Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Ulu Cami Müdavimi Ramazan Pişkin Akıl Hastanesine Konuldu

MEDAV BAŞKANI; Müderris Tayip Elçi ve Haksöz Haber''nin RAMAZAN PİŞKİN'LE İLGİLİ BİLGİLENDİRMESİ..

Not-1; Ramazan PİŞKİN'LE İlgili sahip olduğumuz bilgileri okuyucularımızla paylaşıyoruz...

Diyarbakır’ın sevilen isimlerinden Ulu Camii Müdavimi Ramazan Pişkin hakkında açılan dava nedeniyle akıl hastanesine konuldu.

Amedhaber sitesinin verdiği habere göre; Yıllardır tarihi Ulu Camii'nde ücretsiz olarak hizmetlerde bulunan ve ziyaretçilere caminin tarihiyle birlikte İslam'ı anlatan Ramazan Pişkin, İslam’ı anlattığından dolayı birinin şikâyetiyle hakkında açılan dava nedeniyle akıl hastanesine kapatıldı.

2016 yılında birinin şikâyeti ile gözaltına alınan ve hakkında Diyarbakır 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılan Pişkin'in davası bir buçuk yıl önce psikiyatri hastanesinde tedavi edilmesi şartıyla sonuçlandı.

Davanın sonucuna tepki gösterip deli olmadığını söyleyen Pişkin, Bölge Mahkemesine itiraz etti. İtirazı reddedilen Pişkin, polisler tarafından alınarak Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Psikiyatri Bölümünde yatırıldı.

İki haftaya yakındır hastanede akli dengesi olmayan hastaların arasında kalan Pişkin’le Amed Haber Gazetesi telefonla görüştü.

Hiçbir suçunun olmadığını ifade eden Pişkin, yaptığı çalışmalardan rahatsız olanların şikâyeti üzerine hakkında dava açıldığını belirtti.

Herhangi bir akli dengesinin bozukluğunun olmadığını dile getiren Pişkin, itiraz etmesine rağmen kendisine deli raporu verildiğini söyledi.

"Misyonerlik faaliyetleri görmezden geliniyor"

Hatırlanacağı üzere Pişkin daha önce yaşadıkları sorunlar hakkında şöyle konuşmuştu:

"Misyonerler, her tarafta İslam'a karşı faaliyet yapıyorlar. Para karşılığı insanları Hristiyan yapmaya kalkıyorlar. Bunlar görmezlikten geliniyor. Fuhuş ve misyonerlik serbest, İslam’ı tebliğ yasak. Ben kimseden zorla İslam'ı kabul etmelerini istemiyorum. Öneri sunuyorum. Ben onlara yumuşak bir dille buranın Camii ve Harem-i Şerif olduğunu anlatıyorum. Edeple gelen lütufla gider.”

Kaynak: Ulu Cami Müdavimi Ramazan Pişkin Akıl Hastanesine Konuldu

Not-2; Haksöz Haber'in haberleştirdiği haber...

Diyarbakır Ulu Camii’nin müdavimi Ramazan Pişkin psikolojik rahatsızlık gerekçesiyle akıl hastanesine yatırılmıştı. Kendisini tanıyanların şehadetleriyle de görüldüğü üzere Pişkin’in uğradığı iftiranın bize öğrettiği bazı şeyler olmalı.

HAKSÖZ HABER

14 Mayıs 2020 tarihinden beri Elazığ Şehit Fethi Sekin Şehir Hastanesi'ne yatırılan Diyarbakır Ulu Camii’nin hoş sohbet filozofu Ramazan Pişkin ile ilgili birçok paylaşıma şahit olduk. Ramazan Hoca olarak tanınan şahıs, yıllardır hiç kimseden bir karşılık beklemeden Ulu Cami’ye gelen hem turistlere hem de namaz kılmak için gelen hemşehrilerine Allah’ın ayetlerini ve gündemdeki konularla ilgili analizlerini Kuran’daki öğütlere göre kendince anlatan bir vatandaştır. Hızlı ve heyecanlı konuşması ile tanınan Pişkin’in bu güne kadar zarar verdiği herhangi biri olmamıştır. Diyarbakır’da onu tanıyanlar, hoş sohbet biri olduğunu ve asla nezaketsiz tavırlara sahip olmadığını defaatle paylaşmışlardır. Camiye gelen hanımefendiler konusunda da, mahkeme kararında da görüleceği üzere, mabedin nasıl ziyaret edileceğine dair uyarılarda bulunduğuna ve bunu da asla kaba bir üslup ile yapmadığına dair birçok Müslüman’ın şahitliği de söz konusudur. Bununla beraber kendisi ile yapılan son konuşmada da söylediği gibi Allah’ın ayetleri ile ilgili de taviz vermeyen bir tutuma sahip biridir.

Ulu Cami Müdavimi Ramazan Pişkin Akıl Hastanesine KonulduUlu Cami Müdavimi Ramazan Pişkin Akıl Hastanesine Konuldu

Böyle bir arka plan aktarımından sonra iki günlük paylaşımlar irdelendiğinde, yorumların birçoğunun Ramazan Pişkin’in lehinde olması mutluluk verici bir olaydır. Fakat Müslümanlar ile ilgili hemen hemen her konu da olduğu gibi bu konuda da defansa geçip, kendi kalesine gol atma gayretleri içinde olan Müslümanlara da şahit olmaktayız. Müslümanlar olarak muhakkak ki gelen herhangi bir haber ile ilgili öncelikle şüpheyle yaklaşmalı, sonrasında ise güvenilir olan kardeşlerimizden gelen bilgilere itibar etmeyi bilmeliyiz. Olayların detaylarını öğrenme arzusunu da doğal karşılamak gerekir fakat Hz Musa’nın buzağı seçimi ve kesimi ile ilgili Bakara suresinde geçen kıssanın sonundaki “neredeyse kesmeyeceklerdi” uyarısını unutmamak gerekir. İtibar ediyorum ama… şeklinde başlayan cümlelerin bizatihi itibarsızlaştırma durumu olduğu da görülmelidir. İkinci bir problem olarak da Müslümanları ilgilendiren konularda, ilk olarak küffarı hedef alma refleksi olması gerekirken, onun yerine hemen içe dönük eleştiri yapma hastalığından uzak durmak gerekir. Böyle bir olayda bile içe dönük eleştiri yapma, bir mazlumun mahkumiyetini bu tutum ile karalama ciheti gösterenler olamaz diye düşünebilirsiniz ama ne yazık ki var. Gözlerinizi haramdan sakının ayetini delil göstererek, Ramazan Pişkin’in İslam mabedine uygunsuz girenleri uyarmasını eleştirenler bile oldu. Bu tavırlar ile bizim bir mazlumu tekrar tekrar mahkum etmemiz insafa, vicdana sığmaz.

Son olarak adalet sistemindeki çarpıklığın ortadan kaldırılması ve basit bir beyan ile insanların haksız bir şekilde mahkumiyet almalarının önüne geçilmesi sağlanmalıdır.

Mahkeme Kararının Metni:

ramazanpiskin-1.jpg

ramazanpiskin-3.jpg

ramazanpiskin-2.jpg

  •  

Not-3; MEDAV BAŞKANI Müderris Tayip Elçi

 

Diyarbakırlı Ramazan ...

Bu günler de Diyarbakırlı Ramazan ismi  sosyal medyada ilk konuşulan meseleler arasında yer almakta. Yürütülen algı ise şöyle “ ilim irfan ehli , zahid bir hocaefendinin derdest edilerek tımarhaneye gönderilmesi “ esasında vaziyetin böyle bir durum ile alakası yok. Bölgeyi hasbelkader bilen ve bölgede etkin yetkin hocalarımızı, kanaat önderlerini tanıyan,  dostluğu olan, oradaki camii imamı hocalarımızla hukuku olan bir kardeşiniz olarak meseleyi arz edeyim.  

Öncelikle “ Ramazan “ kardeşimiz alim , arif , zahid yahut kurumsal hizmeti olan bir şahsiyet değildir. Kültürümüzde büyük ihtimam verdiğimiz, mevlanın aramıza bir ikramı kabul ettiğimiz meczup bir arkadaştır. Dolayısıyla dört tarafı mamur bir tebliğci değildir. Kalbine damlayanları kendince dile getirir. İnsanlara vaazu nasihatte bulunur. Diyarbakır Ulu Camii meskenidir. Namaz vakitleri gelir, hiç bir zaman imamların arkasında namaz kılmaz. Cuma namazına gitmez. Tek başına namaz kılar. Sosyal medyaya sığdırılan sözlerinin yanısıra  selefi,  vehhabi bir bakış açısı ve dili vardır. Bilemiyoruz belkide geçmişte okumaları bunlarla sınırlı olmuş, sonraki süreci de malum. Lakin tüm bunlar onun hasta olduğu hakikatini değiştirmez. Sözü delil kabul edilmez. Dinlenilir, ancak ittiba edilmez. 

Yaşanılan süreç açısından ifade etmeliyim ki  yargı isabetli ve maslahatına bir karar vermiştir. Zira cezai ehliyet yönüyle değerlendirildiğinde bu kardeşin sorumluluğu tam değildir. Dolayısıyla cezaevi yerine hastaneye yatırılması gayet maslahatına ve doğru olmuştur. Hastanede tedavisinin iyiye gitmesi durumunda, doktor raporuyla çıkarılması kuvvetle muhtemeldir. 

Dolayısıyla bu durumu mevcut hükümeti islam tebliğcisi, alim, zahid birini tımarhaneye attı şeklinde değerlendirmemek ve oluşturulmak istenen algıya yenik düşmemek gerekir. 

Saniyen ister aklı başı yerinde, ister meczup biri olsun sırf islami bir hususu dile getirdiği için sapık muamelesi görmesi asla kabul edilemez. Bir mabede var sayın ki bu kilise olsun, gireceğiniz mabedin gerektirdiği mabed adabına riayet etmek zorundasınız. O dinin müntesibi olmasanız da saygılı olmalısınız. 

Burada camii adabına uymayan bir bayana uyarıda bulunmak ; kadının kılık kıyafetine, özgürlüğüne saldırı teşkil etmez. Sırf böyle bir uyarıda bulundu diye kimse suçlu da ilan edilemez. Bu hususu ayrıca tartışmalıyız. Bunu doğuran hukuki zemin varsa bir an evvel onarmalıyız. Onarılmadığı her an bir provakatif zemine ve en kötüsü mağduriyetlere yol açılabilir. 

Ramazan kardeşin ismi şu anda müthiş bir provakanın aleti olmuş durumdadır. Kirli eller devrededir, islamla, dinle, diyanetle ilgisi olmayanlar mücahid kesilmiş durumdalar ve hastane önünde toplanmaya milleti davet ediyorlar. Maalesef muhafazakar kesimin duygularını da bu olayda çok iyi kullanıyorlar. 

Meseleyi tamamen başka bir kulvara kaydırmalarına izin vermeyelim. Aklı selim ile bu olayın üzerine artık daha fazla gitmeyelim. İnanın ki mevcut zeminde adama hukuken yapılacak en güzel yardım şu an yapılmış durumda. Bunu meseleyi unutturmak için demiyorum asla. İnşaAllah yakın zamanda tedavisi tamamlanır ve  tekrar Ulu Camide Ramazan kardeşi dinleriz.

Müderris Tayip Elçi

MEDAV BAŞKANI


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


HABERLER