Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Toplum ve Kemal Sunal’ın mirası

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "KONUYA DAİR" ANALİZİ...


Sinema tarihimizde toplumsal hayatımızı derinden etkileyen aktörlerin başında Kemal Sunal (11 Kasım 1944-3 Temmuz 2000) gelmektedir.Yirmi yıl önce elli beş yaşında  hayata veda eden Kemal Sunal,  filmleriyle ilgi görmeye ve izlenmeye devam etmektedir.Kemal Sunal olgusu  canlı bir şekilde devam etmektedir.  Aramızdan ayrılışının üstünden yirmi yıl geçmesine rağmen Kemal Sunal’ın filmlerini izlemeye devam eden toplum,  aslında kendisini izlemekte ve seyretmektedir. Kemal Sunal,  bir sinema oyuncusu olmanın ötesinde toplumun aynası ve kendisi olmayı başarmış bir sanatçıdır.

Toplum, Sunal filmlerinde kendi hayatını görmektedir. Kibar Feyzo filmindeki Feyzo karakteri, ağalık düzeninin ve  başlık parasının bütün   ucubeliğini ortaya koymaktadır.Şark Bülbülü filminde  eğitim, bilgi ve birikim olmadan  bir anda şöhret ve servete sahip olmanın   yarattığı hastalıklı durum anlatılmaktadır.Köyde ağadan dayak yiyen ve şehirde tatmin olmak için  sadist bir patrondan dayak yiyen, ama her yerde dayak yemek zorunda bırakılan insanların   çaresizliği anlatılmaktadır.Zübükzade filminde insanların dini inançlarını sömürerek  ekonomik ve siyasal  çıkarlar elde eden yozlaşmış  dinbaz  siyasetçi tipi ustalıklı bir şekilde ortaya konmaktadır. Zübükzade, dini  ve siyasal populizmin harika bir eleştirisidir.Davaro filminde kan davasının anlamsızlığı, işlevsizliği ve tüketiciliği her açıdan ortaya konmaktaddır. Köyden şehre  göç sonucunda insanların hayatlarında meydana gelen değişmeler, açmazlar, travmalar ve  sorunlar, derin bir mizahla anlatılmaktadır.Davacı filminde,  insanların mahkeme salonlarında geçen yılları ve hiçbir şekilde adalet ihtiyaçlarının  gerçekleşmemesi anlatılmaktadır. Zamanında gerçekleşmeyen adaletin  adalet olmadığı ve   mahkeme salonlarında adalet bulmaya  çalışan insanların  bedel olarak  hayatlarını harcamalarını  Sunal’ın Davacı filminden izliyoruz.Kemal Sunal, geçinemediği için deliren öğretmen (Öğretmen),  başını sokacak ev bulamadığından dama çıkan aile babası (Kiracı),  umutsuzluk içinde boğulan kişidir (Dütdüt Mehmet).Sunal son oynadığı Propaganda filminde akraba olan insanların  arasına  tellerle çekilen  sınırlaın anlamsızlığını  anlatmaktadır. Toplumsal hayattaki birçok karakteri  başarıyla ve sahici bir şekilde oynamak Kemal Sunal’ın büyük başarısıdır. Kemal Sunal, tek bir karaktere hapsolmuş bir oyuncu değildir. Birbirinden  farklı değişik farklı karakterleri ustalıkla  oynamayı, ancak Sunal gibi çok az sayıda oyuncuya özgü bir yetenek olarak değerlendirebiliriz.

Kemal Sunal, toplumsal kesimlerin yaşadığı öyküleri  sinemaya taşıyan, yaşayan ve sona götüren kişi olarak karşımıza çıkmaktadır.Kemal Sunal filmlerinde toplumsal hayatın bütün katmanlarından karakterleri, canlı, değişken, sahici ve samimi bir şekilde oynamaktadır. Kemal Sunal oynadığı karakterlerin duygu dünyalarını derinliğine ve sahici bir şekilde  oynamakta ve yorumlamaktadır.Toplum, Kemal Sunal filmlerine kendisi olarak bakmaktadır. Kemal Sunal’ın filmlerinde farklı karakterleri  sahici bir şeklde oynama ve yorumlama biçimi,  Kemal Sunal’ın  toplum tarafından hep hatırlanmasını ve izlenmesini  sağlamaktadır. Sosyoloji ve sinema, Kemal Sunal filmlerinde bütünleşmiştir diyebiliriz.

Rıfat Ilgaz’ın  anıtsal eseri Hababam Sınıfı, hepimizin zihninde büyük izler bırakmıştır. Kemal Sunal’ında aralarında bulunduğu muhteşem bir kadro tarafından oynanan Hababam Sınıfı filmi, bürokratikleştrilen eğitimin insandışılığını  müthiş bir mizahla ortaya koymaktadır. Dar kalıplara ve mekanlara sıkıştırılan eğitimin komikliklerini ve anlamsızlığını ortaya koyan Hababam Sınıfı, aslında  düzene, şekilciliğe, kurum fetişizmine ve  statükoya karşı bir  özgürleşme, doğallaşma ve insanlaşma çağrısıdır.Kemal Sunal, statüko, ve şekilcilik içinde boğulan ve tükenen “eşekoğlu eşekler”olmamak için  bütün ucube gelenekler, iilişkiler ve kurumlarla dalga geçen ve   anlamsızlıklarını ortaya koyan  sıradışı, sade ve özgür İnek Şaban olmayı ortaya koymaktadır.

Kemal Sunal filmleri,  insanları sadece güldürdüğü için izlenmemektedir. Kemal Sunal filmleri güldürmekte, düşündürmekte, eleştirmekte  ve ezberleri  bozmaktadır. İnsanlar, Kemal Sunal filmlerinde hayatlarında, törelerinde, konumlarında, ilişkilerinde ve  geleneklerinde yanlış, çarpık ve çürümüş olan unsurlarla yüzyüze gelmektedirler. Kemal Sunal filmleri, toplumsal hayatta  nelerin yanlış gittiğine  ayna olmaya devam ettiği için toplum, hala zevkle ve keyifle bu filmleri izlemekte, bu filmleri günlük hayatının ve dilinin bir parçası haline getirmektedir.Özgürlüğün, sıradışılığın, umudun ve  vazgeçmemenin sembolü olan Kemal Sunal’ı rahmetle anıyorum

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR