Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


15 TEMMUZ’U FARKLI OKUMAK

Ömer Naci Yılmaz'ın yazısı;


 

15 Temmuz 2016 Hain Darbe Girişiminin 4. yılında devletimizin anahtarlarını, ABD’ye teslim etmek isteyenlerden geri alıp gerçek sahiplerine –aziz milletimize- teslim eden ve bu uğurda can veren şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Şehadetleri mübarek olsun. Gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyoruz.

15 Temmuz 2016 mübarek Cuma akşamı Reis’imizin davetiyle meydanlara inenler ne için indiklerini çok iyi biliyorlardı. İslam’ın son kalesi, insanlığın son sığınağı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti o gece ya yıkılacaktı ya kıyamete kadar var olacaktı. İşte bunun için diyoruz ki aziz milletimiz o gece devletin anahtarlarını ABD’ye teslim etmek isteyenlerin kolunu, ümitlerini, hayallerini Allah’ın izniyle kesip atmıştır. Hilafetsiz kalan ümmet nasıl ki 96 yıldır paramparça; darbe başarıldığı takdirde tamamen sahipsiz kalacak, Amerika’nın şefkat demokrasisi ülkemizi dört bir yandan kuşatacaktı. Bu uğurda imanla yoğurulmuş yüreği ile meydanlara inenler, şehit olacaklarını bile bile tankın tüfeğin önüne dikildiler ve şehadete yürüdüler. İslam garip kalmasın, Müslümanlar başsız kalmasın diye canını dişine takan Reislerine sahip çıkmak için meydanlara indiler. Aziz milletimizin değerli evlatları yüce değerler uğruna can vermeyi, Hicret sırasında ölüme meydan okurcasına Hz. Peygamberin yatağına yatma cesaretini gösteren Hz. Ali’den, Sevr Mağarası’nda Hz. Peygambere siper olan Hz. Ebu Bekir’den, Bedir’de, Uhut’da Peygamberimize doğru gelen okların önüne atılan yiğit Sahabelerden öğrenmişlerdi. Üstad Sezai Karakoç’un dediği gibi “Tarihte her hareket, hep bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlar.” Reis’in ayağa kalktığını gören aziz milletimiz hiç düşünmeden, tereddüt etmeden, bunun sonu neye varır kaygısı taşımadan ayağa kalkmıştır. Zaten ya ayağa kalkacak, milletin önüne geçeceksin, ya da tankın arasından sıvışıp koltuğa oturacaksın. Hepsini gördük. Dün Feto güzellemesi yapanların bugün nasıl kıvırdıklarını gördüğümüz gibi. Onların da bir gün defterleri açılır ve dürülür…

Meydana inenlerin elinde Türk bayrakları, bazılarının elinde Reis’in resmi ve Ak Parti flamaları, ülkücü kardeşlerimizin elinde sancak ve üç hilal vardı. Bunları hepimiz gördük. Hatta televizyon başında darbe ile ilgili gelişmeleri izleyen Kılıçdaroğlu da gördü. Biz yüreğini alıp meydanlara koşan kardeşlerimiz için “Bizimkiler.” ifadesini kullandık. Allah onlardan razı olsun.  Acaba Kılıçdaroğlu meydanlarda tankların, tüfeklerin üzerine doğru yürüyen Anadolu mayası çalınmış yiğitler için “Bizimkiler.” ifadesini kullanabildi mi? Meydanlarda darbeye karşı çıkan, tankın tüfeğin üzerine yürüyen Atatürk bayraklı, Mustafa Kemal’in askerleri, Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernek yöneticileri, Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri görüldü mü? Biz görmedik, hatta 29 gün süren meydanlardaki nöbet tutma eylemlerinde de onlardan kimseyi görmedik. Gördüklerimiz ise, cami basıp salâ okuyan hoca efendileri tartaklıyor veya Bağdat Caddesi’nde tankları alkışlıyordu.

Koltuk kapan, makama kurulan AKP’liler de inlerine sinmiş, Kılıçdaroğlu gibi darbe gelişmelerini televizyondan takip ediyorlardı. Reis’in “Milletimi meydanlara davet ediyorum.” çağrısıyla, milleti vuran uçakları vurun diyen Başbakan Binali Yıldırım’ın çağrısıyla millet meydanlara dökülmüş, F 16’lara levye ve terlik fırlatmış,  ölümü –şehadeti- göze almış olan Anadolu mayası çalınmış yiğitler, tankın tüfeğin üzerine yürümüş darbeye geçit vermemişti. Zor ve kor zamanlarda Er Meydanı’nda yiğitlik yapamayanlar, utanmadan, sıkılmadan bugünlerde kongre kürsülerinde naralar atabilmektedirler. Onların da defterleri bir gün dürülecektir.

Ayasofya ile bitirelim. İstanbul’u fetheden kutlu Hakan Sultan Mehmet Han’a rahmet olsun, ruhu şad olsun. Onun izinden giden tüm sultanlarımıza rahmet olsun. Ayasofya’da 481 yıl boyunca alnı secdeye varan tüm güzel insanlara rahmet olsun. Ayasofya’nın cami olmaktan çıkarılmasından sonra 86 yıldır orada namaz kılmanın hayaliyle yanıp tutuşan ve Rahmeti Rahmana kavuşan tüm güzel insanlara rahmet olsun. Gâvuru sevindirip Müslümanları ağlatanlara veyl olsun.

Sarı gâvurun biri Kudüs’ümüzü İsrail’in başkenti (!) ilan etmişti. İnsanlıktan nasipsiz Hristiyanlar sarı gâvurdan yana tavır almıştı. Müslümanların çaresizliğine kıs kıs gülüyordunuz ne oldu şimdi? Sille Ayasofya’dan geldi. Şimdi anladınız değil mi Ayasofya’nın Dirilişi’nin ne demek olduğunu. Kutlu Reis’imiz tarafından Ayasofya’nın cami olarak aslına rücu ettirilmesi, siyaseten ve diplomatik açıdan sarı gâvura “Madem öyle, gel böyle.” demektir. İstanbul, Kutlu Hakan Fatih tarafından fethedildiğinde kaçanlar, haberi her tarafa yayıyorlardı. Kimileri mektup gönderiyor, kimileri hızlı gidebilen gemilerle haberi Batı Roma’ya ve Vatikan’a ulaştırıyordu. Haber iki kelimeden oluşuyordu:: “İstanbul Düştü.” Haber Vatikan’daki Papa 5. Nicolas’a ulaştığında “Hristiyanlığın utancıdır bu!” diye haykırmıştı. 10 Temmuz 2020 Cuma akşamı şimdiki Papa Francis şöyle bir haber aldı: “Türkler Ayağa Kalktı.” Bize bu kutlu onuru yaşatan Reis’imize selam olsun.

Hristiyan dünyasının utancı 1934 yılında Ayasofya’nın Cami olmaktan çıkartılıp 1935’te müze yapılmasına kadar sürdü. Hristiyan dünyası Ayasofya’nın cami olmaktan çıkartılmasıyla utançtan kurtulmuşlardı. Fatih Sultan Mehmet Han’dan sonra, Alaman gâvurlarının da dediği gibi 2. Fatih, Reis’imiz Recep Tayyip Erdoğan’ın Ayasofya’yı yeniden cami olarak açmasıyla birlikte Hristiyan dünyası için “İkinci Utanç Dönemi” bizim için “Ecdatın Emanetine Sahip Çıkma, Türk’ün Ayağa Kalkma Dönemi.” başlamıştır.

15 Temmuz 2016 Fethullahçı Hain Darbe Girişimi’ne geçit vermeyen Anadolu mayası çalınmış aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyoruz. Ümmeti, aziz milletimizi, insanlık ailemizin garip ve mağdurlarını yalnız bırakmayan İkinci Fatih, Reis’imiz Recep Tayyip Erdoğan’a selam olsun. Onun kutlu davasına omuz verenlerden Allah razı olsun.

 



YAZARLAR