Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Yolları bu dünyada hiç kesişmedi

7 Haziran Türk şiirinin iki usta isminin, Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’un vefat yıldönümü. Son sekiz yıldır aynı gün yad edilen bu iki Kahramanmaraşlı şairin yaşarken yollarının kesişip kesişmediğini merak ettik.

Karar.com'dan Saliha Sultan'ın "konuya dair" yazısı...

Bugün Türk şiirinin iki güçlü damarının, Abdurrahman Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’un vefat yıldönümü. Zarifoğlu, şiiriyle modern Türk şiirinin çıtasını yukarı çıkaran, İsmet Özel’in deyimiyle “O’ndan sonrakilerin O’ndan ders alacağı” bir şair. ‘Yüz yılda bir gelenlerden’ görülen folklor nefesli Karakoç ise halk şiirini çağdaş bir söyleyişe kavuşturmasıyla anılıyor. Her iki şairimiz de, her çiçeğin ayrı kokusu olması gibi, kendi tarzını terennüm ederek şiir bahçemize bu toprağın rayihalarını yaymış iki usta şair. Ve bu iki ustanın en belirgin ortak yönü, her ikisinin de Kahramanmaraşlı olması. Yaşamlarını ise Kahramanmaraş‘ta sürdürmemişler. Karakoç, Ankara‘yı kendine yurt edinirken, dünyayı otostopla gezdiği bilinen bir seyyah da olan Zarifoğlu yaşamak için İstanbul‘u tercih etmiş. Edebiyat dünyası, Karakoç’un 2012’deki vefatının ardından bu iki şairimizi, 7 Haziran’da, aynı gün vefat etmeleri nedeniyle aynı anda, onlara has ayrı ayrı özellikleri zikrederek anıyor. Peki bu iki şairimizin yolu hiç kesişti mi? Bir dost ya da şiir meclisinde bir araya geldiler mi? Birbirleri hakkında konuştular mı?  Benim gibi, birçok okurun da merak ettiğini düşündüğüm bu sorunun ardına düştüm.

İlk olarak ‘Şairin Haberci Olarak Portresi’ kitabında Karakoç’u yazan KARAR yazarımız Lütfü Şehsuvaroğlu’nu aradım. Her iki şairle yakınlığı bulunan Şehsuvaroğlu, kendilerinden bu konuda bir hatıra duymadığını belirtti. Ardından yine bir Maraşlı şair olan, her iki şairi de yakından tanıyan Ali Akbaş’a ulaştım. “Benim bildiğim kadarıyla yolları kesişmedi, ne kendim ne de başkalarının aktardıklarından birbirlerinin hakkında da konuştuklarını duymadım” diyen Akbaş.

Şehsuvaroğlu ve Akbaş ile yaptığım görüşmeleri not ettikten sonra, yaklaşık 40 yıl Karakoç’un yanında bulunan, yıllarca Ankara’da komşusu olan ve ‘Abdurrahim Karakoç’ biyografisi şair hakkında önemli bir kaynak teşkil eden bir başka şairi, İhsan Kurt’u aradım. Karakoç ile gençliğinde tanışıp, birkaç kez görüştüğü Necip Fazıl hariç Maraşlı şairlerle ilgili herhangi bir konuşmaları olmadığını belirten Kurt, “Biz Karakoç’la dost, ağabey-kardeş gibiydik yıllarca, yolları kesişmiş olsaydı bunu mutlaka konuşurduk” diyor. Karakoç’un şiiri ve Zarifoğlu’nun şiiri arasında fark olduğunu hatırlatan Kurt,  şairin şiir meclislerine katılmaktan haz etmediğini, edebiyatı yalnız yapılan bir eylem olarak gördüğünü ve birçok sohbetinde “Gölgede duranın gölgesi olmaz” dediğini de aktarıyor. Sohbetimizde, Karakoç kitabını genişlettiği bilgisini de paylaşan Kurt, usta şairin vefatının ardından yapılan akademik çalışmaların azlığından da yakınıyor.

CÜMLE ŞAİR DOST BAHÇESİ BÜLBÜLÜ

Yaptığım sohbetlerden çıkan o ki, Kahramanmaraş’ın bu iki mümbit şairinin yolları her nasıl olduysa hiç kesişmemiş. Bunun altında belki de Zarifoğlu’nun çok genç yaşta, henüz 47 yaşında dünyadan ayrılması yatıyordur. Vefatının 33’üncü yılında Zarifoğlu’nu, 8’inci yılında Karakoç’u rahmet ve özlemle anarken, her ne kadar yaşarken bir araya gelmemiş olsalar da, Yunus Emre’nin ‘Cümle şair dost bahçesi bülbülü’ mısraından hareketle biz yine de her iki merhum şairimizi iki dost şair olarak yad edelim. Ruhlarına Fatiha.

İHSAN KURT: KARAKOÇ’U YAZMA KORKUSU VAR

 Abdurrahim Karakoç’la ilgili yapılan akademik çalışmalar bir elin parmaklarını geçmiyor.  Bunun ardında edebiyat dünyasındakinin zihinlerindeki prangalar yatıyor olsa gerek. Türk demiş, İslam demiş gibi düşüncelere takılıyorlar. Halbuki düşünen, aydın insan bunları elbette diyecek çünkü bu konular aydın insanların problemleridir. Bu kültür hepimizin. En son Kırıkkale Üniversitesi’nde bir doktora çalışması yapıldığını öğrendim, mutlu oldum. Karakoç hakkında daha çok çalışma yapılmalıdır. Ayrıca onun şiirini inceleyenler önce edebiyata aşık olmalı, sosyolojiyi, psikolojiyi, felsefeyi de iyi bilmeli. Bu dediğimi, onun kütüphanesini görmüş olanlar anlayabilir. Karakoç hakkında yazma korkusu var. Çünkü şiirinde adaletten sağlığa birçok konuyu da eleştirir. Hakkında kendilerine ‘şucu, bucu’ denilmesinden çekinerek yazmayanlar, onun Aşık Mahzuni Şerif ile dostluğundan da bihaberler sanırım. İkisi farklı düşünen iki insan fakat aynı zamanda çok iyi dostlar. Biz ne yazık ki kavga ettirmeyi seven bir toplumuz. Edebiyat dünyasının Mahzuni’nin Karakoç’a yazdığı ‘Sana ne söylerim bilmem ne derim/Benim gibi doğdu gitti pederim/Der Mahzuni ellerinden öperim/Çünkü sana varmak güçtü Karakoç’ dizelerinden alacağı çok ders var.


Haber Kaynak : Karar Haber


Anahtar Kelimeler: Yolları dünyada kesişmedi

HABERLER