Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


“KENDİMİZ İÇİN SEVİP İSTEDİĞİMİZİ, MASUM İNSANLAR İÇİN DE SEVİP İSTEMEDİKÇE, GÜVEN İÇİNDE OLAMAYIZ”

Yazarımız Beşir İSLAMOĞLU'NUN "YENİ" YAZISI...


Bu (virüs) da tıpkı önceki uyarılar gibi bir uyarıdır. 

“Zulme gömülmüş ve tam anlamıyla azgınlaşmış olan Nuh, Ad ve Semud kavimlerini mahveden, yerle bir eden Allah’tır… Bu da önceki uyarılar gibi bir uyarıdır. Dehşet anı yaklaştıkça yaklaşıyor… Yoksa bu haberler sizin garibinize mi gidiyor! Ağlamanız gerekirken, gülüyorsunuz; eğlenip duruyorsunuz. Artık bırakın bu umursamazlığı da Allah’ın huzurunda yerlere kapanın ve sadece O’na kulluk edin.” (Necm 50-62)

Ayette bahsedilen uyarı (Musibet), elbette corona virüsü değildi; ancak geçmişte zalimleşen ve azgınlaşan topluluklar, elçiler vasıtasıyla nasıl uyarılmışlarsa, Resulullah as döneminde de zalimleşen ve azgınlaşan insanlar aynı şekilde uyarılmışlardır.

Bu ayetleri güncelleştirirsek, günümüzde de durum değişmeyecektir; zira Allah’ın tabii sünneti (yasası) zamana bağlı olarak değişmez. Allah, azgınlaşıp haddi aşan topluluklara bazı musibetlerle uyarılarda bulunur. Yaptıkları ifsatları (zulümleri) fark edip, (tövbe ederek, hallerini düzelterek) vazgeçerlerse, kurtulacaklardır; aksi takdirde önce bu dünyada, sonra da ahirette hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.

“İşin gerçeği, o zalimleri (öte dünyadaki azaptan önce) daha yakın bir azap beklemektedir; ancak onların çoğu farkında değildirler.” (Tur 47)

Elbette maddi olarak bu musibete karşı her ne tedbir lazımsa, almamız gerekir; ancak –geçen makalede de belirttiğim gibi- daha derin ve köklü tedbirlere ihtiyaç vardır. Musibetlerin esasına inmemiz lazım. 

Musibetler neden payda olur? Öncekilerin başına gelen musibetlerin sebebi neydi? Başta corona virüsü olmak üzere, diğer virüsler (maddi ve manevi –mikroplar- musibetler) nelerden kaynaklanmaktadır; ne tür tedbir almamızı gerekli kılar? 

Her türlü musibetlere karşı köklü çözümlere gitmemiz kaçınılmazdır. Onun için de -Kur’an mesajlarına kulak vererek- geçmiş toplumlardan ders almamız gerekir. Yoksa corona virüsünden kurtuluruz; ancak başka musibetlerle uğraşmaya devam ederiz. 

“İsrail oğulları Musa as’ı dinlemeyip karşı çıkınca, Allah onların üzerine tufan, çekirge ve kurbağa sürülerini, zararlı böcekleri ve kan (kırmızı suyu) musallat etti. Bu musibetlerin kaldırılması için, Musa as’a gelerek, Rabbine dua et, bizden bu musibetleri kaldırsın; o zaman söz olsun, İsrail oğulları seninle olacaktır” dediler.

Allah, biz musibetleri kaldırdığımızda, onlar her seferinde yine sözlerinden döndüler.” (Araf 133-135)

Şimdi akl-ı selim düşünelim! Önceki toplumlar zulmedip azgınlaşınca başlarına onlarca musibetler gelir de şimdiki toplumlar benzer zulümleri işlediğinde kurtulacaklar mı? Allah’ın günümüz toplumlarına bu yönde bir vaadi (torpili) mi var? 

“Şimdi sizin nankörlüğünüz (azgınlığınız)  öncekilerden iyi mi? (Onların ayrıcalığı nereden gelmektedir ki onlara dokunmayalım!) Yoksa ilahi kitaplarda sizinkilere dokunulmayacağına dair söz mü verildi! 

Yoksa onlar, birlik içinde güçlü olduklarını ve kendilerine güç yetiremeyeceğimizi mi sanıyorlar. Oysa onların ordusu bozguna uğrayacak ve kaçıp darmadağın olacaklardır. (Kamer 43-45) 

Demek ki Allah’ın sünnetinde (yasalarında) bir değişiklik olmaz. Kötülük yapanlar ortaya çıkacak ve hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.

“Bombalanan meskenlerin altında can çekişen çaresizlerin feryatlarını, zalimleri Allah’a şikayet eden masum çocukların sesini ve cesetleri sahile vuran kimsesizlerin hallerini Allah işitip görmez mi sandınız. Hayır, bilakis Rahman olan Allah, sadece zaman tanıyor. Zamanı geldiğinde hesap sormasını iyi bilir.

“İnsanlar, sadece “iman ettik” demekle sınanmayacaklarını ve kurtulacaklarını mı zannediyorlar.

Biz, daha öncekileri sınadığımız gibi, sizi de sınayacağız. Allah, samimi olanları da yalancı olanları da ortaya çıkaracaktır.

Yoksa kötülük yapanlar bizden kurtulabileceklerini mi sanıyorlar. Ne saçma bir düşünceye sahiptirler.” (Ankebut 2-4)

“Allah, zalimleri rahmetinden tamamen dışlamıştır.” (Hud 18)

Evet, insanların Allah’ın rahmetinden uzak kalması, musibetlerle karşı karşıya gelmesi, ağır imtihanlardan geçmesi kendi elleriyle yaptıklarındandır. 

İnsanlar, Allah’a ve kendilerine karşı büyüklük taslayıp azgınlaşırlarsa,

Hak ve adalet terazisini, dünyanın mizanını bozup zulmederlerse,

insanların üzerine bomalar yağdırıp şehirleri harabeye dönüştürürlerse,

insanları memleketlerinden sürüp yurtsuz, evsiz aç ve açıkta bırakırlarsa,

hapishane ve kamplara doldurup insanlık dışı muameleye tabi tutarlarsa,

kadınların namus ve iffetlerini ayaklar altına alırlarsa,

açlıktan, susuzluktan ve ilaçsızlıktan -her gün binlerce- can çekişenlerin yardımına koşmazlarsa,

her gün çöp bidonlarını karıştırıp bir şeyler elde etmeye çalışan yüreği temiz çocuk ve kadınları görmezlikten gelirlerse,

inanç ve düşüncelerinden dolayı hayat hakkı tanımazlarsa,

insanları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışırlarsa (ki bu zulümleri saymakla bitiremeyiz)

gün gelecek iktidarlarının, servetlerinin, yeşil dolarlarının, ordularının, teknolojilerinin vs. hiçbir değeri kalmayacaktır. 

Tarihe baktığımızda -başta Firavun olmak üzere-  nice zorbaların müstekbirlerin ve ordularının tarih sahnesinden basit bir “salgınla” yok olup gittiğini görmek mümkündür.

Biz Müslümanlar, başta tüm dünyayı etkisi altına alan bu corona musibeti olmak üzere tüm musibetlere karşı tedbir almak zorundayız. Corona virüs salgınına karşı tedbirin nasıl olacağını “bilim kurulumuz”  açıklamaktadır. Bu tedbirleri dikkate alarak kendimizi korumak zorundayız. Bu tedbir, acil ve kısa süreli bir tedbirdir.

Diğer –gelecek olan- musibetlere karşı (uzun vadeli) tedbir ise, tüm bir insanlık olarak kendimize dönmek (insan olmak) zorundayız. Dünyaya geliş amacımızı unutmayacağız. Allah’ın mesajlarını devre dışı bırakarak, zalimleşerek, azgınlaşarak, müstekbirleşerek, şeytanlaşarak, haddimizi aşarak, insanlıktan çıkarak ve hayatı (dünyayı) çekilmez hale getirerek nirvanaya (mutluluğa) erişemeyeceğizi bilmemiz gerekir. 

Öncelikle bilelim ki “kendimiz için sevip istediğimizi, masum insanlar için de sevip istemedikçe, güven içinde olamayız” ilkesini her yerde yürürlüğe koymadıkça, kısa vadeli (pansuman) tedbirlerle güven ve huzur içinde olamayız. Birinin üstesinden geliriz, diğerine takılırız. Onun için, başımıza gelen her bir olayı (zorluk ve sıkıntıları) kendimizin cürümlerinden bilelim. Allah’ı, dolayısıyla kaderi suçlamayalım.

Allah, herkese Rahman ismiyle acır ve merhamet eder; ancak Allah’ın gariban kullarına ve diğer canlılarına merhamet etmezsek, onlara karşı yükümlülüğünüzü yerine getirmezsek, o zaman Allah da bize merhamet etmez ve bizi darlık ve zorluklarla baş başa bırakır. 

Öyle ise, insanlık ailesi olarak gelin, “Zalemna enfusena” biz nefislerimize zulmettik; bizi bağışlamazsan (bu sıkıntıları başımızdan kaldırmazsan) bizler, hüsrana uğramışlardan olacağız” diyerek, sorumluluklarımızı yeniden kuşanmaya koyulalım; musibetleri hayra dönüştürelim. 

Selam, Allah’ın mesajlarına kulak verip takvalı olmaya çalışanlara olsun…



YAZARLAR