Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


2020 YILI VE KORONA TEFEKKÜRÜ

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'nun "yeni" yazısı...


2020 yılına girerken deprem, yangın ve derken yüzyılın salgını Korona virüsle karşılaştı insanlık. Yaşlı dünyamız ve içinde yaşayan zamanın insanları birçok felaketle yüzleşmişti; deprem, tsunami, hortum, kasırga, hastalık bunlardan bazılarıydı. Ancak son olarak yüzleştiği salgın, insanın acizliğini gözler önüne sermesi açısından çok daha dikkat çekiciydi.

İnsan gözle görülmeyecek kadar küçük bir virüse yenildi.

Uzayı fethe çıkan insan, yapay zekayla uğraşan insan, robotlarla yeni bir hayat kurmayı düşleyen insan, birden hiç ummadığı bir yönden büyük bir darbe aldı; kendi içinden.

İnsan ne kadar aciz değil mi?

Bu hastalık döneminde ölen insan sayısı 2 milyona yaklaştı. Yani iki milyon insanın hayatını kaybettiği bir olaydan bahsediyoruz.

Peki bu olay üzerine nasıl bir tefekkürde bulunmamız gerekiyor? İlk önce şunu gördük ki dünya asla birbirinden bağımsız kıtalar değil bir bütün olarak insanlıkmış. Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan hastalık dünyayı kasıp kavurdu. Ve bu hastalık ülkelerin gelişmişliğine, geri kalmışlığına, gelişmekte oluşuna bakmadan bütün ülkeleri kuşattı.

İnsanların birbirinden farkı ve üstünlüğü yokmuş!

Beyaz ırk diye, kalkınmış bir ülke diye, modern ve medeni diye hastalık ve ölümler hiçbir ülkeyi pas geçmedi. Ve en çok dünyanın en gelişmiş ülkesi denilen bir ülkede hastalık kendisini daha fazla hissettirdi.

Belki de hastalık şöyle diyordu; asıl medeniyet insanlığın birlikte kardeşçe yaşamasıdır.

İnsan aciz bir varlıktır.

Yılın başından bu yana ölen 2 milyon civarında insan bize şu hakikati de hatırlattı; ölüm her insan için kaçınılmaz bir sondur. Öyleyse geride hoş bir seda bırakacağımız bir yaşam ve geleceğe umutla bakacağımız bir inançla hayatı dolu dolu yaşamalıyız.

İnanan, inanmayan olmak üzere bütün insanlar ölümün pençesinde bu hayata veda etmektedir. Ölüm insanın kaçınılmaz nihayetidir. Öyleyse ölümden sonraki hayatın karanlıklarda yok olduğu bir geleceğe mi yoksa yeni bir sayfaya mı açılacağına karar verip öyle yaşamalıyız.

Aciz olduğumuz tescilli bir hakikattir.

Öyleyse bizler bu hayatın efendileri ve sahipleri olmadığımızı tekrar tekrar düşünmeliyiz. Bizi bu dünyada var eden bir gücün etkisinde yaşıyoruz. İşte bizi bu dünyada var eden güç ölümden sonraki hayatla ilgili de bir takım öngörüler sunmaktadır.

İnanıp inanmamak insanın kendisine kalmıştır.

Ancak nasıl ki acizliğimizin sonunda büyük acılar yaşıyorsak, inançsızlığımızın sonunda da hiç beklemediğimiz büyük bir felaketle karşılaşabiliriz.

Korona virüs salgını kıyametin bir fragmanıydı. İnsanlar bu fragmanı izledi. Asıl film ölümden sonra başlamaktadır. Ve bu filmin baş rolünde ise biz varız biz! Filmi yaşamaya hazır olup olmadığımız sorulmadan sinema salonuna alındığımız günler de bütün insanlık için çok uzak değil!



YAZARLAR