Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Türkiye için yol ayrımı vakti

Ali Bayramoğlu, son dönem Türkiye’sini de zikrederek, demokrasiyi milliyetçilik içerisinde bir aparat olarak kullanan bazı devletlerin otoriter kapitalizmde karar kıldıklarını belirtiyor.

2022, iktidar bakımından, Erdoğan’ın ekonomi ve milliyetçiliği iç içe sokan hamlesi ve söylemiyle başladı.

Tutum, AK Parti’ye özgü değil. Çin, Rusya, Macaristan, Maleyza, Hindistan, Vietnam bu tür hamlelerle tanımlanıyor. Ekonomik-siyasi olarak, bu ülkeler, otoriterlik, anti-liberalizm ve kapitalizmi bir araya getirmekle anılıyorlar.

Bu köşede daha önce söz ettim, tekrar ele almanın tam zamanı. Ahmet İnsel ve Pierre Yves Henin birlikte yazdıkları “Demokrasi için bir tehdit: Otoriter ulusal kapitalizm” başlıklı, geçen yıl Fransa’da yayınlanan kitapta bu konuyu ele alıyorlar.

Yazarlar, kapitalizmin ekonomik etkinliğiyle otoriter bir iktidar düzenini bir araya getiren, demokratik denetimden azade, muhafazakar ve milliyetçi popülizmleri, 21. Yüzyılın önemli meselelerinden birisi olarak görüyorlar.

Robert S. Foa’nın bir makalesine referansla verdikleri şu istatistik bu bakımdan oldukça anlamlı: “Otoriter devletler dünya gayri safi milli hasılasındaki paylarını 1990’dan 2018”e yüzde 12’denr yüzde 33’e çıkartmış bulunuyorlar…”

Otoriter kapitalist örneklerin artması, alan genişletmesi, liberal kapitalizm ve Batı demokratik modelinin karşısındaki hem bir tehdit, hem güçlü bir çıkış.

Bu duruma imkan veren iki gelişmenin altını çiziyorlar. Önce Çin modelinin etkinliği vurguluyor, bu modelin başarısının demokratik olmayan rejimlere meşruiyet kazandırdığını belirtiyorlar. Diğer gelişme, demokratik geçiş sürecini giren Doğu Avrupa ülkeleri gibi ülkelerin, kapitalizmi tartışma konusu yapmadan, hızlı bir şekilde otoriter özlerine geri dönmeleri.

Kitap bu konudaki pek çok araştırma ve örneği ele alıyor. Bu örnekler içinde bekleneceği gibi Erdoğan Türkiye’si de var. Bununla birlikte Erdoğan’ın Kasım-Aralık açıklamaları, yeni iktisadi söylem ve politikaları, kitabın muhtemel bir yeni baskısında Türkiye’yi söz konusu modelin merkezine taşıyarak özellikle ön plana çıkaracaktır, sanırız.

Erdoğan’ın ekonomik durumu ve imkanlarıyla, istediği hedefe ulaşıp ulaşamayacağı ayrı bir tartışma. Ancak ideolojik ve politik bakımdan Erdoğan’ın izlediği yolun, bu illiberal modellerin mantığıyla güçlü bir şekilde kesiştiğini özellikle belirtmek gerek.

O zaman Erdoğan ve Türkiye bu çerçeveden okumak, iktidarın rasyonalitesi tartışmalarına bir veri sağlayabilir.

İnsel ve Henin, otoriter kapitalizmin temel bir unsurunun altını özellikle çiziyorlar.

Bu unsuru, kimlik meselesi, daha doğrusu otoriter rejimlerin meşrulaşmasında kimlik meselesinin oynadığı rol, olarak tanımlıyorlar. Bu rejimlerin aldığı toplumsal desteği de “kimlik” meselesi izah ediyor, doğal olarak. Kimlik o zaman bu çerçevede temel ve kurucu bir işlev yerine getiriyor.

Şu alıntı Jean-François Bayart’dan:

“Kimlik milliyetçiliği, bir sosyo-ekonomik sistemin çimentosu olan ideolojinin yerini alabiliyor. İşgücünün rekabetçi bir şekilde seferber edilmesinden kaynaklanabilecek çıkar farklılıklarını maskeliyor. Büyük esnekliği sayesinde: tarihsel, kültürel, dini değerleri aktive ettiği ölçüde birleştirici bir güce sahip olabiliyor…” (L’impasse national-libéral,2017)

Tamamlayıcı şu alıntı ise ise Peter Blomm’dan:

Otoriter kapitalist modellerde “iktidarların direnci kapitalizme karşı değil, global güçler tarafından empoze edilen sömürücü bir kapitalizme. Bu da, otoriter ulusal kapitalizmin bir fantezisine işaret ediyor. Buna göre lider ya da rejim ekonomiyi halkın çıkarı istikametinde ancak kendisine has ve özgün kültürel koşullarda yönetebilir…” (

Authoritarian Capitalism in the Age of Globalization

, Massa- chusetts, Edward Elgar Publishing, 2016)

Kitaptan bir alıntıyla bitirelim:

“Milli referans bir medeniyetin yeniden kurulma projesine, kaybedilmiş bir büyüklüğün tekrar elde edilmesine, bu istikamette yerli ve otantik karakter taşıyan politikalara gönderme yapıyor…”

Erdoğan’ın son açıklamaları ve hamlelerine tam uyan bir şablonlar gibi bu alıntılar…

Kimlik bunun için kurucu…

Erdoğan’ın hikayesi biraz bu.

Ama, ikna başarı gerektiriyor.

Türkiye için yol ayrımı zamanı…




Anahtar Kelimeler: Türkiye ayrımı vakti