Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Z kuşağının sakinleri

Z kuşağı teknolojinin hızla geliştiği, bilim adamlarının yapay zekâdan, uzayda hayat olup olmadığından bahsettiği kritik bir dönemde, milenyum çağında dünyaya geldiler.

Fatma Tuncer yazdı;

Gündemi işgal eden Boğaziçi Üniversitesi eylemlerini, sadece öğrencilerin, Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir rektöre karşı gösterdikleri tepki olarak değerlendiremeyiz. Gündemde tutulmaya ve bulaştırılmaya çalışılan eylemlerin bunun da ötesinde sosyo-psikolojik, siyasi ve provakatif yönleri var kuşkusuz. Fakat burada ne ideolojik niyetlerden, ne provakatif yönlendirmelerden ne de mevcut iktidarın çıkmazlarından bahsetmek istiyorum. Burada ebeveynlerin ya da mevcut siyasi otoritenin Z kuşağı olarak tanımlanan genç bireylere niçin ya da hangi sebepten dolayı ulaşamadıklarına değinmek istiyorum.

Bilindiği üzere geçmiş dönemde, iktidar partisini destekleyen kardeşlerimizle aynı sloganları atmış, aynı marşları söylemiş ve aynı yollarda yürümüştük. Laik zorbaların baskı ve dayatmalarına maruz kalmış, eğitim ve iş alanında birçok haklarımızdan mahrum bırakılmıştık. Ancak sular durulduktan sonra kardeşlerimizin tutundukları siyasi otoriteyi kusursuz ve tek kurtarıcı olarak görmeleri ve dünyevileşerek daha evvel savundukları değerleri savunamaz hale gelmeleri yüreğimizi acıttı ve doğal olarak araya mesafeler örüldü.  Zira bazı kardeşlerimizin hatadan beri gördükleri siyasi yapının ya da otoritenin bütün icraatlarını, sorgulamadan kabullenmeleri ve bunların ak dediğine ak, kara dediğine kara diyecek kadar körleşmeleri kabul edebileceğimiz bir şey değildi.

Uğruna büyük mücadeleler verdiğimiz İslam bizden, aklımızı kullanmamızı ve olayları irademizin süzgecinden geçirerek iyi olanı kötü olandan ayırt etmemizi istiyor. İslam bize adalete titizlikle tutunmamızı ve bu konuya ihtimam gösterip körleşmememizi emrediyor. Dolayısıyla bizler çevremizde tanık olduğumuz, israf, gösteriş, kibir, torpilcilik, adam kayırma ve dünyevileşme hastalığına karşı duyarsız kalamayız, sadece mesafe almakla da yetinemeyiz gerektiğinde risk alıp bu yolun doğru olmadığını ifade edebilmeliyiz.

Kendilerini dar bir alana hapseden ve duygusal anlamda özgürleşemeyen ebeveynlerimiz,  olayları sorgulamaktan hoşlanmıyor, bunun yerine otoriteye biat ediyor ve buradan gelecek talimatları İslam’ın adalet terazisinden geçirmeden alıyor ve kabulleniyorlar. Güce koşulsuz tabi oluyor ve otoritenin doğru dediğine doğru, yanlış dediğine yanlış deyip sorumluluktan kaçıyorlar. Bu nesilden doğan çocuklar yani Z kuşağı ise olaylara ebeveynlerinden çok farklı bir kulvardan bakıyor ve kendilerine ulaşan malumatları analiz ediyor, sorguluyorlar. Teknolojinin kucağına doğan bu çocuklar, çağın getirdiği avantajları ve dezavantajları üzerlerinde taşıyor ve riskli bir geçitte yer alıyorlar.

Z kuşağı ebeveynlerinin aksine dışa dönük bir nesil ve düşüncelerini özgürce ifade etme becerisine sahipler. Çağın getirdiği imkânlara ise çok erken yaşlarda sahip oldular. Teknoloji ile çok erken vakitte tanıştılar, ebeveynlerinin çelik çomak oynadığı yaşlarda onlar internette sörf yaptılar, cep telefonu kullandılar, sosyal medya üzerinden sanal bir dünyaya açıldılar.

Kuşaklar arası çatışmanın yoğun olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Nitekim gösterişi seven,  talepkâr, düşüncelerini ifade etmekten kaçınmayan, özgürlüğe düşkün, empati yetenekleri zayıf ve ben duygusu ile hareket eden Z kuşağı sakinleri otorite ile hiçbir zaman barışamadılar. Ebeveynleri büyükler hata yapmaz düşüncesi ile hareket ederken onlar otoritenin de hata yapabileceğini görüyor ve sorgulamaktan kaçınmıyorlar. Z kuşağı soru sorabilen, eleştiren, taleplerini ifade etmekten kaçınmayan bir nesil. Doğal olarak seslerini yükselten ve kendilerine yüksek bir perdeden seslenen siyasetçi ya da liderlere değil paylaşan, dinleyen, anlayan liderlere itibar ediyorlar.

Büyüklere göre genç kuşak, saygılı değil, kadir kıymet bilmiyor, vakti doğru kullanmıyor, çok soru soruyor, her şeyi irdeliyor ve oldukça da şımarıklar. Ne yazık ki geleneksel kültürün gölgesinde doğup büyüyen büyüklerimiz, yaşlarının getirdiği avantajları kullanarak bu çocuklara sözden kurşunlar yağdırıyor ve onları gözden düşürmeye çalışıyorlar. Oysa her dönemin içinde barındırdığı çıkmazları, iyi ve kötü yanları mutlaka vardır ki, Z kuşağı teknolojinin hızla geliştiği, bilim adamlarının yapay zekâdan, uzayda hayat olup olmadığından bahsettiği kritik bir dönemde, milenyum çağında dünyaya geldiler. Dolayısıyla bu çocuklarla iletişim kurarken çağın sorunlarını da dikkate almak ve onları eleştirmeden, yermeden yaklaşıp, düşüncelerine de yer vermek gerekir. Yöneticiler bu çocuklara söz hakkı vermeli, onların taleplerini dikkate almalı ve onlarla bir bağ kurabilmelidirler. Elbette bu yaklaşım otoriteyi güç üzerinden değerlendiren ülkem insanı için kabul görmeyecek ve onlar sarsılmaz bir güç olarak gördükleri yöneticilerinin parmak kadar çocukların önüne geçip onları dinlemelerini bir zayıflık olarak algılayacaklardır. Oysa yaşadıkları ortam, savundukları düşünce, ait oldukları kültürel yapı ne olursa olsun yöneticilerin toplumun her kesimi ile özellikle de genç bireylerle bir araya gelip onları dinlemeleri, bu kişilerin güçlerini düşürmez aksine daha da artırır ve ulaşamadıkları o genç nesillerle aralarına örülen barikatları yıkar. Buna yürekten inanıyorum.

Z Kuşağı...




Anahtar Kelimeler: kuşağının sakinleri