Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Dr. Ali YALÇIN


MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI

İktidarlar, en temelde, ?Beşeri? veya ?İlahi? iktidarlardır. İlahi İktidar Kanunları, hayata dair en temel kuralların Allah tarafından konulduğu, sosyal hayat geliştikçe veya asır değiştikçe, düşünürlerin; çağa uygun içtihatlar ortaya koyduklarında da çe


 

 

 MUHAFAZAKÂR İKTİDARLARDA RABBANİ DİNİN SANALLAŞMASI

 

            İktidarlar, en temelde, ?Beşeri? veya ?İlahi? iktidarlardır. İlahi İktidar Kanunları, hayata dair en temel kuralların Allah tarafından konulduğu, sosyal hayat geliştikçe veya asır değiştikçe, düşünürlerin; çağa uygun içtihatlar ortaya koyduklarında da çelişmedikleri iktidar kanunlarıdır.

 Beşeri iktidarların ise en temel referansları İlahi İktidar Kanunları dışındaki beşeri tercihlerdir. İlahi İktidar Kanunları dışındaki iktidarların tanımlanması genelde kolay iken, İlahi İktidar Kanunları´ndan numuneler veya semboller devşirmek şeklinde beliren iktidarın tanımlanması genelde zor olagelmiştir. Çünkü bu iktidar en temelde beşeri iken muhafazakâr bir kimlik kazanmış ve dinimsi olmuştur.

 Dinimsi muhafazakâr iktidar, İlahi İktidar Kanunlarını hayatın dışına iterek Rabbani Din´in sanallaşmasını sağlamıştır. Tarih buyunca bu durum hep böyle olmuştur. Kemale erdirilen, insanlık için seçilen Allah´ın Seçkin Din´i muhafazakâr iktidarlar marifetiyle sanallaştırılmıştır.

Toplum, Seçkin Din´i çağrıştıran kimi uygulamalarla örfler arasında süreçli değişimler yaşayarak muhafazakârlaşmıştır. Toplumdaki din de doğal olarak ?Muhafazakâr Din?e evirilmiştir. Muhafazakâr iktidar beklentilere uygun ?iyileştirmelerle? toplumun hafızasına ve beklentisine cevap vermiş, ?Din? ile özdeşleşen kimi ritüellerin serbestçe ifa edilebilmesi seremonilerine ortam hazırlayarak ?dinimsi dinin? Seçkin Din´in yerini alması süreci kemale erdirilmiştir.

 Krallıklar, imparatorluklar, sultanlıklar, halifelikler ve benzerleri tarihteki muhafazakâr iktidarlar olup Rabbani Din´i çoğu kere hayatın dışına itmişlerdir. Kimi sembolleri dinin esasından görme eğilimindeki toplum, bahse konu sembollerin icrasında bir sorun yaşanmadığını gördükçe, dönemlerindeki muhafazakâr iktidarlara bağlanmaya devam etmiştir.

Dinin toplumdaki varlığını; örneğin baş örtüsü serbestisinden, ezanın Arapça okunmasından, namaz ve benzeri ritüellerin cami ve mescitlerde sorunsuz ifa edilmesinden, iktidarda pay sahibi olmaktan, iktidarın kimi nimetlerinden yararlanarak iktidarda etkin rol aldığına kanaat getirmekten ibaret gören algı, dinin de bu sembollerden ibaret olduğu düşüncesiyle Allah´ın Din´inin ?dinimsi din? haline getirilmesinde muhafazakâr iktidar ile isteyerek veya istemeyerek işbirlikleri yapmıştır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında denilebilir ki en karmaşık beşerî iktidar mantığı, muhafazakâr iktidar mantığıdır. Zira bu iktidar mantığında Rabbani Din´i çağrıştıran söylem ve pratikler dönem dönem gündemde önemli yer tutmaktadır. Muhafazakâr iktidar ile iş tutan muhafazakâr yapılanmalar iktidarın yanında yer alma yarışı ve hesabı ile, bahsi geçen yeni dinin, hayatın dışına itilmiş Rabbani Din´e ait olduğuna dair tezler ve yorumlarla iktidardan beslenmeye devam ederler. Muhafazakâr iktidar da bu tür muhafazakâr yapılanmalara; cemaat, tarikat veya bakışların dini anlama ve dinden olanı ifade etme ufuk çizgisinin ötesine geçerek, onların düşünce kapasitelerinden bir üste seviye dili ve uygulamalarıyla, bu tür muhafazakâr yapılardan kendisine taraftar devşirmeye devam etmişlerdir.

Muhafazakâr iktidarlar, Rabbani Din´in sanal ve uygulanması imkânsız bir din haline getirilmesinde en tecrübeli birikimler olagelmişlerdir.

Rabbani Din´in emir ve nehiylerini kendi muhafazakâr nefislerine ağır bulan tüm eğilimler, dinimsi eğilimleri veya muhafazakâr iktidarın din algısı ve yaklaşımını daha kolay benimsemişlerdir. Zira kendi muhafazakâr nefisleri, muhafazakâr iktidar dinine daha yatkındır. Sanal bir din haline getirilmiş Allah´ın Dini artık kendileri için seçkin ve seçilmiş bir din değildir.

Bir diğer konu da muhafazakâr iktidar dininden beslenen toplum bileşenlerinin deistik toplumu inşa etmeleri konusudur.

Aristo´nun, ?Şüphesiz Allah vardır ve çok önemli işlerle meşgul olduğu için dünya işlerini insanlara bırakmıştır? tezinin bir sonucu olarak ortaya çıkan Desit Toplum Felsefesi, en çok, Muhafazakâr İktidar Şartları´nda hayat bulmuştur. Çünkü Muhafazakâr İktidar Dini kadar hurafelere açık bir başka iktidar ve din örneği yoktur. Bu din anlayışı, zaman zaman hurafe dinin yereldeki temsilcileriyle/organizasyonlarıyla ciddi çatışmalar yaşasa da burada en temel sorun/uzlaşmazlık iktidarda etkin olma rekabet ve anlaşmazlıklarıdır?

 Bir diğer hakikat de şudur: Sanal hale getirilen Rabbani Din, Muhafazakâr İktidar Dini ile doğal olarak bir arada bulunamaz. İnsanlar /topluluklar, Muhafazakâr İktidar Dinine hiçbir sorumluluk duygusu taşımadan girdikleri için artık sanal hale gelen/getirilen Rabbani Din´den hidayetin ışıklarına ulaşamazlar.

 Allah´a inandığını söyleyen ama ahirete inanmayan, Allah´a inandığını söyleyen ama öldükten sonra dirilmeye ve hesap vermeye inanmayan, Allah´a inandığını söyleyen ama Kur´an adlı kitabın aslında çok zeki bir insan olduğu fikri uyandıran Muhammed adlı biri tarafından yazıldığına inanan vb.? deistik toplum fertleri türemeye başlar.  Bu fertler ve toplum, Muhafazakâr İktidarı desteklemekle dine ait sorumluluklarının tamamından muaf olduğuna inanmaktadırlar.

Desitik toplumun, muhafazakâr iktidar yönetiminde Gök Tanrı/Tengri ile sorunları çıkacak gibi olsa, sanallaşarak hiçbir hukuksal izi kalmamış Rabbani Din´den, Arapların Dini diye bahsederek rahatlayacak, Muhafazakâr İktidar Dini´nin kabul ettiği sınırlarda bir tanrı fikrine sahip olacaktır. Aristo´nun dediği gibi, inkâr edilmesi mümkün olmayan, varlığı da bir değer ifade etmeyen önemsiz bir tanrı...

Böylesi bir toplum doğal olarak sorumluluk almayan, kendine ait bir fikri olmayan muhafazakâr bir toplumdur. Mesela bu toplumda gençler vardır. Fizyolojik kurallara göre yetişen; düne ait hafızası bulunmadığı gibi geleceğe ait hayalleri de bulunmayan bu gençler, beyinleri adım adım işgal edilerek (teknolojik vb. faillerle) günü geldiğinde komutlarla hareket edecek ucube bir neslin öncüleridirler. Hayatlarının tamamında komutlar etkin olacaktır bu neslin. Trafikteki yol işaretlerinden daha karmaşık ve detaylı komutlar içeren levhalar her yerde komutlar vererek bu neslin varlığını idame etmeye kodlanmış olacaktır. İnsanların göz retinalarıyla komutları da özelleşen, parmak uçlarının temas ettiği yerlerde kişiye özel değişiveren komutlar içeren levhalar? Hatta belki çipler? Kodlar? Uzaktan etkili frekanslar?Değişik dalga boylarında frekanslar?

Sonuç olarak, Muhafazakâr İktidar Dini üzerinden Allah´ın Dini sanal bir aleme ötelenmiş olabilir ama bu yeni din esasen herkesi sanal kimliklere sahip kılarak kendi ilginç sonunu da hazırlamış olacaktır. Hayatın bir laboratuvar olduğu unutulmasa bari?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



YAZARLAR