Abdulbaki ÇAĞATAY


Abdulbaki ÇAĞATAY; "NİTELİKLİ ‘AZLAR’DAN OLMAYI TERCİH ETMEK"

Öyle zannediyorum ki günümüz İslam dünyasının en büyük ihtiyacı da onurlu, şahsiyetli, dirayetli ve ihlâslı insanlardır.



Hikâye şudur: Hz. Ömer (r.a) günün birinde Mescid’de “Allah’ım beni “azlar”dan eyle!” diye dua eden bir adama rastlamış ve niçin böyle dua ettiğini sormuş. Adam ise “Duydum ki Allah Teâlâ ‘Benim kullarımdan şükredenler gerçekten azdır’ buyurmuş. Beni işte bu “azlar”dan kılması için dua ediyorum” cevabını vermiştir. Bunun üzerine Halîfe Ömer (ra) “Herkes Ömer’den daha bilgilidir” diyerek adamın bu bilincini, hassasiyetini ve anlayışını takdir etmiştir.1
Meselenin önemi ve daha net anlaşılması için Kur’ân-ı Kerim'de yer alan “azlar”ı ve “çoklar”ı incelememiz gerekir. Böyle bir araştırma yaptığımız zaman genel anlamda “azlar”ın övüldüğünü, “çoklar”ın ise daima yerildiğini görürüz. Böyle bir araştırmaya koyulanların araştırma neticesinde “İhlâsını yitirmiş kalabalıklar arasında savrulmaktan ve kaybolmaktansa ihlâslı azınlıklardan olmayı tercih ederim” şeklinde bir inanç ve güçlü bir kanaat sahibi olmamaları imkânsız gibi görünüyor.
Öyle zannediyorum ki günümüz İslam dünyasının en büyük ihtiyacı da onurlu, şahsiyetli, dirayetli ve ihlâslı insanlardır. Niteliksiz milyonlar değil… Zira ümmet coğrafyasında artan nüfusa ve camialara rağmen “nitelikli ve ihlâslı adam kıtlığı” yaşanmaktadır. Bu durumu eskiler “kaht-ı ricâl” şeklinde ifade ederlerdi. Öyle ya, Kur’ân da herkese "ricâl/ adamlar" demiyor zaten.
Kur’an’da “Azlar”
Talût’un ordusundaki şanlı azlar:
"… Onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler."2
"Tâlût, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."3
"Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu."4
"Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız."5
"Ama onunla birlikte çok azından başkası iman etmedi."6
"Kullarımdan şükredenler çok azdır."7
"Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlarda çok azdır."8
"Çok azı da sonrakilerden"9
Kur’ân’da “Çoklar”
“Çoğu iman etmez” (Bakara: 100)
“Çoğu şükretmez” (Bakara: 243)
“Çoğu fasıktır” (Ali İmran: 110)
“Çoğu akletmez” (Maide: 59)
“Çoğu bilmez” (En’âm: 37)
“Çoğu cahildir” (En’âm: 111)
“Eğer yeryüzündekilerin birçoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırır” (En’âm: 116)
“Çoğu hakkı istemez, haktan hoşlanmaz” (Mu’minun: 70)
“Çoğu hakkı (hukuku) bilmez, tanımaz” (Enbiya: 24)
"Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir fayda da sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz."10
İmân, İhlâs ve İstikâmet
Riâyet şudur: "İnsanlar helak oldu, ancak âlimler müstesna. Âlimler helak oldu, ancak ilmiyle amel edenler müstesna. İlmi ile amel edenler helak oldu, ancak ihlâslı olanlar müstesna. İhlâslı olanlar da büyük tehlikelerle karşı karşıyadır."
Zira "ihlâslı olanlar" da ihlâslı bir şekilde devam edebilecekler mi yoksa savrulacaklar mı bilinmez. İstikâmetlerini koruyabilecekler mi? Ciddi bir imtihan ile karşı karşıyadırlar. Bunun en güzel örneklerinden biri de Hz. Musa ve İsrailoğullarının hikâyesidir.
Hz. Musa, hem Firavuna karşı hem de İsrailoğullarına karşı mücadele etmiştir… İki yönlü bir mücadele…
Firavuna karşı verilen mücadele tevhid ve bağımsızlık mücadelesi, İsrailoğullarına karşı verilen mücadele ise Müslüman olarak kalma ve İslâm üzere ölme mücadelesidir. Biri inşâ mücadelesi, diğeri icrâ mücadelesi… Biri imân, diğeri ise istikâmet mücadelesidir…
Hz. Peygamberin (sav) kendisine sımsıkı sarılacağı temel ilkenin ne olduğunu soran bir sahabiye: "Allah’a inandım de ve sonra dosdoğru ol"11 buyurması da ihlâs ve istikametin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Dünya Nüfusuna Göre İstikamette Kalanların Oranı
Abdullah ibni Ömer rivayet ediyor: Allah Resulünün (sav) şöyle buyurduğunu duydum: "İnsanlar, aralarında binmeye elverişli bir deve (rahile) bulmakta güçlük çekeceğin yüz deve(lik bir sürü)ye benzer."12
Bedreddin Aynî bu hadisi yorum sadedinde şunları kaydeder: "Âlimler bu hadisin yorumunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Kimisi, bununla ahir zamanda zuhur edecek kötü nesillerin kastedildiğini söylemiştir. Kimisi de hadis-i şerifte herhangi bir zaman ayrımı yapılmadan bütün insanların kastedilmiş olabileceğini, genel olarak insanlar içerisindeki mümin sayısının %1 oranında olduğuna da işaret edildiğini söylemiştir."
Seçkin, ihlâslı ve takvalı müminlerin azlığını dile getiren bu hadis, çok önemli tespitlerde bulunmuştur. Bütün çağların sorunu "istikamet" ve "ihlâs" sorunudur. Bu ilâhî buyrukların yanında nebevî beyanları da düşündüğümüzde "Allah’ım beni "az"lardan eyle" şeklinde dua eden o zatın ne kadar hikmetli bir söz söylediğini anlıyoruz.
Doğrusu biz de son zamanlarda İslamî kimliği ve mücadele kişiliği ile ün yapmış birçok insanımızın "ihlas" ve "istikamet" yürüyüşünü maalesef bozduğunu ve hâkim sistemlerin güçlü dayatmaları neticesinde savrulduklarını müşahede ettiğimizde “Allah’ım bizi de "azlar"dan eyle” şeklinde dua ediyoruz.
Hıristiyanlarda savrulmalar, yozlaşmalar, sahte kutsallar üretilmeye başlandığında "Allah'ın dinini hâkim kılma yolunda, Allah'a giden yolda bana kimler yardım edecek?" çağrısında bulunan Hz. İsa'ya Havarîler: "Biz Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız. Sen şahit ol ki biz (muvahhit) Müslümanlarız"13 deyip cevap verdiler.
İslam toplumunda meydana gelen savrulma, yozlaşma, laçkalaşma, kemalistleşme, laikleşme ve demokratlaşmaya karşı "Biz Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız. Sen şahit ol ki biz (muvahhit) Müslümanlarız" diyen birileri güçlü bir şekilde çıkmayacak mı?
Hz. Lût'un ifadesiyle "İçinizde aklı başında bir adam yok mu?"14
"Tesbih" ile "takdis" kavramları arasındaki farka andolsun ki "Allah birdir" demek bizi kurtarmaz, "Allah'ın eşi, benzeri, ortağı yoktur" demedikçe.
"Başarı, Nitelikli Azlar ile Gelir"
Bera b. Azib rivâyet ediyor: Uhud savaşında Allah Resulüne (sav) çelik zırh giymiş bir adam geldi ve şöyle dedi:
- Ya Resulallah, şimdi savaşıp sonra da Müslüman olayım mı? Allah Resulü (sav):
- “Önce Müslüman ol, sonra savaş!” buyurdu. Adam Müslüman oldu, savaştı, sonunda da şehid düştü. Bunun üzerine Allah Resulü (sav):
- “Az iş yaptı, çok kazandı” buyurdu.15
Günümüz dünyasında Müslümanların en büyük kaybı “az iş yapmış olsa da çok şey kazanan, İslam davasına önemli katkılarda bulunabilen” şahsiyetleri tespit edememek veya yetiştirememektir. “Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.”16
“Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.”17
“Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.”18
“Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”19
Yazımızı Necmettin Erbakan'ın şu ifadeleriyle bitirelim: "Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz."

 

1 Kurtûbî, el- Câmi’, 14, 277.
2 Bakara: 246.
3 Bakara: 249.
4 Nisa: 66.

5 Nisa:83.
6 Hûd: 40.
7 Sebe: 13.
8 Sad: 24.
9 Vakıa:14.
10 Tevbe: 25.
11 Müsned, 3,413; Müslim, İmân, 62.
12 Buharî, Rikak 35; Tirmizî, Edep 82; İbni Mace, Fiten 16.
13 ALİ İmran:52.

14 Hûd: 78.
15 Buharî, Cihad,13.
16 Ali İmran: 120.
17 Ali İmran: 125.
18 Enfal:65.
19 Bakara: 249.



YAZARLAR