Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


10 Temmuz... Bugün Dünya Hukuk Günü... (*) İnsan için her gün, hukuk günüdür!

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "KONUYA DAİR" ANALİZİ...


10 Temmuz 1967 Tarihinde Cenevre’de Hukuk Yoluyla Dünya Barışı Konferansının üçüncüsü düzenlenmiştir. Bu konferansın düzenlendiği tarih olan 10 Temmuz günü ülkemizde Dünya Hukuk Günü olarak kabul edilmiştir. Dünya Hukuk Gününde barışa giden yolun hukuktan geçtiğini ve hukukun temelinin, daha doğrusu her şeyinin hukukun üstünlüğü kavramı olduğunu idrak etmeye ihtiyaç vardır.

Hukuk, insana nefes aldırtan, konuşmasını, düşünmesini ve yaşamasını sağlayan en değerli araçtır. Hukuk sayesinde insanlar, korku duymadan yaşamakta, duygu ve düşüncelerini ifade etmekte, işlerini yapmakta ve iletişimlerini gerçekleştirebilmektedirler. Medya ve akademi, hukukun üstünlüğü sayesinde işleyebilmektedir.

Hukukun üstünlüğü ilkesinin sahici bir şekilde uygulanması sayesinde insanlar, hukuka ve yargıya güven duyabilmektedirler. Toplumun yargı bağımsızlığına ve yargıya güven duyduğu yerlerde, barışın, refahın ve hürriyetin var olması mümkündür. Hukuka güvenin zayıfladığı toplumlarda, ortaya mafyalar, çeteler, suç örgütleri, kaos ve karmaşa çıkmaktadır.

Hukuk, hiçbir grubun, cemaatin, derneğin veya yapının güç devşirmek için istismar edeceği ve kullanacağı bir araç değildir. Hukuk ve yargı içinde gruplaşmaların ve kamplaşmaların ortaya çıkması, hukuk ve yargıyı bir kliğin dar, sığ ve yıkıcı bir faaliyeti halline getirmektedir. Hukukun bir kişinin, grubun, yapının veya gücün çıkarlarına hizmet eden bir araç olarak kullanılması, hukuku barış ve insan için tehlikeli bir tehdit haline getirmektedir. Kendini güçlü ve üstün gören kişi, grup ve yapılar, daima çıkarlarını hukukun kendisi olarak dayatabilirler. Üstünlerin imtiyazlarının hukuk yoluyla dayatılması, sürekli var olan bir hukuk riskidir. Hukukun çıkarların ve gücün köpeği ve kölesi haline getirilmesi, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin yargıyı araçsallaştırmasına izin vermemektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, yargı bağımsızlığını gerektirmektedir. Yargının bağımsız olduğu ve hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulandığı bir ortamda bireysel hak ve özgürlüklerin korunması mümkün olmaktadır. Hukukun varoluş nedeni, insan temel hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır. İnsan temel hak ve özgürlüklerinin korunması dışında yargının başka hiçbir varoluş nedeni bulunmamaktadır. Hukuk, insan için vardır. Hukuk, insan ve toplumu esas almalıdır. Hukukun insanı ve toplumu merkeze alması, hukukun üstünlüğü ilkesinin doğal gereğidir. Gücü merkeze alan bir hukuk ve yargı anlayışının, insana ve topluma barış ve adalet adına vereceği hiçbir şey yoktur.

Yargı, hukukun üstünlüğü ve adalet çerçevesinde insan haklarını ve özgürlüklerini korumak için vardır. İnsan haklarını ve özgürlüklerini korumayan ve güvence altına almayan yargı uygulamalarının hiçbir anlamı, değeri ve işlevi bulunmamaktadır. Yargı, insan haklarını korumak için verdiği kararlarla insanlığı zenginleştiren, güçlendiren ve koruyan bir müessese olmak zorundadır.

Dünyada büyük bir hukuk açığı bulunmaktadır. Hukukun yokluğundan dolayı dünyada insanlar zulme uğramakta, hakları ortadan kaldırılmakta, savaşlar bir türlü bitmemektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, barışın ve adaletin olmazsa olmazıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesinin içinin boşaltılarak gücün ve üstünlerin hukukunun uygulanması, sonu gelmeyen çatışmalara ve hak ihlallerine neden olmaktadır. Dünyada var olan sorunlar, üstünlerin hukukunun uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Üstünlerin ve güçlülerin imtiyazlarını koruyan bir yargı sistemi dünyaya egemen olduğu sürece, insanlığın nefes alması ve barış içinde yaşaması mümkün olmayacaktır.

Allah’a kulluk, ancak hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulanmasıyla gerçekleşebilir. Hukuku ihlal edenler ve insan haklarını ortadan kaldıranlar, aslında Allah’la kurulacak manevi, ahlaki ve hukuki ilişkiyi ortadan kaldırmaktadırlar. Rahmet ve Barış Peygamberi, “Bir günün adaletinin yetmiş yıllık ibadetten üstün olduğunu” söylemektedir. Hukukun kendisini ibadet olarak gören İslam, barışı hedeflemektedir. İslam, barışın, ahlakın ve hukukun birbirinden koparılmaz olduğu mesajını insanlığa vermektedir.

(*) Başlığın bu bölümünü, Dünya Hukuk Günü münasebetiyle biz ekledik. (Editör)

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR