YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Soğuk Dağlarda Sıcak Gündem: Zine Wertê

Haksöz-Haber’den Hasip Yokuş Irak Kürdistanında PKK’nın stratejik üs olarak kullandığı Zine Wertê bölgesine IKBY’nin Peşmerge gücünü konuşlandırması sonrası PKK ile KDP arasında tırmanan gerilimi analiz ediyor.

Zine Wertê ismini muhtemelen çoğumuz ilk kez duyuyoruz. Medyaya pek yansımadı ama son günlerde Kürt mahallesinde bu bölge dolayımında büyük bir gerilim yaşanıyor. Gerilimi tetikleyen asıl şey ise resmiyette KYB, pratikte ise PKK kontrolünde olan bu bölgeye KDP güçlerinin son bir haftada askeri yığınak yapmış olması.

Zine Wertê gerilimi sebebiyle PKK ile KDP arasında düşük yoğunlukta başlayan itham ve suçlamalar kısa sürede yerini karşılıklı tehdit ve restleşmelere bıraktı. Hem sorunun çıkış sebebi hem de olayın vardığı noktayı anlamak açısından son bir haftadaki gelişmeleri bir kronoloji içerisinde hatırlatmakta yarar var.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Mustafa Karasu 13 Nisan günü kendilerine yakın bir haber ajansına yaptığı açıklamada, “Böyle bir dönemde özgürlük hareketimizin alanının hakim bir yerine gelip yerleşmek soru işaretidir. Bu bizim ciddiye aldığımız bir durumdur. İyi niyetli bir girişim değil. Bunu birkaç peşmergenin oraya yerleşmesi olarak anlamayız. Bir plan, bir hesap ararız. Büyük ihtimalle Türk Devletinin isteği doğrultusundadır. Orası YNK bölgesidir ama önce KDP geldi sonra da YNK’yi de kendisine kattı. Bu çok ciddi bir durumdur, gerilim yaratacak hatta çatışmalara yol açabilir. Biz istemiyoruz ama öyle bir yere yerleştiler ki bu bölgeye yerleşmeleri bizi tamamen onların hakimiyetine ve kontrolüne girmek zorunda bırakır.” dedi.

Mustafa Karasu’nun bu açıklamaları kısa süre sonra PKK’ye yakın platformlarda farklı boyutlarıyla işlendi. Barzani’lerin hainliğinden MİT mensubu oluşlarına kadar akla hayale gelmeyen küfür ve hakaretler sürgit devam etti. Bu gelişmeler üzerine Kürdistan Peşmerge Bakanlığı yaptığı kamuoyu açıklamasında, “7. Piyade Tugayı’na bağlı bir birliğin, Koronavirüs ile Mücadele Yüksek Komisyonu’nun talebi üzerine Zine Wertê bölgesine konuşlandırıldığı, bu durumun yanlış siyasi izahatlarla yorumlanmaması gerektiği, Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve Peşmerge Bakanlığının yasalar ve işlenen talimnameler çerçevesinde bölge sınırları içerisinde bulunan tüm alanlara Peşmerge gönderme veya yerlerini değiştirme yetkisi bulunduğunu” ifade etti.

İki gün sonra (15 Nisan günü) F-16 savaş uçakları tarafından Zine Wertê’de bir mevziin bombalanması neticesinde 3 PKK mensubu yaşamını yitirdi. PKK sözcüleri bu gelişme üzerine “Bölgede PKK ve KDP dışında kimsenin bulunmadığı, PKK mevzilerine ait koordinatların KDP tarafından Türk Devletine verildiğini” iddia etti. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan gerilimi daha da tırmandıracak zehir zemberek bir açıklama yaptı. “ABD ve TC istiyor, KDP de uyguluyor. ABD ve TC'nin desteğiyle PKK'ye saldırmanın ne Kürtlükle ne özgürlükçülükle ne Kürt devleti kurmakla herhangi bir alakası yoktur. Bu düpedüz ABD ve TC'den alınan destekle Kürt iç çatışmasını geliştirmektir.

Onların isteği doğrultusunda Kürt özgürlük mücadelesi yürüten gerillaya, PKK'ye karşı düşman safında savaş açmaktır. Başka hiçbir izahı yok, bunu herkes böyle bilmeli. Yani bir savaş durumu ortaya çıkıyor, sorumlusu biz değiliz” dedi.

Duran Kalkan’ın bu tehditkar açıklaması üzerine 17 Nisan’da KDP Politbürosu tarafından aynı sertlikte bir açıklama geldi. Açıklamada, “ PKK’nin şimdi ve geçmişte Kürdistan Bölgesi karşıtı tutumunun ‘savaş kışkırtıcılığı’ olduğu; Kürdistan Bölgesi kurumlarına, güvenliğine, istikrarına, huzuruna ve halkına saygı duymadığı; PKK’nin eylemlerinden dolayı yüzlerce Kürt köyünün imar edilemediği ve binlerce kişinin bu köylerde yaşam hakkından men edildiği; PKK’nin işinin Türkiye’yle olduğu, Kürdistan Bölgesi’yle olmadığı ve Türkiye ile sorunlarını bölge barışını tehlikeye sokmadan ve bizim topraklarımızın dışında yapması” çağrısı yapıldı.

Konuya ilişkin bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ise, “Biz Irak Kürdistanı’nın bütününde PKK’nin varlığını meşru bulmuyoruz. PKK, Kürdistan Bölgesine sorun yaratmaktan uzak durmalı. Kürdistan Bölgesi PKK’nin faaliyet alanı değildir, olmadı, olmamalı da. Biz Irak’ın bir parçasıyız ve Kürdistan Bölgesi de bu çerçevede hiçbir şekilde bir başka gücün komşularına sorun teşkil etmesini kabul etmeyecektir.” dedi.

Gelişmeler özetle bu şekilde fakat burada dikkat çekici ve altı çizilmesi gereken hususlar var.

Birincisi; Kürdistan Bölge Hükümetinin bölgede yaptığı askeri yığınağı Koronavirüs’le mücadele çerçevesinde İran sınırından gelen kaçakları engelleme gerekçesine dayandırması pek inandırıcı değil. Çünkü bu bölge İran sınırına yaklaşık 30-40 km. uzaklıkta.

İkincisi; PKK’nin esasında Kürdistan Federe Bölgesi sınırları içerisindeki bir bölgeye peşmerge gönderilmesini savaş sebebi sayacak kadar tepkisel davranması, 3 mensubunun öldürülmüş olmasıyla izah edilemez. Zira, 40 yıldır ölme ve öldürme üzerine bir strateji kuran ve yitirdiği elemanlarının çetelesini dahi tutmayan PKK açısından 3 kişinin daha ölmüş olması çok da önemli bir husus değil. Olayı asıl önemli kılan, Zine Wertê’nin stratejik konumudur. Zine werte; Erbil’in Rewandız ilçesine bağlı yüksek bir yer. Şawre mıntıkası ile Kandil ve Karox dağlarını birbirine bağlayan oldukça stratejik bir bölge. Bir başka ifadeyle bu bölge PKK tarafından Kandil’den iç bölgelere bir sıçrama tahtası olarak kullanılıyor. Aynı şekilde İran Kürdistanı, Soran ve Bahdinan bölgesinin kesiştiği yer. Dolayısıyla bu bölgenin PKK’nin elinden çıkması, manevra kabiliyetini ve Kandil’deki hâkimiyetini büyük oranda kaybetmesi anlamına geliyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın Irak Federe Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani’ye gönderdikleri “Kürtlerin Kardeşliğe İhtiyacı” temalı mektubun, Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanlık Divanı Üyesi Salih Müslim’in “Kürtlerin Birliği” hatırlatması, PKK’ye yakın bazı KYB’lilerin bölge hükümetine gönderdiği “Uyarı” niteliğindeki mektuplar ve PKK’nin tüm medya ve propaganda gücüyle diğer tüm gündemleri bir kenara bırakarak bir seferberlik hali içerisinde Zine Wertê’ye yoğunlaşmasının asıl sebebi budur.

PKK, bu saatten sonra KDP’yi tehdit etmesinin pek bir işe yaramayacağının farkında. Dahası, bu tehditlerden sonra KDP bölgeye yaptığı yığınağı arttırarak Zerevani güçlerini de takviye olarak gönderdi. Bunu gören PKK, daha farklı enstrümanları devreye sokmaya çalışıyor. Şöyle ki; işin başında KDP’nin Türkiye’nin talepleri doğrultusunda hareket ettiğini iddia ediyorken şimdi iddiasını biraz daha çeşitlendirerek “Türkiye ve ABD’nin talepleri” söylemiyle İran’ı da işin içine katmaya çalışıyor. İkincisi; Zine Wertê’nin KYB’nin egemenlik bölgesi içerisinde bulunduğu, KDP’nin burada işgalci güç olduğu tezini işleyerek KDP ile KYB’yi birbirine düşürmenin hesaplarını yapıyor. Üçüncüsü; kendi tabanına yönelik olarak da “bölge halkı KDP’yi değil bizi istiyor” propagandasını yaymaya çalışıyor.

Sonuncusundan başlayacak olursak; aslında askeri faaliyetler, çatışmalar, bombardımanlar sebebiyle bölgede çok fazla sivil yaşamıyor, köylerin çoğu on yıllarca önce boşaltılmış. Kalan sınırlı sayıdaki kişilerin de zaten PKK’yle uyumlu olmak dışında bir şansları yok. PKK’ye yakın portallarda servis edilen “Bölge halkı KDP’ye karşı yürüyüş yaptı / Bölge halkı KDP’nin bölgeden çıkması için heyet oluşturdu” temalı paylaşımların üzerinden saatler geçmeden Wertê Nahiye Müdürü “Bu yürüyüşü yapanların veya gönderilen heyettekilerin hiçbiri Wertêli değil” açıklaması yaptı.

İkincisi; KDP ile KYB arasında 1995 -1997 yılları arasında yaklaşık 10 bin kişinin yaşamını yitirdiği çatışmaların yaşandığı bir vakadır. Bahse konu bölgenin kendisi dahil bu yıllarda yaşanan çatışmalar neticesinde el değiştirerek KYB kontrolüne girmiştir. Ancak, çok uyumlu bir görüntü vermeseler bile bu iki partinin 2005 yılından bu yana koalisyon şeklinde bölgeyi birlikte idare ettikleri unutulmamalıdır. İlave olarak KYB içerisinde PKK’ye sempati besleyen bazı aktörler vardır fakat bölge siyasetini yakından takip edenler bile, KYB’nin şu anda tam olarak kaç parçaya bölündüğünü ve KYB içerisindeki güç odaklarını doğru bir şekilde analiz etmekte zorlanacaklardır. Dolayısıyla bu iki partinin arasını açma siyasetinin de bir sonuç vermeyeceği açıktır.

Üçüncü ve önemli soru; ABD’nin bu işin neresinde olduğu hususudur. Bir başka ifadeyle; KDP esasında bu bölgeyi ABD için mi temizliyor? Türkiye, İran ve Irak üçgenindeki bu stratejik bölgede ABD üsler kurarak İran başta olmak üzere bu üç ülkeyi baskı altına almak mı istiyor? Böyle bir ihtimal kesinlikle mümkün ancak ABD böyle bir şey yapmak isterse zaten bunun önünde bir engel yok. ABD’yle Suriye’de iş tutan PKK bunu neden Kandil’de de yapmasın? Dolayısıyla ABD bu bölgede üsler kurmak istiyorsa PKK bunun önündeki bir engel değil, Suriye’de olduğu gibi gönüllü figüranı olurdu.

O halde tüm bu gelişmeler ne ifade ediyor?

2015 yılında çözüm sürecinin akim kalmasından sonra Türkiye yöntem olarak öncekilerden biraz daha farklı olarak güvenlikçi politikalara geri döndü. Takip eden süreçte; kendi içerisinde bir iç ayaklanma teşebbüsü olan hendek operasyonlarından sonra kırsal alanda da PKK’ye yönelik ciddi askeri operasyonlar icra etti. Ayrıca, Suriye’nin Kuzeyinde PYD’nin özerk alanlarına yönelik olarak; Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını yürüttü. Eş zamanlı olarak Irak’ın Kuzeyine mütemadiyen hava operasyonları düzenledi. Gelinen noktada PKK’nin operasyonel gücünün çok zayıfladığı bir gerçektir. Moral-motivasyon açısından buna çok fazla ihtiyaç hissettiği halde uzunca bir süredir Muş ve Kulp’ta odun toplamaya giden sivil köylülerin geçiş yoluna mayın yerleştirmek dışında bir eylem yapamadı. Türkiye, Mart 2018’den itibaren ise Irak’ın kuzeyine yoğunlaşmış. Zaho, Duhok, Amediye ve Bradost bölgelerinde çok sayıda askeri üs oluşturarak PKK’nin manevra alanlarını daraltmış. 40 yılı aşkın süredir maddi ve manevi birçok bedel ödemek durumunda kaldığı terörün kumanda merkezinin Kandil olduğunu herkes biliyor. Belli aralıklarla Kandil’e yönelik yapılan operasyonlar ise oranın coğrafi ve stratejik yapısından dolayı sonuç vermedi. Türkiye, zaman içerisinde edindiği askeri tecrübenin de katkısıyla Kandil’i adım adım kuşatmak istiyor. Kopan bu gürültünün temel sebebi budur.

 

Haber Kaynak : Haksöz Haber


Anahtar Kelimeler: Soğuk Dağlarda Sıcak Gündem: Wertê