Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mahmut Olgun


   ENSAR VE MUHACİR RUHU

Mahmut Olgun'un yeni yazısı;


     

Rusya kendisine tehdit olarak algıladığı AB ve ABD’yi sınırlarıma dayanmışlar bahanesiyle Ukrayna’ya bir nevi savaş başlattı. Birçok kenti bombaladı ve birçok sivil Ukrayna vatandaşı hayatını kaybetti. Birçoğu da göç etmek zorunda kaldı. Onbinlerce, yüzbinlerce Ukraynalı vatandaş komşu ülkelere sığındı. Bu ülkeler Litvanya, Polonya, Moldova ve Romanya olmak üzere diğer Avrupa ülkeleridir. Saldırı başlar başlamaz Avrupa ülkeleri göçe hazırlık çalışmalarına hız verdi ve gelen göçmenleri memnuniyetle karşılayacaklarını ifade ettiler.

Kitlesel olarak göçler Avrupa ülkelerine doğru bir seyir izledi. Çoğu Avrupa ülkelerini tercih etti. Gerek devlet düzeyinde ve gerek STK düzeyinde onları karşılayanlar oldu. Bu karşılamada ve buluşmada önemli anlara TV ekranlarında ve sosyal medyada tanıklık ettik. Sanki yüzyıllardır birbirlerini tanıyor ve bekliyormuşçasına bir özlem ve hasretle birbirlerine sarılmaları, sıcak ve samimi bir ortamın varlığını gözlemledik. Orda kısmen de olsa bir Ensar Muhacir ruhu vardı sanki. Olması gereken de budur zaten.

Lakin kaybettikleri nokta kendisinden olmayanlara aynı olgunlukla yaklaşmamaları idi. Biz onları Suriyeli muhacirlere çelme takarken, bebekleri denizlerde ölüme terk ederken, Yunanistan da katlederken gördük.

Onlarda bütün bunlar olurken bizde neler oluyor derseniz tam tamına bir felaket. Bizde tam tersi bir durum söz konusu, kimin pençesi güçlü ise yırtmakta, uluorta tehditler savurmakta, malına mülküne çökmekte.

Açlıkla tehditler...

Defolup gitsinler minvalinde vb. söylemlerle insanlık ailesi adına geldiğimiz durumun vahametini gözler önüne sermekte.

Hâlihazırda bizler ne kendimiz olabildik ne de başkası olabildik. Bir o yana bir bu yana sallanıp durmaktayız. Ensar ve Muhacir ruhunu yaşatmada Batı’nın ve Avrupa’nın çok gerisinde kaldık.

Bizler güçlü milletler olarak güçsüz milletler haline geldik. Dünyada herkes gelişirken, bizler niçin hiçbir şey yapmadan hep olduğumuz yerde dururuz acaba?

Dünyanın bizleri örnek alması gerekirken neden bizler her şeyimizi başka yerden temin etmekteyiz?

Bu tembellik ve uyuşukluk neden ve nereye kadar gidecek?

Yoksa bizleri küçüklüğümüzden itibaren hep bir şeyler etmeme ve yapmama kültürüne göre şekillendirdiler de bundan haberimiz mi yok?

Çünkü hiçbir şey yapmadan yerimizde sayıp duruyoruz hep.

Bugün maalesef birçok şey İslam coğrafyasında yasak.(Hâlbuki insanlığa medeniyet bahşeden İslam idi)

Düşünmek yasak,

Konuşmak yasak,

Üretmek yasak,

Eleştirmek yasak,

Yapmak- etmek yasak,

Zaten düşünmenin yasak olduğu bir yerde yapmak, etmek ve üretimden söz edilemez. İşte böyle ortamlarda hiç bir şey gelişemez. Ne fikir gelişir ne de ilerleme kültürü. Fikir ve kültür gelişmeyince ne ensarlık ne muhacirlik ne de başka bir ruh gelişir.

Bizde olsa olsa stokçuluk ve yağmacılık kültürü gelişir.

Zaten son dönemlerde yaşananlar bunu göstermiyor mu?

 

YAZARLAR