Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Suriyeli Kürtlerin PYD/YPG Sorunu

İnsamer'den Mustafa Yıldız yazdı;

2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı, maddi manevi büyük bir yıkıma yol açmış durumdadır. Bölgede yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün insanlar, bu savaştan zarar görmüştür. Katliamdan tecavüze kadar her türlü suçun işlendiği Suriye’de insanlar yakın vadede bir barışın sağlanabileceğinden umutlu olmadıklarından, kendileri ve aileleri için güvenli bir yer bulma amacıyla her türlü tehlikesine rağmen göç yollarına düşerek dünyanın dört bir yanına dağılmıştır.

2011’de sivil gösterilerle başlayıp kısa sürede iç savaşa dönüşen Suriye’deki durum, bir demokrasi mücadelesi olmaktan çıkmış ve ülke farklı grupların kendi hukukunu uyguladığı bölünmüş bir coğrafya hâline dönüşmüştür. İç savaştan önce yaklaşık 22 milyon olan Suriye nüfusunun %60’ı Sünni Arap, %10’u Nusayri Arap, %10’u Sünni Kürt, %10’u Hristiyan Arap, %5’i Türkmen ve kalanı da farklı etnik ve dinî gruplardan oluşurken, bugün bu oranlardan bahsetmek pek mümkün görünmemektedir.

Diğer toplumsal gruplar bir yana bugün Suriye’deki Kürtler ülkenin geleceği açısından en tartışmalı gruplardan birini oluşturmaktadır. Rejimin baskı politikaları ve asimilasyon siyaseti sebebiyle savaş öncesi dönemde ülkede etkin bir siyasi varlık gösterememiş olan Suriye Kürtleri, aynı zamanda aşiret bağlılıkları ve kendi aralarındaki nüfuz mücadeleleri nedeniyle de bölünmüş durumdaydı.

PKK’nın sosyal ve siyasi mirası üzerine 2003 yılında Suriyeli Kürtler tarafından kurulan Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekîtiya Demokrat/PYD) kısa zamanda büyük bir siyasi güce dönüşürken, 2011’den sonraki iç savaş sürecinde de ülkedeki en güçlü Kürt aktör hâline gelmiştir. Tamamen PKK ideolojisi ve uzantısı olarak Kuzey Suriye’de örgütlenen PYD’nin bugünkü gücüne ulaşmasında Suriye rejiminin katkısı da görmezden gelinemeyecek kadar büyüktür. 2011 yıllında Suriye rejimi bölgeyi PYD’ye bırakarak geri çekilmiş ve böylece Arap Baharı’nın başından itibaren bölgeye hâkim olan PYD, diğer siyasi yapıları tasfiye ederek kurduğu silahlı güçle (YPG) bölgede tam kontrol sağlamıştır.

Irak’ta ise Barzani, PYD’yi dengeleyebilmek adına kendisine yakın diğer Kürt partilere destek vermiştir. Taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkları gidermek için de Haziran 2012’de bir araya gelen 12 Kürt partisinin oluşturduğu Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) ile PYD arasında Erbil’de bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşma ile taraflar arasındaki çekişme son bulmuştur. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Temmuz 2012’de Erbil’de ENKS ve PYD ile tekrar bir araya gelerek Kürt Yüksek Konseyi’ni (KYK) kurmuştur.

2015’te taraflar Duhok Anlaşması’nı imzalamış fakat bu anlaşma pratikte bir karşılık bulmamıştır. İki anlaşmadan da sonuç alınamaması üzerine PYD, ENKS’nin bütün siyasi ofislerini kapatarak birçok yetkili ismi gözaltına almış veya sınır dışı etmiş ve konseyin bölgedeki bütün uzantılarının siyasi faaliyetlerini yasaklamıştır.

2012 yılında Suriye hükümetinin diğer gruplarla daha etkin mücadele etmek amacıyla bölgeden çekilmesinden sonra Kuzey Suriye’de bulunan Kürt bölgeleri PYD’nin kontrolüne geçmiş; 2014 Eylül’ünde DAEŞ’in Kobani şehrini kuşatmasına kadar da bölgede tek hâkim güç PYD olmuştur.

ENKS ise bu süreçte Kuzey Irak’a çekilip faaliyetlerini buradan yürütmüştür. Kobani savaşında Barzani’nin PYD’ye yardım etmesi, iki blok arasındaki buzları eritmiş ve ENKS, Kuzey Suriye’ye tekrar dönmüştür. Bu dönemde daha çok PYD ile diyalog içinde olan ENKS, bölgedeki sorunları demokratik bir şekilde çözme taraftarı olmuştur. 2017-2019 yıllarında ABD ve Fransa bölgede Kürtler arasında birlik sağlamak için pek çok girişimde bulunmuş fakat Suriye muhalif güçleriyle birlikte hareket ettiği gerekçesiyle ENKS ile yönetimi paylaşmaya hiçbir şekilde razı olmayan PYD, ENKS’nin Suriye muhalefeti ile ilişkisini keserek kendisine tabi olmasını şart koşmuştur.

Suriye’deki Baas iktidarları boyunca ülkedeki tüm etnik unsurları Araplaştırma siyaseti izlendiğinden Kürtlere karşı da birçok ırkçı proje geliştirilmiş ve asimilasyon için sistematik bir siyaset yürütülmüştür.

Taraflar Erbil ve Dohuk anlaşmalarıyla Suriye Kürtleri adına ortak siyaset yapmak için uzlaşsalar da PYD’nin Baas rejimiyle olan ilişkisinden dolayı pratikte hiçbir siyasi çözüm üretememişlerdir. Suriye’deki Kürtler üzerinde mutlak hâkimiyet sağlamak isteyen PYD, bu süreçte zorbalık yapmaktan da geri durmamıştır. İdeolojik olarak Marksist sol düşünce üzerine yaslanan PYD, Kürt kültürüne ve inanç yapısına karşıdır; dolayısıyla halkın sahip olduğu değer, inanç ve düşünceleri mücadele edilmesi gereken gerici unsurlar olarak görmektedir ve kendisi gibi düşünmeyenleri de türlü eziyetlere maruz bırakıp yok etmeyi doğal bir strateji olarak benimsemiştir.

Suriyeli Kürtlerin PKK/YPG’den gördüğü zulmü anlatan Suriye Bağımsızlar Topluluğu (Kombenda Serbixwe Yên Sûryê) Başkan Vekili Radif Mustafa, PYD’nin Suriye Kürtlerine verdiği zararı başka hiçbir oluşumun vermediğini, PYD/YPG’nin her aileden bir kişiyi zorla alıp paralı asker olarak sahaya sürdüğünü ve hâkimiyet kurduğu bölgelerde yüksek vergiler (%40) toplayarak insanlara zulmettiğini söylemektedir.

Suriye’deki Baas iktidarları boyunca ülkedeki tüm etnik unsurları Araplaştırma siyaseti izlendiğinden Kürtlere karşı da birçok ırkçı proje geliştirilmiş ve asimilasyon için sistematik bir siyaset yürütülmüştür. Tüm bu karanlık miras ortada dururken, PYD/YPG için pragmatik çıkarlar uğruna Baas rejimiyle anlaşmak yine de zor olmamıştır. PYD Suriye’de Kürtlerin yaşam standartlarını yükseltip iyi bir gelecek inşası için çalışmak yerine, kendi yoz siyasi çıkarları uğruna, ABD piyonu olmayı dahi göze almış görünmektedir.

2019’dan bugüne özellikle Kuzey Suriye’deki gelişmeler, DAEŞ’in zayıflatılması ve PYD’nin bu süreçteki rolü, uluslararası arenada sesini daha güçlü duyurmasına yardım etmiş ve Kürt gruplar arasında bir diyalog ortamının kurulmasını kolaylaştırmıştır. ENKS, 2019 yılında birçok Avrupa ülkesi ve ABD’den yetkililerle görüşerek Kuzey Suriye’deki Kürt hareketlerini birleştirme çabası içine girmiştir. Her ne kadar Kasım 2019’da bir anlaşma sağlandığı açıklansa da ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından desteklenen bu birlikteliğin bozulmaması için büyük baskı yapıldığı belirtilmektedir. Nitekim Mazlum Abdi’nin 2019 yılı sonlarına doğru birçok ENKS üyesi mahkûmu serbest bırakması da bu baskıların bir sonucudur.

2020 yılı Nisan ayında ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Danışmanı William Robak, iki önemli görüşme yapmıştır. İlk görüşme PYD ve Kürt Demokratlar Hareketi ile ikinci görüşme ise ENKS başkanlığı ve Suriye Demokratik Güçleri adına Mazlum Abdi’nin katılımı ile gerçekleşmiştir. Toplantı sonrasında yapılan açıklamalara göre; “Washington liderliğindeki uluslararası koalisyon tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri ve Irak Kürt bölgesi tarafından desteklenen Rojava Peşmerge Güçleri arasında görev dağılımı yapma koşuluyla askerî güçler için ortak bir komutanlık kurulabileceği ve her iki taraftan savaşçıların belirli alanlardaki konuşlanma haritasının çizilebileceği” konularında anlaşmaya varılmıştır.

ABD mayıs ayı itibarıyla Kuzey Suriye’de ortak bir yönetim ve birleşik bir Kürt heyeti kurmak için Suriye’deki Kürt siyasi gruplarla olan toplantılarını yoğunlaştırmıştır. 1 Mayıs’ta PYD ile yapılan toplantı sonrası Mazlum Abdi’nin yaptığı açıklamada, yakında Kürt siyasi hareketleriyle bir açılım olabileceğinin işaretleri verilmiştir. İşin daha ilginç olan yanı ise, Basnews’e göre 4 Mayıs’ta Kamışlı şehrinde Mazlum Abdi ile Rus yetkililerin de bir toplantı yapmış olmasıdır. Bu görüşmede kuzeydeki Kürt gruplarla Şam yönetimi arasındaki diyaloğun geliştirilmesi ve güvenlik alanındaki iş birliği konuları ele alınmıştır. Benzer şekilde Fransızların da aynı tarihlerde Rojava’daki siyasi taraflarla bazı görüşmeler yaptığı açıklanmıştır. Görüşmeler akabinde konuşan Kürt Birliği Koordinatörü Abdulkerim Sıko ABD, Fransa ve Rusya’nın Kürtlerin birliğinden yana tavır aldıklarını söylemekle yetinmiştir. Ancak 7 Mayıs tarihinde Rudaw’a konuşan PYD Yürütme Meclisi Üyesi Abdulkerim Saruhan, PYD ve ENKS’nin anlaşmaya vardığını, bölge için 100 yıllık bir proje hazırlandığını ve Kürtlerin de bu projede yer almaları gerektiğini söylemiştir.

Rudaw’ın 10 Mayıs tarihli haberinde William Robak, açıkça ENKS’nin Türkiye destekli Suriye muhalefetinden (SMDK) çekilmesini talep ederken, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Şark’ul Avsat’a yaptığı açıklamada Türkiye dâhil tüm yabancı güçlerin Suriye’den çıkması gerektiğini söylemiştir.

Gelişmeleri değerlendiren Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 16 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “Ne burada bir terör koridoru oluşturulmasına izin veririz ne de teröristlerin burada meşrulaştırılmasına! Terörist, teröristtir!” diyerek Türkiye’nin tepkisini ve kararlılığını dile getirmiştir.

Kuzey Suriye’deki Kürt grupları birleştirmek üzere 18 Mayıs’ta Kamışlı şehrinde toplanan 25 Kürt siyasi grup, toplantı sonrası yaptığı ortak açıklamada; Kürtlerin birliği adına yaşanan gelişmeleri takip etmek için “Kürt Ulusal Birliği Partileri” adı altında ortak çalışmalar yürütüleceğini, bu yapının da bir komite tarafından temsil edileceğini ve parti temsilcilerinin toplantılara devam edeceğini belirtmiştir.

Böylece ABD, Rusya ve Fransa’nın bu birleşmeye dâhil olmasıyla süreç hızlanmış ve 18 Mayıs’ta da anlaşmanın gerçekleştiği duyurulmuştur. Bu adımla Fransa’nın Akdeniz’de kaybettiği hâkimiyetini Kuzey Suriye üzerinden güçlendirmeye başladığı, ABD’nin ise kendisine bölgede müttefik bir yapı oluşturmaya bir adım daha yaklaştığı söylenebilir. Bu birleşmeyle Kürt grupların Cenevre’deki barış görüşmelerinde ellerinin daha da güçleneceği hesap edilmektedir.

Devamı >>>




Anahtar Kelimeler: Suriyeli Kürtlerin / Sorunu