Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Muhammet YETİŞ


14. Anadolu Buluşmaları ve ‘İnsanı Yeniden Düşünmek’

Yazarımız Muhammed Yetiş'in, Özgün İrade Dergisi 2020 Eylül (197.) Sayısında yayımlanan yazısı...


Bir yıl aradan sonra yeniden Ankara-Kızılcahamam Çam otelinde gerçekleştirilen organizasyon pandeminin gölgesinde biraz buruk olsa da; içeriğiyle, konuklarıyla, katılımcılarıyla yine büyük bir heyecan oluşturdu. Anadolu Platformu tarafından organize edilen 14. Anadolu Buluşmaları ‘İnsanı Yeniden Düşünmek’ üst başlığıyla derin tahlillere, dolu dolu sunumlara, seviyeli tartışmalara sahne oldu. Kendi alanında uzman pek çok akademisyen, bilim adamı, STK temsilcisinin sunumları katılımcıları ihya etti. Platformun youtube kanalından canlı olarak yayınlanan sunumlar aynı zamanda Anadolu’nun ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanlara bu programdan istifade etme fırsatı sunmuş oldu.

Pandemiden dolayı katılımın yüzde elli ile sınırlandırılması, bütün etkinliklerin maskeli yapılması; mesafe ve hijyene azami dikkat edilmesi katılımcıların endişelerini asgari düzeye indirdiği gibi motivasyonu da ciddi oranda yüksek tuttu. Yaşadığımız süreçteki ciddi risklere rağmen iki kişi dışında bütün sunumcuların sunumlarını yüz yüze yapması; mekanın alabildiği azami katılımcının binlerce kilometre mesafe aşıp programa iştirak etmesi bu çalışmanın değer ve önemini ortaya koyması açısından altı çizilmesi gereken ayrıntılar oldu. 10 Ağustos 2020 Pazartesi günü başlayan program 15 Ağustos 2020 Cuma günü sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. Aylar öncesinden programı organize edip bu güne hazırlayan ve programın yürütülmesinde büyük fedakarlıklar gösteren her bir kardeşimiz teşekkürü hak ediyor.

Programın genelinde insan; felsefi, dini, iktisadi, sosyal, ideolojik, psikolojik, teknolojik, fiziksel, biyolojik ve etimolojik yönleriyle ele alınıp incelemeye çalışıldı.

Programın açılış konuşmasını yapan Anadolu Platformu İcra Kurulu başkanı Turgay ALDEMİR insanla ilgili yukarıdaki başlıkları bütünler bir sunum yaptı. ALDEMİR’in ‘ İnsan İnsanın Yurdudur ‘ başlıklı bilinç açıcı sunumundan bir kaç satır başı paylaşalım:

-İnsanlık tarihi aynı zamanda insanın anlam arayışını tarihidir.

-Şuurlu/Nitelikli insanlardan oluşan, dayanaklı bir toplumu ortaya çıkarmanın yollarını bulmalıyız.

-Bireysel varoluş ve sorumlulukların doğurduğu farklılıklar toplumun harcıdır.

– İnsanın ekolojik sistemdeki yerini doğru belirlemeliyiz.

– İnsanlığın yaşadığı krizin çözüme dair alternatif yaklaşımlarımızın neler olduğunu, insan olmanın ve insan kalmanın neleri gerektirdiğini ortaya koymamız gerekiyor. Bunun için ciddi bir organizasyona, ortak akla ve eğitim faaliyetine ihtiyaç bulunmaktadır.

-Eşref-i mahlukat olan insanı ayakta tutacak olan değerlere yaslanarak kendimize bir istikamet oluşturmalıyız. Değerlerimiz ayrıştırıcı değil, kuşatıcı ve birleştirici olmalıdır. İnsanlar bizim yanımızda, kurumlarımızda, düşünce iklimimizde, hatta söylemlerimizde kendilerini bulmalıdır. Yeniden inşa edeceğimiz dünyada yaratılmış her varlığın hayat hakkı olmalıdır.

-Hülasa, insana hakkını verdiğimizde geride kalan her şeyin hakkını vermiş olacağız.İnsanın tüm eylemleri, irade ve aklın kullukta buluşarak değerler ürettiği bir topluluk içerisinde anlam kazanır. Böylece bir mümin olarak toplum içinde en hakikatli rolümüzü üstlenmiş oluruz.

Açılış konuşmasından sonra selamlama konuşmalarına geçildi. Selamlama konuşmalarında Mehir Vakfı, İMG, Birlik Vakfı gibi kardeş STK’lardan katılımcıların olması Anadolu Buluşmalarının ufku ve ümmetçi bakış açısını göstermesi yönünden altı çizilmesi gereken bir durumdu.

İlk günkü sunumlarda Mehmet Türker ve Mehmet Ulukütük İnsanı felsefi açıdan ele aldılar. Mehmet Türker’in konuşmasından bir kaç not:

‘İnsanilik, insanın tüm davranışlarında yansıması gereken bir durumdur.’

‘İnsan sadece arzu ve öfke ile tanımlanamaz.’

‘İyinin belirlenmesi İslamiyet ile birlikte keyfilikten çıkmıştır.’

‘Birey, aile ve toplum temelinde hassas olunması gereken nokta ahlaktır.’

‘Ticari ve siyasi kurallar ahlaki değerleri ortadan kaldırmaz.’

Aynı konuda/oturumda sunum yapan Mehmet Ulukütük’ten bir kaç not:

‘İslam medeniyetinde insan, madde, olgular vb. şeylerden ayrı düşünülmemiştir.’

‘Felsefi gelenek, insanı erken fark etti; çabuk unuttu; geç hatırladı; ama hep yanlış anladı.’

‘Felsefi gelenekte insanı anlayabilmek için; içinde yaşadığımız çağın epistemisini iyi kavramamız gerekiyor.’

‘İnsanın ne olduğu sorusu; niçin var olduğu sorusu ile anlaşılır.’

‘İnsan her şeyin ölçüsü olamaz; her şeyin ölçüsü olan insan ölçüsüz insandır.’

‘Hayatımıza yıllar eklemek yerine; yıllarımıza hayat eklemeliyiz.’

Günün ikinci oturumunda Tahsin Görgün ‘Dini Düşüncede İnsan’ başlığıyla bir sunum yaptı. Görgün’ün sunumundan akılda kalanlar:

‘İnsana dair en hakiki soruları çocuklar sorar.’

‘Hakiki sorular, hakiki sorunların dile gelmiş halidir.’

‘Tahayyül edilen her şey aslında kendini gösterir. Kuran buna ayet demektedir.’

‘Bir şey arıyorsanız; bulduğunuzda onu tanıyor olmanız gerekir. Aksi taktirde arayışınız bir anlam ifade etmez.’

Günün üçüncü oturumunda ise MÜSİAD’ın kurucu başkanı Erol Yarar ve Prof. Feridun Yılmaz ‘ Politik, Ekonomik ve İdeolojik Bir Varlık Olarak İnsan’ başlığını açmaya çalıştılar. Erol Yarar şunları söyledi:

‘İnsan, iyiliğe ve kötülüğe meyleden bir yaratık olarak değişmedi; fıtratını korudu. Değişen bu kutuplardan hangisine doğru yöneldiğidir.’

‘Hayat tercihler arasında bir yol seçimidir.’

‘İnsan ya şükreden; ya küfreden bir kuldur.’

‘Şükür aşamasında nimet ve iktisat devreye girer.’

‘Nimet İslam iktisadının temelidir. Ancak en büyük nimet imandır, Allah’ı tanımaktır.’

‘İslam’ın en önemli iki bileşeni insan ve iktisattır.’

‘İslam aleminin geri kalma sebeplerinden biri maddeyi konuşmayıp hep manayı konuşmasıdır.’

‘Eli karda, gönlü yarda olmak; İslam’ın iktisadi insan modelidir.’

Aynı oturumun diğer kanadında Feridun Yılmaz’ın konuşmasından satır başları şöyleydi:

‘Batının geldiği nokta kriz ve uçurumun kenarıdır. Ya Müslüman olacak; ya da uçurumdan atlayıp intihar edecek.’

‘İslam dünyası zayıf bir coğrafya; ancak güçlü bir teklifi olan yerdir. Onun için Batılılar sürekli olarak İslam coğrafyasına saldırmaktadır. Çünkü gerçek hayatın kaynağı İslam’dır.’

‘Yapay zeka ve insanın yeniden tasarımı Batının insani kriz olarak geldiği noktayı göstermektedir.’

“İnsan Olmak, İnsan Kalmak” başlıklı sunumu yapmak üzere mikrofona Ramazan Kayan geldiğinde bütün salon pür dikkat hocanın her zamanki gibi yüreklere su serpmesini bekliyordu. Lakin hoca sanki biraz daha ateşi harlar bir konuşma yaptı.

‘En aziz, en asil, en ulvi tercih İslam’dır.’

‘İnsanlık dünyanın bir çok coğrafyasında zulümlere boğuluyor. İnsanlığın nefes almaya ihtiyacı var.’

‘İnsan kalın, insan kazanın. En büyük kaybımız heyecanımız. Oturduğumuz yerde yoruluyoruz.’

‘İnsanlara giderken şu beş şeyle gidin: Tebessüm, tevazu, teenni, tahammül, teşekkür.’

İkinci günün son oturumunda Erol Göka ve Ali Büyükaslan ‘ Sosyal ve İdeolojik Olarak İnsan’ konulu sunumlarla günü tamamladılar. İlk sözü alan Ali Büyükaslan’dan bir kaç anektot:

‘İnsan, çizgisel değil dairesel yaşayan bir varlıktır.Mutlaka dünün bugünde; bugünün yarında etkisi vardır. Dolayısıyla çocukluğumuz gençliğimize, gençliğimiz yetişkinliğimize etki edecektir. İnsanın zamandan ve mekandan gayrı tanımı mümkün değildir.’

‘Hangi insan: Anda yaşayan, dünden kopmayan, yarına da sözü olan insan.’

‘Kimliğimizi kişiliğimize yansıtamadığımız sürece kişiliğimiz başkalarının tasallutuna girer.’

14. Anadolu Buluşmalarının dikkat çekici konuşmacılarından biri de Diyanet İşleri eski başkanı Mehmet Görmez hoca idi. ‘Beşeriyet, Ademiyet, İnsaniyet’ başlığıyla; bu üçlemeden beşerin insanın en ham hali; Ademin de kemale ermiş hali olduğunu; insanın ise bu ikisi arasında bir dengede seyrettiğinin altını çizdi genel anlamıyla. Görmez’in yaptığı sunumun satır aralarını sizinle paylaşalım:

‘İnsanlığın yaşadığı en büyük anlam krizi kendi yaşama anlamını/amacını unutmasıdır.’

‘Bütün peygamberler insana, insanın manasını anlattı.’

‘İnsanın, İnsanlığın ne olduğu sorusu hala insanın önünde duran en büyük sorudur.’

‘İnsanın insanla ilgili malumatı arttıkça; muammalığı da artıyor. Ali Şeriati hayatta olsaydı insanın zindanlarını ne kadar arttığını görecekti.’

‘Modernizm’in ürettiği ‘üstün insan’ tasavvuru İslam’ın ‘kamil insan’ını yeryüzünden kovar oldu. Anlam krizi ahlak krizini doğurdu’

‘Beşeriyetin Ademiyete yükselişi değer ile olmuştur:

1-İlahi nefha-ruh, 2-İnsana verilen değer (akıl, konuşma ve dünya ahiret hayatını tanzim etme sanatı), 3-Bilgi: İsimlerin öğretilerek ilinle donatılması, 4-Temyiz: İyiyi kötüden ayırt edebilme, 5-Hilafet: Yeryüzünü imar etme yeteneği.’

‘Zikir varoluş gayesini hatırlamak ve o bilinçle yaşamaktır.’

‘İnsanın nisyansan geldiği yorumu doğru değildir; insan ünsiyyetten gelir. Allah’a, insanlara, kainata ünsiyet.’

Günün ikinci oturumunda Oğuz Memiş ve Tuncay Dönmez ‘ Gelişen Teknoloji ve Bilim Bağlamında İnsan’ başlıklı sunumla dinleyicilerin karşısına çıktı. Oğuz Memiş’in konuşmasından bir kaç cümle:

‘Teknolojik olarak kullandığımız her şeyi Batılılar üretti. onlar ürettiler biz satın aldık; lakin bizim tırlarla gönderdiğimiz tarımsal ürün karşılığını onlar küçücük bir ürün vererek ödediler. Diğer taraftan bize sattıkları ürünler üzerinden bizi kontrol etmeye başladılar. Elimizdeki telefonlar “Amerika’nın Kiramen Katibin Melekleri” gibi işliyor.Bilgilerimiz depolanıyor, işliyor; gerektiğinde bize karşı/bize rağmen kullanılıyor.’

Aynı sunumda Tuncay Dönmez de şunları ilave etti:

‘İslam dünyası yaklaşık 1000 yıldır ilim/bilim trenini kaçırmış; arkasından bakıyor.’

‘İslam dünyası ne zaman bir cazibe merkezi olursa; insanlığın derdine bir derman sunarsa o zaman insanlığa bir şeyler sunabiliriz.’

Buluşmaların son gününde Mustafa Özel zoom programı üzerinden bağlanarak, uzaktan

‘Müslüman Çocuğu Yeniden Düşünmek ‘ konulu sunumunu yaptı. Özel konuşmasında teknoloji ve görselin yoğun kullanımından dolayı çocuklarımızın edebiyattan uzaklaştığı tespitini yaptı. Allah’ın bizimle edebi bir dille iletişim kurduğuna vurgu yapan Özel; hem yetişkinlerin, hem de çocukların edebiyata dönüş yapmaları gerektiğini söyledi. Özel, roman kahramanları üzerinden dünyanın gidişatı ve çocukların ufkunun nasıl olması gerektiğiyle ilgili betimlemeler ortaya koydu.

Yine zoom programı üzerinden salona bağlanan prof. Ali Bardakoğlu ‘ Din İle İlişkimizi Yeniden Düşünmek’ başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bardakdoğlu’nun konuşmasından satır başları:

‘Hidayet, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşan insana ışık tutmasıdır. Yolda yürüyecek olan insandır. İnsana vahiy ve peygamberler bu yürüyüşte meşale tutar. ‘

‘İnsan din ile ilişkisinde pasif-edilgen değil; aktif-etkendir.’

Programın son konuşmacısı Sinan Canan ‘ Gelişen Teknolojiler ve Bilim Bağlamında İnsan ‘ başlıklı sunumunda insanın bilinçaltın yönlendirilmesi, algı yönetimleri vb. tekniklerle insanların nasıl yönlendirildiği ve kullanıldığı ile ilgili açılımlar sunmaya çalıştı. Bu bağlamda bir kaç cümle paylaşarak konuyu nihayetlendirelim:

‘Karnı doyunca arıza çıkaran tek canlı insandır. Maddi refah ve biyolojik ihtiyaçların karşılanması bizi gerçek mutluluk ve doyuma ulaştırmıyor.’

‘Hiç bir canlı kendine verilen ekipmanı kullanmadan dünyadan gitmez. insan hariç.’

Beş gün süren program birbirinden değerli akademisyen, aksiyoner ve hocaların sunumlarıyla tam bir bilgi şöleni ve beyin fırtınası etkisi bıraktı. Bu noktada sunum yapan bu değerli büyüklerimize minnettarız. Ancak katılımcıların kazanımları bunlarla da sınırlı değil. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gönül insanları; İslami ve insani mücadelenin yorulmaz erleriyle yapılan sohbetler, tanışmalar, tecrübe paylaşımları gelen her insanın hem zihin terkisini, hem yürek terkisini doldurup dönme bahtiyarlığına ulaştırdı.

 

 

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR