Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet CÖMERT


      Beş Vaktin Anlamı Üzerine

Mehmet Cömert'in yeni yazısı;


 

  Namazlar neden belirlenmiş vakitlerde kılınır?  Bu vakitlerin bir anlam ve önemi varsa bu nereden kaynaklanıyor?   

   Yüce Mevla her iş ve oluşumun vücuda gelmesini zamana bağlamıştır. Yaz, bahar, kış mevsimlerinin her biri hayatın devamı için değişik türden faaliyetlerin zamanlarıdır. Zaman ilâhi bir kanundur. Allah’ın iradesi ve hükmü bu kanun üzerinden varlık dünyasına yansır.

   Sahih bir rivayetle ulaşmış kutsi bir hadiste “Dehre/(zaman) sövmeyiniz, çünkü dehr Allah’tır” (Müslim: 2246) buyrulmuştur. Hadisteki ‘dehr Allah’tır’  ifadesinden Yüce Allah’ın zaman ile özdeş yahut zamanla kayıtlı olduğu gibi yanlış bir anlam çıkarılmamalıdır. Bu ifade, insanların zamana nispet ettiği olayları gerçekte Allah’ın yarattığını vurgulamaktadır

   Nafile namazların belirlenmiş bir vakti yoktur; ama farz namazların her birinin belli bir vakti vardır. Bu namazlar, o belirli vakit girmeden önce de, çıktıktan sonra da kılınamazlar. Namazlar için belirlenmiş bu malum vakitler, insana ve içinde yaşadığı âleme ait önemli varlık evrelerini simgelerler. Sabah namazı doğumu, öğle gençliği, ikindi olgunluğu, akşam ihtiyarlığı, yatsı da ölümü simgeler.

   Sabah namazının vakti, şafağın atmasından güneş doğumuna kadar devam eder. Bütün canlıların uykudan uyandığı bu vakitte insanın uyuması abestir. Allah’a ibadetle güne başlamak kadar güzel bir şey yoktur. Sabah namazı, yeni günü selamlamaktır. Onu bize karşılıksız bahşeden Yüce Allah’a minnet duygusu ile dolup teşekkür etmektir.

   Sabahın o sükûnetinde dışarı çıkıp namaz için camiye yürümenin hem dünyevi hem de uhrevi çok faydaları vardır. Sabah vakti bereketli bir vakittir. O vakitte yapılan maddi-manevi çalışmaların, günün diğer saatlerinde yapılanlardan daha verimli sonuçlar verdiği bir gerçektir. Bu vakitte kılınan sabah namazı günün diğer saatlerinde kılınan namazlardan daha kıymetli ve değerlidir.

   Peygamberimiz (sav), “Kim sabah namazını kılarsa, Allah'ın garantisi altındadır.” buyurmuştur. (Kütüb-i Sitte, c.17, s.541)

   Namazın bu beş vaktinin taşıdığı anlam ve mesajlar konusunda Hz. Pîr’in söyledikleri çok hoş ve dikkat çekicidir.   Buyurun okuyalım:           

Sabah Namazı;

   Vakit seher? Zamanın rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gün doğuyor yine ve yeniden. Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin. Hatırla ki, Rabbin seni yokluğun gecesinden varlık ufkuna eriştirdi. Unutulmuşluğun gecesinde bırakmadı seni. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Şimdi seher vakti, sıyrıl gafletin gecesinden. Sehere aç gözlerini. Rabbine aç kalbini. Uyan. Uyan ve seni hiç unutmayan Rabbini an. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda an!                         

Öğle Namazı;

   Vakit öğle… Güneş göğün en yüksek noktasında, tıpkı gençliğin gibi, şimdi gün de bir delikanlı, heyecanlı ve telaşlı… Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi, hiç akşam olmayacakmış gibi… Oysa güneş şimdi batmaya başladı. Zirveye erişen herkes gibi o da alçalmaya başladı. Akşama akıyor ışıklar artık. Bil ki gün akşamlıdır; bil ki yazın sonu hazandır. Vakit öğle… O kadar gürültü var ki ortalıkta. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, yer ayır ruhuna. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti.

İkindi Namazı;

   Vakit ikindi. Gün ihtiyarladı. Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne. Hüzün renkli bulutlar sardı göğü. Güneşin saltanatı bitmek üzere, zevale akıyor ışıklar. Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun. Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor. Öbür kıyısındasın artık nehrin. Güz yaprakları gibi, hem dalındasın hayatın hem de düşmeye hazırsın. Rüzgârı bekliyor gibisin. İnceldiğin yerden kopmaya hazırsın. Hoyrat bir rüzgâr artık zaman, şimdi ikindi vakti. Secdeye koy alnını. Zamanın sahibini selâmla. O’na konuş, O’nunla konuş; dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece, hece. Şimdi ikindi namazı vakti.

   Akşam Namazı;

   Vakit akşam. Gün ölmek üzere, güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden. Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor. Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek. Dudaklarında donacak gülüşün güneşi. Zaman uçurumun olacak; gelen günün güneşi sana doğmayacak. Şimdi akşam. Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak. Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti.

Yatsı Namazı;

   Vakit Yatsı. Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme. Güneşin saltanatı bitti. Işıklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan. Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler. Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın. Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşın hatırlayacak belki seni. Belki o da unutacak. Düşün ki, unutuşun koyu karanlığı çökmüş üzerine. Yokluğuna çoktan alışılmış. Unutuluşun hepten kanıksanmış. Kimsenin özlediği bile değilsin artık. Hatırla bunları. Hatırla ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece, herkesi unutup sen de O’nu hatırla. Çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan. Evet, işte şimdi yatsı namazı vakti…

(Mesnevî)            



YAZARLAR