Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Yüzümüze sağlık maskeleri taktık, gerçek yüzümüzü gizleme zahmetinden kurtulduk

Fehmi Koru yazdı...

Hepimiz aylardır sokaklarda maske ile dolaşıyoruz ya, bir dostumla buluşmak üzere son dışarıya çıkışımda bir şeyi fark ettim: Maske artık işlevini yerine getiremiyor…

Maskeli de olsa karşımıza çıkan insanı tanıyabiliyoruz çünkü.

Hollywood ürünü Zorro gibi, Batman gibi maskeli kahramanları bulunan filmler vardır; bizde de zaman zaman benzer filmler çekilmiştir. Hepsinin ortak özelliği, maske takanın o maskeyle kimliğini gizlemiş olmasıdır.

Zorro’da, normal hayatında dost olduğu insanlarla maske takıp karşılarına çıktığında kılıç şakırdatan kahraman, ertesi gün yeniden aynı insanlarla al takke ver külah durumuna devam eder.

Kimse maskelinin o olduğunu anlayamaz çünkü.

Batman’de de durum öyledir.

Oysa, işte sokaklarda ağzımızı ve burnumuzu da içine alan maskelerle dolaşıyoruz, ancak karşılaştığımızda birbirimizi tanıyoruz.

Maske romanlar ve filmlerde kendisine verilen işlevi günlük hayatımızda yerine getiremiyor.

Buna karşılık, günümüzde maskeyi, yaşlılara daha fazla musallat olsa da gençleri de hedef alan öldürücü salgından korunmak için kullanıyoruz.

Yeni işlevi maskenin daha önce ona atfedilen işlevden daha esaslı.

Gördüğüm ilk maskeli

Korona virüsünün gerçek tehlikesinin kamuoyuyla da paylaşıldığı ilk günlerde yurtdışındaydım. Henüz hiçbir yerde maske takmanın gereğinden söz edilmediği için bulunduğum ülkede de maskeli kişilerle pek karşılaşmamıştım.

Dönüşte, uçağa bindiğimde, ilk şoku karşı sırada oturan gençten bir kadını gördüğümde yaşadım. Yüzünü tamamıyla örten -herhalde kendi ürünü olan- bir maske taktığı gibi iki eline de plastik eldivenler geçirmişti.

Heyüla gibi geldi gözüme.

Aynı uçakta kabin görevlileri hepimize birer form doldurttular; o an ne için olduğunu tam algılayamasak da, İstanbul’a vardığımızda, yurtdışından gelen herkes gibi bizlerin de 14 gün evden dışarı çıkmamamız gerektiği tebliğ edildi.

Ertesi gün, herhalde doldurduğumuz formla bilgilendirilen aile hekimimizin, “Evden çıkmıyorsunuz ya” uyarısıyla işin ciddiyetini daha iyi kavradım.

Reklam

Maskeye alışmak o kadar kolay değil.

Çoğu kez, çıkarken yanıma almayı unuttuğum için kapıdan birkaç adım attıktan sonra geriye dönüp maskelendiğim oluyor. Fakat maskesiz yola çıkmayı aklımın ucundan bile geçirmiyorum.

Korunma içgüdüsünü güçlendiriyor maske.

Ne zaman üzerinde düşünsem garipliklere kendimizi kolay uyarladığımız gerçeğiyle yüzleşmem gerekiyor. “Bir gün gelecek, ortalığı salgın korkusu sardığı için herkes maske takıp öyle sokağa çıkacak, sokaklar maskeli kadın ve erkeklerle dolacak, maske takmayana ceza verilecek” deselerdi, bu beklentinin bir gün gerçekleşeceğine asla inanmazdım.

Fellik fellik maske aramaya çıktığım ilk günlerden beri hep bu inkar halimi hatırlıyorum.

[En başlarda her eve maske tedarikini devlet adına -yoksa Cumhurbaşkanı adına mıydı?- birilerinin yaptığı kulağımıza gelmişti de, evden çıkmadığımız haftalar boyu maskelerin bize de getirilmesini beklemiştik. Ne hikmetse beklenti yerine gelmedi. Belki de bize gelecek maskeler başka ülkelerin insanlarına gönderilmiş, onların işine yaramıştır.]

İster inan, ister inanma

Televizyon haberlerinde ortalık yerde maskesiz dolaşan, ya da maskesini yüzü dışındaki yerlerinde kullanan tipleri görünce gülüyorum. 

İnsanoğlunun çoğu özelliği ülkeden ülkeye değişse bile bazı özellikler evrensel. Bizdeki maske sevmeyenlerin benzerleri ABD’de de Avrupa ülkelerinde de var.

Maske için ‘bilimsel kanıt yok’ diyor..

Özellikle Batı ülkelerinde maske karşıtlığı ideolojik bir tavra dönüşmüş durumda. ABD’de maske sevmeyenler aralarında haberleşerek zaman zaman gösteriler de düzenliyorlar. Pek çoğu da, virüsün kötü emellerle yapay biçimde gündeme sokulduğuna, aslında ortada korkulacak bir şey olmadığına da inanıyor.

Bizde de, “Gerçek değil, hiç etrafınızda koronaya yakalanan, salgından ölen oldu mu?” diye soranlar çıkıyormuş. 

Hayret bir şey.

Pek çok yakınımız salgına kapıldı, birkaç tanıdığımızı da bu yolda kaybettik.

Yabancılar ülkemizde her gün açıklanan vaka ve ölü sayısının gerçekliğine inanmıyorlar, ama fazla buldukları için değil az yansıtıldığı için bu inanmamaları…

Maske koruyor mu?

Koruduğu hissini veriyor ya, o bile önemli.

Bazılarınıza öyle geleceği için yazmadan önce şu uyarıyı yapmayı uygun görüyorum: Maske konusunu şimdi diyeceğim için ele almış değilim.

Diyeceğim şu:

Aslında insanlarımızın salgın yüzünden zorunlu olarak taktıkları maske ile tanışıklıklarının yeni olmadığı kanaatindeyim. Güncel zorunluluklar hepimizi görünmeyen maskelerle donatmıştı. Yüzümüzü ve gerçek düşüncelerimizi birbirimizden saklar hale gelmiştik. Değişik ortamlarda kullanmak üzere birden çok maskemiz vardı hatta; o an hangisi işimize yarıyorsa onu takıp birbirimizle öyle yüzleşiyorduk.

Şimdi yüzümüzde ağzımızdan burnumuza kadar örten beyaz maskeler olduğu halde herkes birbirini rahatça tanıyorsa galiba sebep belli:

Maske bizlere yakışıyor.


Haber Kaynak : fehmikoru.com


HABERLER