Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Temsilde adalet için yurtdışı seçim çevresi

başta iktidar partileri olmak üzere tüm siyasi partilere dönük “siyasi partiler kanunu” teklifleri hazırlanılması özellikle muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları açısından önemli kazanımlar sağlayabilmektedir.

Milli Gazete yazarı Bekir Gündoğmuş'un "konuya dair" yazısı...

Siyasi Partiler Kanunu Meclis gündemine girdi sayılır. İktidarın bu konuda nasıl bir hazırlık içerisinde olduğu henüz muamma durumunda. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi, muhtemeldir ki iktidar kendi gücünü muhafaza etmeye ve hatta perçinlemeye dönük taktiklere yönelebilir.

Bunu kısa süre sonra hep birlikte müşahede edeceğiz. Kanaatimce siyasi partilerin varlık sebebi ve sonucu Michels’in “oligarşinin tunç kanunu” diye tasvir ettiği türden niteliği haiz olduğundan sürpriz bir sonuç beklemek beyhudedir. Demokratikleşme politikasına geçit verilmesi siyasetin etki alanını genişletmekte, etki alanı genişleyen siyaset partiler aracılığıyla temsil edilmekte, çok sayıda insanın yöneldiği partiler güçlü kurumsal yapılara bürünmekte, güçlü yapılara bürünen partiler de belirli bir azınlık zümrenin etki alanına girmekte. Çoğunluğun temsili için kurulan partiler, azınlığın elinde hayat bulmakta.

“Bir kişiye dokuz pul, dokuz kişiye bir pul…” ruhu böylece demokrasinin bedeninde görünürleşmekte. Bu sebepten dolayı, demokratik bir siyasi partiler kanunu çıkartacağız diyenlere “temkinli” yaklaşmak, tarihsel birikimin öğrettiği bir tecrübe. Ne var ki, siyaset günlük hesapların pençesinde en azından şekil değiştirebilmektedir. Dolayısıyla başta iktidar partileri olmak üzere tüm siyasi partilere dönük “siyasi partiler kanunu” teklifleri hazırlanılması özellikle muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları açısından önemli kazanımlar sağlayabilmektedir. Bu bağlamda siyasi partilerin hazine yardımından yararlanma kriterleri ve aday-yönetici belirleme yöntemleri başta olmak üzere birçok konuda düzenleme teklifi uzun yıllardır gündeme getirilmektedir.

Bu konulardan birisi de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı ilgilendirmektedir. Son yapılan genel seçimlerde yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın oylarının dağıtılmasıyla birlikte Cumhur ve Millet ittifakı partilerinin kayıp ve kazanımlar yaşadığına bir kez daha şahit olduk. Örneğin Saadet Partisi, seçimin ilk günü İstanbul’dan iki milletvekili çıkarmış görünürken yurtdışı oylar eklendiğinde bir sandalye kaybetmek durumunda kalmıştır. HDP ve AKP’nin yurtdışında görece yoğun destek aldıkları düşünüldüğünde, salt çoğunluğun arandığı mevcut sistemde bir oy büyük mana ifade ederken 1,5 milyonluk büyük bir kitleyi içeren yurtdışı oylarının ne kadar önemli olduğu su götürmez bir gerçekliktir. Ne var ki, Türkiye’nin siyasal aritmetiğine bu denli açıktan etki etme potansiyeline sahip 1,5 milyonluk yurtdışı oyları, temsil konusunda bazı temel problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Her şeyden evvel, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza TBMM’de ayrılan sandalyeler işlevsel olmaktan ziyade biçimsel görünümdedir.
Dostlar alışverişte görsün hesabı…

Demirel’in “…kabinede bizden kimse yok” serzenişinde bulunan Nurculara söylediği rivayet edilen sözünde olduğu gibi, “…yurtdışını temsilen şu, şu isimler var, yetmez mi” demeye yarayacak türden. Bu atmosferde seçilen vekillerin yurtdışında yaşayan vatandaşlardan ziyade parti politikasına ve genel merkez yönetimine minnet duyması ve dahi onların yüklediği sorumluluklara öncelik vermesi de doğal bir netice olmaktadır.

Peki, bu haklı tespite karşı bir teklif sunulabilir mi? Aslında çok da zor olmayan ve dünyada örnekleri de bilinen yurtdışı seçim çevresi, yurtdışı milletvekilliği bunun için rahatlıkla düşünülebilir. Bir seçim çevresi olarak tasarlanabileceği gibi, seçmen yoğunluğu göz önüne alınarak birden fazla seçim çevresi de oluşturulabilir. Amerika kıtası, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya seçim çevresi şeklinde… Kendilerini yurtdışı seçim çevrelerine karşı sorumlu hisseden vekillerin yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmeleri bir yandan dış politika kurgusunu aktif tutmak açısından diğer yandan ise vatandaşlarımızın anavatanla ilişkileri bağlamında aidiyet merkezli kültürel aktarım ve motivasyonun devamı açısından oldukça yararlı olacaktır.

Böylesi bir düzenleme yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın siyasallaşma sürecine de hiç kuşkusuz önemli katkı sunacaktır. Tereddüdü olanların gümrük kapılarına ilaveten elçiliklerde de oy kullanma serbestisi ile birlikte seçimlere katılım oranında yaşanan artışı hatırlamaları yeterli olacaktır. Temsilde adaletin gereği olarak, yurtdışı seçim çevre/si/leri konusu tartışılmalıdır.




HABERLER