Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Tanrıyı Öldürünce

Yaratııcısına asi olan, anne babasını çiğneyen, özkardeşini katleden, vahşette sınır tanımayancürümlerin faili, ilahını öldürünce özgür insan olacağını zannettiği andan itibaren bütün iplerinden koparak hayata hakim olmaya çalışır

Yazarımız Zakir Tomani'nin analizi...

Putlarla mücadele etmek için gelen semavi dinler zamanla putlaştırılınca işler karıştı. Din afyonlaşınca en zor zamanda acıyı derdi hissetmemek için var oldu narkozlaştı. Din acılarda yıkımlarda ölümlerde büyük felaketlerde sığınılan bir liman haline gelince normal seyrinde  yaşamın formlarında var olmayınca ve yeryüzü - gökyüzü krallığı diye insan kendi yaşamını parçalara ayırınca işler karıştı. Dinin Bireye tekabül eden yönü topluma tekabül eden yönüne boyun eğdirilince birey yok oldukça teslimiyet kültürü gelişti. Toplumun çıkarı adına devletin bekası adına her ne varsa alınıp götürüldü.

Dinin ve geleneğin hakim sınıfların araçsallaştıdığı bir metaya dönüşmesiyle medeniyetlerin var ettikleri birikimler denizler kokmaya başladı. Paranın maddenin belirleyiciliği büyük yıkımların aktörü olan hedonist insanı besleyen tek şey olan nefsi ile yola koyulmasına sebep oldu.

Nietzsche dinin suları çekildikçe bataklıklar türüyor demişti. Aslında bütün bir deniz ve hatta okyanuslar kokuyor. Güce ulaşmak gücü elde tutmak adına her yolun mubah görüldüğü günümüz dünya düzeni …Ve güçlünün bütün alçaklıklarını hoş gösterecek manipülatif araçlara sahip olmasıyla ve her türlü çirkinlikleri örtebilme muktedirliğini sağlamış durumda. Buna karşın toplum yaşadığı yeni din formunda, meşruiyetler, hikmetler, kerametler ararken yeni dünyanın şeyhleri aracılığı ile kendini şekillendirmekte. Parti liderleri,iktidar odakları, medya, helali ve haramı belirleyen otoriteler olarak modern dünyada yerlerini almışlardır.

Toplumsal dengeler, parti içi dengeler gibi sözcüklerle başlayan süreçlerin hangi yolları açtığı herkesin malumu. İlkesizlikler, anlık kararlar ve dün dündür bugün bugündür anlayışının geçerliliği…

Zorda kalan insanların dine sığınması tanrıyı hatırlaması rahata kavuşunca da tanrıyı unutması… Seçimlerde sıkıntıya düşülünce öz evlatlarına dönme çabası veya fabrika ayarlarına dönme vaadi… Oysa ne öz evlat kalmış ne de dönülecek fabrika ayarı çünkü öz evlatlar çoktan gitmiş veya gönderilmiş, fabrika ise yıkılmış. Bu güne kadar yaşanan estetik ameliyatlar botokslar, makyajlar, seni sen olmaktan beni ben olmaktan çıkarmış ne yapsakta geriye yaratıcının yarattığı ayarlara eski saflığımıza insan olmak lığımıza dönmeye imkan vermemekte. Yüce Mevla yaralı bereli olsak ta tövbe kapısını açık tutmakta…İnşallah o kapıdan girebiliriz.

Mistik dünya inşa edilirken üretilen en büyük paradigma akıldan soyutlanmış bir teslimiyet anlayışıydı. Bu anlayış tabi olmuş insanı var ederken emeksiz bir imanı beslemiştir. Çabasız emeksiz iman başkalarının doğru ve yanlışlarına tabi olur. İman bir ölçüde bireyin akledebildikleri ile sınırlı olduğundan imanı, kişiden kişiye deruniliği, büyüklüğü, güçlü veya zayıf oluşu, ilahın emrettiği iman mertebesine yakınlığı uzaklığı farklılık göstermekte olduğunu iddia etmek yanlış olamasa gerek. Günümüzde bireyin imanına etki eden çağdaş şeyhler tanrıya imanı telaffuz ederken kendilerine de mutlak itaati istemekteler. Adeta tanrının ortağı, yeryüzünün ilahı olarak pozisyon almaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek, Hani firavun Hz. Musa’ya bende öldürür bende yaşatırım dediğinde birine verdiği dünyalıklar birine de verdiği ceza ile söylemini ispata çalışırken aslında yeryüzünün ilahı olma iddiasını ortaya koymuştu. Bugünün dünyasında tablo farklı değil. Hani diyorlar ya “bal tutan parmaklarını yalıyor” öyle değil mi? O halde

Hz.İsa’ya ihanet eden havarileri, Hz. Musa’nın yokluğunda Buzağıya tapan Yahudileri, Hz. Muhammed’in torunlarını zehirleyip katleden Müslümanım diyenleri anlamaz isek en ufak fırsatta tanrıyı öldürüp kendini ilahlaştırmayı kollayan insanlık aleminin bireyleri olarak kendimizi tanıyamayız. Kendi yaratıcısına asi olan, anne - babasını çiğneyen, öz kardeşini katleden, vahşette sınır tanımayancürümlerin faili, ilahını öldürünce özgür insan olacağını zannettiği andan itibaren bütün iplerinden koparak hayata hakim olmaya çalışır ya… İşte insanın zindanı, esareti ve cehennemi bu olsa gerek…..


Haber Kaynak : Haber Duruş Haber Merkezi


servet eskitmes
29.12.2020 21:02:48
Ağzına sağlık yazarımızın

Anahtar Kelimeler: Tanrıyı Öldürünce