Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Soruşturma için savcılıklardan kimliği tespit edilemeyen kadın cesetlerinin araştırılıp bilgilerin paylaşılması istendi..

Tunceli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamıyor.

Soruşturma için savcılıklardan kimliği tespit edilemeyen kadın cesetlerinin araştırılıp bilgilerin paylaşılması istendi..

Tunceli Başsavcılığı, kayıp olan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma için savcılıklardan, Doku’nun kaybolduğu tarihten itibaren kimliği tespit edilemeyen kadın cesetlerinin araştırılıp bilgilerin paylaşılmasını istedi. Tunceli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamıyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Akıl’ın 20 Ağustos’ta 81 il cumhuriyet başsavcılığına belge gönderdiğini ve Gülistan Doku’nun kaybolduğu tarihten itibaren kimliği tespit edilemeyen kadın cesetlerinin araştırılmasını ve bilgilerin paylaşılmasını istediğini söyledi.

Avukat Ali Çimen, bu belge ile başsavcının “Gülistan’ın intihar etmediğini, öldürülmüş olduğunu düşündüğünü” savundu. Ali Çimen, savcılığın son belgesiyle cinayet zanlısı şüphelilerin yeniden ifade vermeleri gerektiğini belirtti. Çimen, olayın ilk gününden itibaren baş şüpheli Z.A’nın polis memuru üvey babası E.Y’nin, Gülistan Doku’nun intihar ettiği algısını yaratmaya çalıştığını söyledi:

“Olayın en başından itibaren polis memuru olan şüpheli üvey baba, soruşturma ekibinin içinde yer aldı. Olay gecesi nerede olduğuna dair ifadesini alan polis arkadaşları onun sözlü beyanını esas aldı. Kamera kayıtlarını dahi incelemediler. En başından itibaren Gülistan’ın intihar ettiği algısını yaratmaya çalıştı. Son olarak soruşturma dosyasına emniyetin bilgisayarıyla bir hastane kaydı koyduğu için açığa alındı, sonra da görevden aldılar. Yasayı, kanunları bilen bir memur neden kayıp bir insanın intihar ettiği algısını yaratmaya çalışır, bu bile sorgulanmadı.”

Gülistan Doku’nun telefon sinyalleri en son Sarı Saltuk Viyadüğü’nden alındı. Munzur Üniversitesi’nin güvenlik kamera kaydında 5 Ocak Pazar günü saat 12:25 sıralarında suya düşen bir nesne olduğunun tespit edildiği öne sürüldü. Bu bilgi üzerine bir yıl boyunca SAT komandolarının da katıldığı su altı arama çalışmalarında Gülistan Doku suda arandı.

İlk aramada bir bulguya erişemeyen ekipler, Doku ailesinin talebiyle su seviyesi indirilen baraj gölünde başlattıkları ikinci aramada da Gülistan Doku’nun cesedine ulaşamadı. Mevcut kamera görüntüleri ve günün uydu görüntülerini inceleyen ulusal kriminal büro, saat 12:25 sıralarında tutulan tutanağın doğru olmadığını, suya düşenin bir nesne değil, atafaktın olduğunu belirtti.

Kamera görüntüsündeki piksel kayması olan atafaktın, uzman kişiler tarafından ayırt edilebileceğini belirten Avukat Ali Çimen, iddia edildiği gibi o gün suda dalgalanma olmadığını savundu:

“Suya düşen, 60 kilo ağırlığındaki bir insan ile su seviyesi yükselmez. Ancak suda bir anti tank mayını patlarsa su seviyesi yükselir. Kameradaki görüntünün de atafaktın olduğu anlaşıldı. İstanbul’dan gelen su arama ekiplerinin kamera görüntüleri o kadar net ki. Gülistan’ın köprüdeyken attığı kağıtlar, makas bile bulundu ama o bulunamadı. Çantası, montu bulunumadı.”

Doku ailesinin avukatı Ali Çimen’e göre kriminal rapor ile intihar tezi çürüdü, karadan insan arama çalışmaları da sadece köprü çevresi gibi dar bir alanda gerçekleşti. Başsavcılığın yazısından sonra karada ceset arama çalışması başlaması gerektiğini söyleyen Çimen, Gülistan Doku’nun akıbetini bilen kişilerin soruşturmanın şüphelisi Z.A ve üvey babası olduğunu savundu.

Çimen, kaybolduğu günlerde Gülistan Doku’nun bir arkadaşının Z.A’yı aradığını ve WhatsApp yazışmasında Z.A’nın “Başına o bunları getirdi” ifadelerini kullandığını söyledi:

”Biz WhatsApp yazışmasındaki bu ifadeleri savcıya delil olarak sunduk. Burda ‘Başına o getirdi’ sözüyle ne demek istiyor, Gülistan’ın başına ne geldi, neler biliyor, en azından bunları sorun dedik ama savcı onun avukatı gibi savunmaya geçti. ‘Türkçeyi iyi bilmediği için böyle ifade etmiştir’ dedi, bu bilgiyi dosyaya koymadı.’

”İlk günden itibaren Z.A ve üvey babasının cinayet şüphesiyle ifadelerinin alınmasını istedik ama böyle yapılmadı. Düşünün daha şüphelilerin telefonları, materyalleri bile adli olarak incelenmedi. Z.A’nın ilk ifadesi bile bir A 4 kağıdına yazılarak alınmış. Yani ortada bir kayıp vakası var, en son görüldüğü kişi belli, olay gecesi yaşanan tartışmadan dolayı vatandaş şikayet etmiş polislik olmuş ama ilk ifadelerde bu bile yok. Yani bu bulgular bile başlı başına tutuklanma nedeniyle.

Bu adamlar birileri tarafından korundu. Düşünün, Z.A’nın telefonundaki Rusça yazışmalarının dökümünü istedik. Bir sayfalık bir şey geldi, istediğimiz her belge için aylarca bekletiliyoruz. Etkin bir soruşturma yapılmadığı için şu ana kadar herhangi bir şey elde edemedik.”

2020 yılında BBC Türkçe’ye iddialarla ilgili yanıt veren E.Y, “Kız kardeşim intihar etmedi. Nerede olduğunu erkek arkadaşı ve ailesi biliyor ancak gerçekleri gizliyorlar. Kaybolmasından onlar sorumlu. Suçlular” diyen abla Aygül Doku’nun suçlamalarını reddetmişti.

E.Y; Gülistan Doku’nun 4 Ocak Cumartesi akşamı evlerine gelerek Z.A ile biten ilişkisine yeniden başlamak istediğini iddia etmişti.

E.Y ayrıca evde maç izlediği sırada, akşam 19:00 gibi evlerine gelen Gülistan Doku’nun salonda ailesiyle çay içip sohbet ettiğini ve 22:30 civarı evden tek başına çıktığını, yalnız gittiğini öğrendiğinde üvey oğluna Gülistan’ı yurda bırakmasını istediğini söylemişti.”Kızı niye yalnız gönderdin diyerek onu yurda bırakması için arabanın anahtarını verdim, Gülistan arabaya binmek istemeyince tartışmışlar, çevredekiler de polise haber vermiş” diyen E.Y, durumun polise aksetmesi nedeniyle Z.A’ya kızıp bağırdığını ve Gülistan’ın ordan uzaklaştığını görmediğini anlatmıştı.



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER