Prof. Dr. Bilal SAMBUR


11 EYLÜL: KÜRESEL YIKIMLARIN MİLADI

Bilal SAMBUR'UN 'YENİ' YAZISI...


11 Eylül saldırılarının üzerinden 18 yıl geçti. Geçen 18 yıl boyunca 11 Eylül saldırılarının dünyayı radikal bir şekilde değiştirmesini yaşadık. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi’ne uçaklarla saldırı düzenlendi. 11 Eylül saldırıları sonucu 3 bine yakın insan hayatını kaybetti. Amerika, 11 Eylül saldırılarının travmasını hâla atlatmış değildir. Daha önce Pearl Harbour baskını ve Kennedy suikasti gibi büyük travmatik olaylar yaşayan Amerika toplumunu, hiçbir olay 11 Eylül kadar etkilememiştir.11 Eylül, hiçbir devletin ulusal sınırları içinde artık güvende olmayacağını gösteren yeni bir sürecin başlangıcıdır.

11 Eylül saldırıları, Amerika’da ve dünyada her şeyi değiştiren bir milat niteliğindedir. Amerika, 11 Eylül saldırılarının intikamını almak ve yeni bir düzen kurmak için küresel düzeyde savaşlara ve işgallere girişti. 11 Eylülden sonra Amerika, küresel terörizmle mücadele konsepti çerçevesinde Afganistan ve Irak’ı işgal etti. Daha sonra Yemen’de, Libya’da, Mısır’da, Irak’ta rejimler değişti, Pakistan’da iç karışıklıklar gerçekleşti, Keşmir ve Filistin sorunlarında köklü bir şekilde değişiklikler yaşandı, Suriye’de, kontrolü imkansız bir savaş başladı. Bugün dünyada devam eden çatışmaların ve yıkımların şu ya da bu şekilde 11 Eylül’le ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.

11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren yapı el-Kaide’dir. El-Kaide, 11 Eylül’den once de dünyanın değişik yerlerinde Amerika’nın ve diğer Batılı merkezlere büyük saldırılar gerçekleştirmişti. El-Kaide’nin gerçekleştirdiği 11 Eylül saldırısı, tarihin en büyük terör saldırısı ve eylemi olarak nitelenmektedir. 11 Eylül, dünyayı el-Kaide gerçeğiyle yüzyüze getirmiştir. El-Kaide, küresel ölçekte korsan bir devlet gibi hareket eden bir yapı olarak karşımıza çkmaktadır. Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da kendisine bağlı yapılarla uluslararası eylemler gerçekleştiren el-Kaide olgusu, her yerde olabilen , fakat hiçbir yerde gözükmemeyi başarabilen hayalet devlet gibi dünyanın önüne çıktı. Amerika ve müttefikleri, geçen 18 yılda el-Kaide’yi etkisizleştirmesine ve Üsame Bin Ladin’i öldürmesine rağmen, el-Kaide ideolojisi ve Bin Ladin efsanesi yaşamaya devam etmektedir. 11 Eylül saldırıları, devletlerin artık eskisi gibi güçlü olmadığına, dünyada kendisine bağlı oluşturduğu yapılarla bir örgütün küresel güç haline gelebileceğine şahit olduk.

El-Kaide, cihat retoriğini ve Batı karşıtlığını esas alan bir ideoloji kurgulamıştı. Müslüman coğrafyaya hakim olmuş Batı emperyalizminin ve despotik rejimlerin yarattığı derin yıkımları kullanarak kendisine bağlı yapılar oluşturmayı başaran el-Kaide, Amerika’ya karşı 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirecek gücü ve özgüveni kendinde bulmuştur. 11 Eylül, küresel bir örgütün, dünyanın tek süper gücüne karşı gerçekleştirdiği büyük bir eylem olarak tarihe geçmiştir.

El-Kaide büyük ölçüde etkisizleştirilmesine rağmen, hepimiz daha sonra DEAŞ gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. El-Kaide’nin Suriye, Irak ve Ürdün uzantılarına dayanarak yeni bir şekil ve muhtevada kurulan DEAŞ, Irak ve Suriye’de bulunan büyük bir coğrafyayı uzun süre kontrol etmeyi başarmıştır. DEAŞ bugün etkisiz gözükmesine rağmen, örgütsel olarak varlığını ve eylem kapasitesini sürdürmeye devam etmektedir. El-Kaide ve DEAŞ’in yeni örgütlenme ve eylem sahası, büyük ihtimalle Afrika olacaktır. DEAŞ, hızla Afrika ülkelerinde örgütlenmektedir. El-Kaide ve DEAŞ’den sonra üçüncü nesil yeni bir küresel terör yapısıyla dünyanın yakın gelecekte karşılaşmasının güçlü bir ihtimal olduğunu söyleyebiliriz. El-Kaide ve DEAŞ gibi örgütlere yer belirlemek çok güçtür. 11 Eylül’den sonra el-Kaide ve DEAŞ gibi yapılar, kendilerni dünyanın her yanına yerleştirebilmektedirler.

Afganistan, Irak ve Suriye’de büyük savaş deneyimi kazanan militanlar, Afganistan, Suriye, Irak ve Somali gibi yerlerde kendi başlarına hareket eden güçler oluşturabilmektedir. Pakistan’ın Peşaver gibi eyaletlerinde kontrolü sağlayabilecek kadar güçlenen bu yapılar, Afganistan’da da merkezi hükümete karşı Taliban yönetimi şeklinde alternatif bir yapıda kurabilmektedirler. Afganistan’ın Talibanlaşması ve Pakistan’ın Afganistanlaşması şeklinde ifade edilen olgular, her devlet için büyük tehdit ve risk oluşturmaktadır.11 Eylül sonrası ortaya çıkan meydan okumalara yeterli ve etkili karşılıklar verme konusunda dünya hâla yetersiz kalmaktadır.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR