftihar ediniz.” demişti. İttihatçı çete on yıl olmadan, dokuzuncu yılda devletin anahtarlarını İngilizlere teslim ettiler. İşin garibi onların torunları ise Osmanlı Devleti’nin bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anahtarlarını 15 Temmuz 2016’da Akdeniz açıklarında bekleyen Amerikan gemilerine teslim edeceklerdi. Allah’ın yardımıyla aziz milletimiz fırsat vermedi.

Sultan Abdülhamit Han devletine, milletine ve onun yüce değerlerine düşman olan herkesin düşmanıydı. İşte bir örnek: Gâvurun önde gideniydi, bütün politikaları Hıristiyan-Müslüman çatışması üzerine kuruluydu. Eflak ve Boğdan’ın bizden ayrılmasında, Bulgarların bizden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinde, Mısır’ın Osmanlı Devleti’nden koparılmasında, Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesinde, Afganistan ve Sudan’ın karıştırılmasında, Ermenilerin ayrılıkçı milliyetçilik hareketlerine girişmesinde, başlattığı kampanyalarla Türklerin Balkanlardan atılmasında, Osmanlı- Rus Savaşı’nın (1877-1878) başlamasında yine onun parmağı vardı. Öyle büyük zalimdi ki kendisine “Asya ve Avrupa’nın kaderini elinde tutan adam.” deniliyordu. Bütün politik yaşantısını Kur’an-ı Kerim’in yok edilmesine ve Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına adamıştı. Bu büyük zalim İngiltere’nin en uzun süre görev yapan başbakanlarından biri olan William Ewart Gladstone idi. Büyük zalim 19 Mayıs 1898’de öldüğünde Sultan Abdülhamit Han hiçbir Osmanlı Devleti temsilcisinin cenazesine katılmamasını emretmişti. Günümüzde cenazesine temsilci gönderilmeyecek o kadar zalim var ki…

Abdülhamit dönemi, 600 yıl boyunca Osmanlı Devletine yapılan düşmanlıkların toplamından daha fazlasının yapıldığı bir dönem oldu. Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmak isteyenler içerideki işbirlikçileri/ İttihatçılar sayesinde çok zorlanmadılar. 600 yıl süren yok etme mücadelesini ittihatçıların sayesinde dokuz yılda başardılar. O gün de bu gün de her kim aziz milletimizin ve ümmetimizin başını öne eğdirmek için uğraşıyorsa Rabbim kahr-u perişan eylesin.

Abdülhamit’in davasını anlamak isteyenlere hatırlatmak isteriz.

“Size öyle bir vatan aldım ki; ebediyen sizin olacaktır.” diyen Alparslan’ın davası ne ise Abdülhamit’in davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur.

“Andolsun ki; üstte mavi gök, altta yağız yer yarılmadıkça, zulme boyun eğmeyeceğim.” diyen Ertuğrul Gazi’nin davası ne ise Abdülhamit Han’ın davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur.

“Toprakları değil; gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” diyen Fatih Sultan Mehmet Han’ın davası ne ise Abdülhamit’in davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur.

“Benim için o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Mekke ve Medine’nin hizmetçisi deyin.” diyen Yavuz Sultan Selim’in davası ne ise Abdülhamit Han’ın davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur.

“Kibir ve gurur şeytanın hayvanlarıdır; sen onlara hükmedemezsen onlar sana hükmeder.” diyen Kanuni Sultan Süleyman’ın davası ne ise Abdülhamit Han’ın davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur. 

“İntikam gecikir ama asla yaşlanmaz.” diyen 4. Murat Han’ın davası ne ise Abdülhamit Han’ın davası odur. Abdülhamit Han’ın izinden giden Reis’in davası da odur.   

Avrupai tarzԁa eğitim vermek amacıyla İstanbul'ԁa, Türkiye'nin ilk moԁern tıp okulu olan “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” ve moԁern anlamԁa ilk harp okulu olan “Mekteb-i Harbiye'yi” kuran II. Mahmut’un davası ne ise Abdülhamit Han’ın davası odur. İçerde ve dışarıda dosta güven, düşmana korku vermek için savunma sanayisini geliştiren Reis’in davası da odur.

Hakanım! Okudukça seviyorum, tanıdıkça hayranlığım artıyor. Bu âlemde Peygamberimizi; sadık dostu Hz. Ebubekir’i ve bir de sizi çok merak ediyorum,  Rabbimden niyazım bizleri sevdiklerimizle birlikte haşreylesin.

Hakan’ım! Sen milletimizin ve ümmetimizin başındayken İngiltere Kraliçesi Victoria’nın uykuları kaçıyordu. Ahh Hakanım bir bilsen milletimizin ve aziz ümmetimizin sahibi ve hamisi torunun Reis’le birlikte hem satılmış Arap liderlerinin ve hem de tüm dünya zalimlerinin uykuları kaçıyor. Biz bu günleri görmek için sizden sonra yüz yıl bekledik. Bize bu günleri gösteren Rabbimize şükürler olsun.

Millet ve ümmet davası yolunda Ulu Hakanımız Abdülhamit Han’ı takip eden, yüz yıllık sorunları sırtlayan Reis’imizi çıkmış olduğu kutlu yolculukta yalnız bırakma utancını bizlere yaşatma Allah’ım.

Allah’ım! Reis’imizi içerideki ve dışarıdaki zalimlerden koru. Ona yardım et. Sadece bizim değil, ümmetin ve insanlığın ona ihtiyacı var. Ona ömür ver, sağlık ver. Bizim için, milletimiz için ve aziz ümmetimiz için yapacak daha çok işleri var. İşlerini kolaylaştır.

 Allah’ım! Onu senin yolundan ayırma. Senin yolundan gittiği müddetçe bizi ondan ayırma. Sadakatin zirvesi olan Hz. Ebubekir efendimiz nasıl Allah Resulüne sadıksa, biz de Reis’imize öyle sadakatle bağlanmak istiyoruz. Bizlere Hz. Ebubekir sadakati lutfeyle Allah’ım.

Rabbim! Tarih şahit ki Sultanımız sizinle olduğu için, Peygamberimizle olduğu için, ümmetimizle olduğu için, kutlu değerlerimize ve mekânlarımıza sahip çıktığı için her türlü zulme maruz kalmıştır. Ümmetimiz ondan sonra bir daha iki yakasını bir araya getirememiştir. Sultanımıza düşmanlık edenlerin tamamı bugün onun torunu olan Reis’imize karşı daha fazla düşmanlık etmektedirler. İçerden ve dışarıdan bütün zalimler ona karşı birleşmiştir. Rabbim! Sultanımızı terk edenlerin iki yakası bir araya gelmemiştir. Onların akıbetlerini yaşamak istemiyoruz. Bizlere Reis’imizin yanında duracak dirayet ikram eyle.

Ulu Hakanımız Abdülhamit Han’ı vefatının 102. Yılında rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Hakanım Abdülhamit Han’a vefa, Reis’e sadakat şerefimizdir.



YAZARLAR