Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Siyaset bilimcilerden ‘çözüm süreci’ yorumu: Durum sürdürülemez

2015 yılında sona eren ve yerini çatışmaya bırakan ‘çözüm süreci’nin yeniden başlayacağı ve Kürt sorununun çözümü konusunda farklı muhataplarla yeni adımların atılabileceği iddia edildi.

K24'ün "konuya dair" Ankara mahreçli haberi...

Çözüm sürecinin yeniden başlayacağı iddialarını yorumlayan siyaset bilimciler, Cumhur İttifakı’nın giderek seçmen desteğini kaybettiğini ve AK Parti’yi destekleyen Kürtlerin de başka arayışlar içerisinde olduğunu belirterek, mevcut politikaların sürdürülemez olduğunun altını çizdi.

2015 yılında sona eren ve yerini çatışmaya bırakan ‘çözüm süreci’nin yeniden başlayacağı ve Kürt sorununun çözümü konusunda farklı muhataplarla yeni adımların atılabileceği iddia edildi.

İddiayı ortaya atan isimler, sürecin eski süreç modeli gibi olmadığını ve farklı aktörlerin de devreye girebileceğini söyledi.

Sürecin nasıl ve ne zaman başlayacağı, kimlerin sürece dahil olacağı ve kapsamı bilinmiyor ancak siyaset bilimciler AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın seçmen desteğini kaybettiğini, dolayısıyla iktidarın yeni yol arayışı içerisinde olduğunu belirtti.

PROF. DR. ERGİL: SÜREÇ DEĞİL, OLAĞANLAŞMA ADIMLARI

K24’e konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, son zamanlarda yapılan tartışmaların Kürt sorununa bir çözüm bulmak için yapılan tartışmalar olmadığını belirterek, “Giderek merkezileşen, otoriterleşen ve olağandışı hale gelen bir yönetimin olağan hale gelmesi tartışılmaktadır. Bunların günlük siyasete yansıma biçimi olan reformlardır” dedi.

Hukukta, siyasette ve ekonomide reform tartışmalarının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğu Ergil, “Yoksa Kürt sorununa bir çözüm bulmak gibi ne bir çaba ne de bir öngörü var. Gecikmiş olan veya artık çok gerekli olan reformların yapılmaması tartışılmaktadır. Bugün Türkiye’yi yönetenlerin anlayışı otoriter yönetim anlayışıdır. Kürt taleplerini ‘bölücülük’ olarak değerlendiren, bunun ‘çözüm değil, çözülme’ olgusu olarak değerlendiren bir anlayış var” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ekonomide ve dış politikada da sıkıştığını dile getiren Ergil, “Tüm bunlar iktidardakilerin bir daha seçilme imkanını ortadan kaldırıyor. Hal böyle olunca birtakım değişiklikler gerekiyor: Hukuk devletine dönüş, daha demokratikleşme, insanların keyfi olarak tutuklanmaması, basının susturulmaması gibi. Bu alanlarda düzelme biçimi mi tercih edilir, ekonomik düzelmeye mi gidilir bu, AK Parti ile MHP’nin vereceği karara bağlıdır” diye konuştu.

Kürtlerin taleplerine de değinen Doğu Ergil, “Kürtlerin asgari yurttaşlık hakları olan taleplerinin tekrar gündeme gelmesi ve hayata geçirilmesi önemlidir. Bu da Kürt sorununun çözümü için değil ama rejimin olağanlaşması açısından önemlidir. Önce rejim olağanlaşsın, bu şekilde Kürt sorununun çözümünde yarı yola gelmiş oluruz” dedi.

PROF. DR. YEĞEN: BUGÜNKÜ DURUM SÜRDÜRÜLEMEZ

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Mesut Yeğen de ortada çözüm sürecinin başlatılacağına dair çok kuvvetli işaretlerin olmadığını belirterek, “Öte yandan bugünkü durum, Kürt meselesinde halen takip edilen siyasetin daha fazla takip edilemeyeceğini gösteriyor. Bu itibarla, çözüm sürecinin başlatılacağına dair bir işaret yok ama bugünkü durumun sürdürülemeyeceği de belli. Bu sebeple, yeni bir çözüm süreci olur olmaz ayrı ama Kürt meselesinde son 5 senedir takip edilen siyasetin sürdürülemeyeceği belli olmuş durumda” dedi.

Prof. Dr. Mesut Yeğen, “Bugünkü durumun sürdürülemez olmasının birkaç sebebi var” diyerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Evvela, Cumhur İttifakı’nın mevcut seçmen desteği, bir dahaki seçimi kazanmasına yetecek gibi görünmüyor. Bu da şu demek: Kürt meselesinde takip edilen siyaset Kürt seçmeni AK Parti’den uzaklaştırarak AK Parti ve Cumhur İttifakı açısından büyük bir maliyet oluşturmuş durumda. İkinci sebep, yeni kurulan partilerle ilgili. Özellikle DEVA Partisi, bölgede AK Parti tabanını aşındırmaya başladı. Süreç bu şekilde ilerlerse halen AK Parti’ye destek veren Kürtlerin bir kısmı yüzlerini bu tarafa çevirebilir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde AK Parti’nin seçmen desteği daha da azalabilir. Üçüncü bir sebepse HDP’nin azalmayan gücü. Beş senelik baskı siyasetine karşın Kürtlerin HDP’ye desteği devam ediyor. Türkiye devleti PKK’yi etkisizleştirmekte başarılı olmakla beraber HDP’yi zayıflatmakta başarılı olamamış durumda.”

“ULUSLARARASI DURUMLA DA İLGİLİ”

Mesut Yeğen, “Bunca baskıya, bunca şeytanlaştırmaya rağmen HDP’ye verilen desteğin azalmamış oluşu Kürt meselesinin çözülemediğini, mevcuttan başka bir siyaset takip edilmesi gerektiğini gösteriyor. Son sebep de uluslararası durumla ilgili” diyerek, “Biden’ın Amerikan Başkanı seçilmesiyle beraber Kürtlerin Suriye ve Irak’ta ağırlığı belli ki biraz daha artacak ve Türkiye’nin Irak ile Suriye’de yapmak istediklerini hayata geçirmesi biraz daha zorlaşacak” şeklinde konuştu.

“Bu saydığım sebeplerle ilişkili olarak ortaya çıkan tablo, mevcut durumun sürdürülemeyeceğini gösteriyor” ifadelerini kullanan Yeğen, “Bundan dolayı da Kürt meselesinde başka bir siyasetin devreye alınması kaçınılmaz görünüyor. Nitekim bölgeden gelen birtakım işaretler, bir çözüm sürecinin başladığını değil ama bugünkünden başka siyasetleri takip etmeye matuf bazı yoklamaların yapıldığını gösteriyor. Dolayısıyla, yeni bir çözüm süreci ortada olmayabilir ama Kürt meselesinde bugünkünden başka bir siyaseti takip etmenin imkanlarının AK Parti tarafından araştırıldığı anlaşılıyor” dedi.

“BAŞKA AKTÖRLERİN DE SÜRECE KATILMASI KAÇINILMAZ GÖRÜNÜYOR”

PKK’nin etkisizleştirilmiş durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeğen, “Ama Kürt meselesinin silahla ilgili kısmının çözülmesi için PKK hala ana muhatap olarak görünüyor” diyerek, şunları kaydetti:

“Kürt meselesinin taşıyıcısı da halen HDP’li Kürtler olmaya devam ediyor. Dolayısıyla HDP ve PKK halen esas muhataplar ama bir çözüm süreci olacak olursa, bunun hükümetle bu muhatapların bir araya gelmesi üzerinden gerçekleşmesi artık pek mümkün değil. Önceki çözüm sürecinde yaşanan arızaları düşündüğümüzde, doğru da görünmüyor. Eğer bir süreç olacaksa sözünü ettiğim aktörlerin dışındaki aktörlerin de bu sürece katılması kaçınılmaz görünüyor. Çözüm işinin Kürtlerin haklarıyla ilgili kısmının halli TBMM, CHP ve diğer partilerin katılımını gerektiren bir süreç. İşin PKK’yle ilgili kısmı ise daha teknik ve bölgesel siyasetle ilgili bir konu. Bu itibarla, işin bu kısmı çözülecekse bunun daha kapalı kapılar ardında ve başka güçlerin de dahliyle çözülmesi daha muhtemel görünüyor.”




HABERLER