Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Tarımdan ve Besin Değerinden Koparılan Gıdanın Egemenliği

Gıdalara, tohumlara, aşılara, sulara yüklü bilimsel bilgiden bîhaberiz ve bunlara biyoteknoloji aracılığıyla hükmedenler toplumlara hükmediyor

Şair ve yazar Halil Toprak analiz etti...

Su tozuna belli miktarda su katarak hedeflenen ölçüde su elde etmek! Yayılırsa buna da alışılır süt tozu misali. Patentlenip paketlenen suyun tadımcısı olduğu gibi zamanla hava tadımcıları da olacak mı? Hâsılı gerçeğin yerini kopyanın/sahtenin alamadığı ama gerçeğin de ne olduğunun unutturulmaya çalışıldığı zamanlardayız.

Bakara sûresinin 205. âyeti  mealen şöyledir: “Ancak hâkimiyeti ele alır almaz yeryüzünde fesat çıkarmaya, (insanın) ürünü(nü) ve nesli(ni) yok etmeye çalışır. Allah fesadı sevmez.”* Bu ayet için meallere baktığımız zaman hars/ekin/ürün/tohum ve nesil/zürriyet/soy vurgusunun baskın olduğunu görürüz. Genetik müdaheleyle insan, hayvan, tohum vs. ile oynandı.

Gıdalara, tohumlara, aşılara, sulara yüklü bilimsel bilgiden bîhaberiz ve bunlara biyoteknoloji aracılığıyla hükmedenler toplumlara hükmediyor. Şirketler yaşamın temellerini fikrî mülkiyetlerine alarak patentliyor. Gıda egemenliği ellerinde olduğundan gıdaya güven kalmadı.

Tarım ve gıda üretimi laboratuvarı, araştırmacıları olan şirketlerce bilimselleştirildi. Biyoteknoloji uygulamaları ve ürünleriyle geleneksel çiftçilik boşa çıkarıldı. Gıda sistemi biyoteknoloji aracılığıyla dönüştürülünce küresel biyoiktidar kurulmuş oldu. Gıdanın endüstriyel  üretimi ekolojik yıkıma, sayısız hastalığa, çiftçinin bağımsızlığını yitirmesine ve dahasına yol açıyor. Gudio Ruivenkamp, endüstriyel tarım ile gıda üretimiyle beliren üç tarihi ayrılma** sürecinden söz eder:

  1. Tarımın kendi doğal ortamından koparılması: Tohum, laboratuvar ortamında içine yüklenen bilgiye bağımlı hale getirilerek doğal ortamından bağımsızlaştırılır. Bu tohumların ürün verimliliği olsa da toprak, iklim, su bitkiye yeterli olmuyor. Geleneksel tarıma dair bilgiler bu yeni tarımda işe yaramıyor. Tohumu üreten şirket olduğu yerden dünyanın bir ucundaki toprağın tarımsal faaliyetini yönlendiriyor. Bitki içine yüklenen bilgiler gereği pestisit, yapay gübre gibi kimyasal takviyelere gebe. Dolayısıyla tohum sadece fizikî ürün, ticarî mal değil biyoiktidarın yeni toplumsal ilişkiler üreten “siyasileşen ürünü”dür. Tohumla beraber enzim ve biyokatalizörleri Gudio Ruivenkamp siyasallaşmış ürün olarak görmektedir.
  2. Tarım ve gıda üretiminin ayrılması: Tohumların yanı sıra enzim ve mayalanma da bilgi yüklü hâle getiriliyor ve böylece gıda üretimi tarımdan koparılmış oluyor. Şeker pancarı yerine tatlandırıcı olarak früktoz kullanılması buna bir örnektir.
  3. Tarımsal ürünlerin kendi yapısal besin değerlerinden uzaklaşması: Gıda tarımdan uzaklaşmakla kalmıyor, besin değerinden de koparılıyor. Tarım yerine endüstriyel üretim öne çıkıyor. Tatlandırıcılarda kullanılan amino asitlerin biyokimyasal metotla üretilmesi tarımın gıda zincirinin dışına atılmış olduğunun göstergesi.

Gudio Ruivenkamp’a göre biyoteknolojiyi yeniden tasarlayarak bu üç ayrılma sürecini tersine çevirip yani onları bir araya getirip biyoiktidar sisteminin dışına çıkabiliriz. Ona göre teknoloji ret ile kabulün ötesinde bir gerçeklik arz ediyor. Teknolojiye eleştirel yaklaşıp onu faydalı kullanabiliriz. Biyoteknolojiyi yerelde kullanıp orayı eski bağımsızlığına döndürmeli, tarımı doğal ortamıyla yeniden buluşturmalıyız. Biyoiktidar, GDO ile açlıkla mücadele ettiğine dair yalanına devam ediyor. Ona göre toplum yanlısı alternatif bir biyoteknolojiyi gıdaların besin kalitesini artırmada, yokluk ve kıtlıkla mücadelede kullanabiliriz. Yerelde tarım ürünü yetiştirme, tarım ürünü ile gıda üretimini birleştirme ve gıdanın besin değerini koruma derken küresel gıda hegemonyasından, biyoiktidardan özerk hâle gelebiliriz.

Çiftçiler tohum üretimine ağırlık verir, toprağı nöbetleşe ekerse tarım ile doğal ortamı arasında bağ kurulur. Tarım ürünü doğal yerinde mayalanırsa tarım ile gıda ürünü arasında bağ kurulmuş olur.***

Geleneksel tarım uygulamalarını kullanan çiftçiyle bilim insanları/araştırmacılar etkileşim içerisinde olmalıdır. Bilim insanları tohumların genetiği, gıdaların besin kalitesi üzerine çalışmalarını açık kaynak hâlinde ortaya koymalı. Toplum yanlısı biyoteknolojiyle enzim ve mayalara genetik bilgiler eklenecek, suni kimyasallar yerine yereldeki biyogübreler kullanılacak ve geleneksel tarım metotları korunacaktır.

Çiftçilerle bilim insanları işbirliği içinde yerelde gıda bağımsızlığı için çalışacaktır. Hindistan, Küba, Ekvador ve Gana’da uyarlanmış biyoteknolojiyle güçlendirilmiş yerel gıda bağımsızlığı için Gudio Ruivenkamp çalışmalarda bulunmuş ve bunları belgesel olarak yayımlamıştır.

Peki, yerli tohumlar yeterli düzeyde değil mi ki uyarlanmış biyoteknolojiyle güçlendirilmeye çalışıyor? Tohumların genetiğiyle böyle ıslah amaçlı oynamayı fıkhî açıdan nasıl değerlendirmeli?

Bunu tartışmamız gerekiyor.

Kaynak:

Muhammed Esed, Kuran Mesajı Meal-Tefsir, Çeviri Cahit Koytak ve Ahmet Ertürk, İşaret Yayınları, 2002.

** Guido Ruivenkamp, Kalkınmada Biyoteknoloji, 47 – 55 . sayfa, Beta Yayınları, 2013..

*** Guido Ruivenkamp ve diğer yazarlar, Teknoloji ve Toplum, 21. sayfa, Kalkedon Yayınları, 2010

Kaynak: Yeni Pencere