Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Sedat Peker: ‘’Bugün iktidara yakın üç karanlık yapıdan bahsedeceğim’’

Sedat Peker, Deli Çavuş hesabından yaptığı paylaşımda, Zeki Yeşildağ ve Hasan Yeşildağ’dan ‘’Birinci karanlık yapı’’ diye bahsetti.

Sedat Peker, Deli Çavuş hesabından yaptığı paylaşımda, Zeki Yeşildağ ve Hasan Yeşildağ’dan ‘’Birinci karanlık yapı’’ diye bahsetti. Türk Medya grubunun sahibi Zeki Yeşildağ’ın İsviçre’deki bir kız arkadaşı üzerinden İsviçre Bankalarını dolandırdığını iddia eden Peker, ‘’İkinci karanlık yapı’’ diye bahsettiği grup ile ilgili ise isim vermedi. ‘’İktidarın İkinci yapı ile ilgili ‘’İktidarın avukatları olarak bilinen, hakim ve savcı tayinlerinde bakanlardan bile etkili olan kişiler’’ dedi. Peker, ‘’Üçüncü karanlık yapı’’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı Mücahit Arslan olduğunu söyledi.

Sedat Peker’in attığı tweetler şu şekilde:

‘’40 yaşından genç olan kardeşlerim, siz benim şahidimsiniz. Seçime 2 ay kalaya kadar bekleyeyim dedim. Ancak şeref düşkünü olanlar kendilerini perde arkasında saklayıp Mehmet Ağar’ları (orjinalinde hafif) Doğu Perinçek’leri (Çin malı) önüme çıkararak enerjimi oraya kanalize etmemi istediler.

Mutlu olsunlar diye tuzaklarına düşmüş gibi yapıp içimdeki kini bu yaratıklara karşı boşalttım. Ancak perde arkasındakileri unutmadığımı anlasınlar diye bu paylaşımları hazırladım. Kardeşlerim, bu paylaşımların hakkını lütfen verin. Yoksa sizinle yaptığımız akit fesih olma yoluna gidebilir. Ben namluların ucunda gurbet diyarlarda yaşayacam, ailem de benden dolayı hedef durumunda olacak, ekonomik olarak hemen hemen her şeyimi kaybettiğim halde bana teklif edilen maddi imkanları kabul etmeden yoluma devam edeceğim. Çünkü ‘Söz namustur’ diyeceğim. Ancak bazılarınız delilleri ile doğru olan bu anlattıklarımı çevresindeki insanlara dahi anlatma zahmetine girmeyecek. Bu olmaz. Söz bir tek bana namus değil, size de namus. Bugün bakanlardan dahi güçlü olan ancak kamuoyunda çok fazla bilinmeyen üç ayrı yapıya ufak bir selam vereceğiz (ufak dediğime bakmayın).

Birinci yapı Türk medyanın da sahibi olan (Akşam, TV24, TV360, birçok dergi ve radyo) Hasan Yeşildağ ve kardeşi Zeki Yeşildağ. Bu 2 kardeş son zamanlarda 25 milyar TL’lik devlet ihalesi alan Yapı Yapı firmasının da yüzde 25’lik gizli ortaklarıdır. Ayrıca iktidarın tüm kritik gizli kararlarının alındığı Ulus’taki o meşhur kafenin de sahipleridir. Ayrıca iki İsrail vatandaşının ‘Tayyip Erdoğan’a suikast yapacaklar’ yalanı ile tutuklandıkları Çamlıca Kulesi’ndeki kafenin de sahipleridir.

Bunun haricinde tüm karanlık ve pis işlerin mimarlarıdırlar (daha başka birçok zenginlikleri de var). Ali Yeşildağ isimli üçüncü ortak olan kardeşlerini nasıl diskalifiye ettiklerini de size anlatacağım. Dünyanın en karanlık insanı olarak kabul edilen Papa Rodrigo Borgia’nın bile yanlarında masum kalacağına inanabilirsiniz. İkinci karanlık yapı iktidarın avukatları olarak bilinen hakim ve  savcı tayinlerinde bakandan bile daha etkili olan kişileri konuşacağız. Üçüncü karanlık yapı ise henüz danışmanken dahi bakanlardan daha güçlü olan, o tarihlerde bile Sn. Cumhurbaşkanının uçağına binecek kişileri belirleyen Mücahit Arslan’ı konuşacağız. Okuduklarınıza inanamayacaksınız. Ancak hepsinin delili bende. Söyleyin onlara beni yalanlasınlar (İnşAllah).

Bugün itibariyle Yeşildağ ailesini misafir edeceğiz. Ne bir eksik ne de bir fazla. (İlk tanıştığımız andan bugüne kadar) 1989 senesinde Paşakapısı cezaevinde Ali Yeşildağ ve Metin Yeşildağ ile tanıştım (Hasan ve Zeki’nin kardeşleri). Metin Yeşildağ teğmen okulu öğrencisi iken kardeşi Ali Yeşildağ ile birlikte birçok kişiyi gasp etmekten ve de yaralamaktan dolayı tutuklanmışlardı. Ali Yeşildağ henüz 17 yaşındayken Metin Yeşildağ ise 23 yaşındayken Bursa cezaevinde yattıklarında oradaki önemli bir mahkumun Metin Yeşildağ’a saygısızca davranması üzerine, Ali Yeşildağ tarafından bu şahıs öldürüldü. Bu iki kardeşin ismi o tarihlerde hem sokaklarda hem cezaevlerinde duyulmaya başladı. Bursa Cezaevi’nden cinayet sebebi ile Bayrampaşa Cezaevi’ne yollandılar. Bayrampaşa Cezaevi’nde o dönemin ünlü mafya grupları bu iki kardeşi kendi koğuşlarına aldılar. Tabii bu iki kardeşe söz geçiremeyince onlara kötü davranarak yan koğuşa yolladılar. Cezaevlerinde o güne kadar ilk uygulanan göğsüne ve sırtına kitapları sararak, üstünü de nevresimden kesilen bez parçaları ile sabitleyip sabah sayımında henüz mahkumlar uyurken, bahçede temizlik yapılırken kendisine saygısızlık yapanların bulunduğu koğuşa dalarak orda da bir kişiyi öldürüp, 7-8 kişiyi de ağır yaralayarak (kendisi hiç yara almadan) dışarı çıkabildiği için bu iki kardeş tüm cezaevlerinde konuşulur hale geldiler.

Bayrampaşa cezaevinden bu cinayet ve olaylar sebebi ile Üsküdar Paşakapısı cezaevine nakledildiler. Tabii ki abileri 1980 öncesinin meşhur bombacısı Hasan Yeşildağ olduğu için saygınlıkları daha da fazlalaştı. Kompleks yapmaya gerek yok, bu iki kardeşin cezaevlerinde yaptığı isim gerçekten büyüktü. Ben Paşakapısı Cezaevinden tahliye olduktan sonra, bu iki kardeş benden sonra cezaevine girdiler. Gençlik olaylarından dolayı 1-2 ay sonra ben tekrardan tutuklanıp Paşakapısı cezaevine geldim.

Bu aile ile dostluğumuz o tarih itibariyle başlamış oldu. Metin Yeşildağ’ın beni bile kıskandıracak şeytanlıkta bir planla Paşakapısı Cezaevi’nden firar etmesi ise işin gerçekten son perdesiydi. Daha sonraki yıllarda Ali Yeşildağ ile Bayrampaşa cezaevinde bir kez daha karşılaştık. Daha sonraki yıllarda ise Hasan Yeşildağ ile dostluğumuz başladı.

Daha önceki paylaşımlarımda belirttiğim ‘Yaşar Baba’ isimli dostum tarafından kendisi ile telefonla tanıştırıldım. Ben bazı çalışmalar için Bulgaristan’da iken kendisi ile telefonla konuştuğumuzda, ‘Buraya yanıma gelsene’ dedim. ‘Benim vizem yok’ deyince ‘Vizeye gerek yok, ben seni Türkiye’den uçağa bindirir burdan da uçaktan aldırırım’ dedim. Kendisi buna çok inanmamış olacak ki Yaşar Baba’yı arayıp, ‘Ben bunca sene Avrupa’da yaşadım. Sedat Peker’in söylediği gibi bir şey olmaz, havaalanında rezil oluruz’ diyince Yaşar Baba kendisine, ‘Yaşının genç olduğuna bakma. O bir şey söylüyorsa mutlaka yapar’ demiş.

Zannediyorum 1998 senesinde kendisini Bulgaristan’a uçakla getirttim. Ben misafir gelen devlet başkanlarının ağırlandığı odada beklerken havalimanı müdürü ve havaalanı emniyet müdürü Hasan Yeşildağ’ı uçaktan alarak yanıma getirdiler. Tabii gördüğü bu olay karşısında çok şaşırdı. Ancak esas şaşkınlığı biz Limuzin ile giderken 3-4 tane özel koruma araçlarını bizim dönüşlerimizde dahi yolları kesmesi ile nirvanaya ulaştı. Kendi ağzıyla bana: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim, senin yerinde olsam Türkiye’ye dönmem’ deyince ‘Aynı imkanlarımız Romanya’da da var. Buralarda çok iyiyiz.’ demiştim.

Kendisine çok saygı duyduğum Ömer Mersan Abi de, Hasan Yeşildağ’ı Bulgaristan’da misafir ederken her zaman yanımızdaydı (Ömer Mersan abi şu anda 70 yaşlarında). Kendisi de Papa suikasti davasında azmettirici olarak yargılandığı için Hasan Yeşildağ ile gıyaben tanışıyorlardı. Hasan Yeşildağ, birkaç gün misafirim olup Türkiye’ye döndükten sonra, 3-4 ay boyunca her önüne gelene benim oradaki konumumu anlatıp, ‘Böyle bir şey hayatımda görmedim’ diye söylemişti. Hasan Yeşildağ’ı havalimanına bırakan kardeşi Ali Yeşildağ’idi. Kendi arabamı Türkiye’de Hasan Yeşildağ’ı gezdirsin diye onlara vermiştim.

Neyse konumuza geri dönelim. Ben Hasan Yeşildağ ile Bulgaristan’dayken Türkiye’deki çakarlı arabam (o tarihlerde bile) Ali Yeşildağ’daydı. Eşine o gün yemeğe çıkalım dediğinde Beylerbeyi’ndeki bir yalı restoranına gidiyorlar. Restoranın sahibi yanlış hatırlamıyorsam, İranlı Cafer Safai idi. Mekan dolu olduğu için kendilerine ‘Yer yok’ demişler. Sonra benim arabamla geldiklerini görünce, ‘Abi Reis’in tanıdığı olduğunu neden söylemedin?’ diyerek sahnenin ortasına masa kurmuşlar. Ali Yeşildağ da bu yaşadığı olayı senelerce herkese anlattı.

Sosyal medyada koskoca iktidar sana mı ihtiyaç duyacak diye yazan genç kardeşlerim, bu yazdıklarınızdan utanacaksınız. O zaman güç bendeydi. Bir yüzbaşı tanıyanlar piyasada havalı havalı gezerkeN, ben o tarihlerde Cumhurbaşkanlığı kartı olan araçlarla geziyor, orgenerallerle arkadaşlık yapıyordum. Ne bir eksik ne bir fazla. Her şeyi konuşacağız. Hasan Yeşildağ’ın size İsviçre’deki anılarını biraz anlatayım. Zeki Yeşildağ ve Hasan Yeşildağ ilk İsviçre’ye gittiklerinde Zeki Yeşildağ kendisine bir kız arkadaş buluyor.

Bu kız arkadaşı üzerinden İsviçre’deki bankaları dolandırıyor. Paraları alıp Türkiye’ye kaçtıktan sonra kız aşk acısının ve kandırılmış olmanın verdiği üzüntü ile intihar ediyor. Ancak hayatta kalıyor. Fakat tutuklanıp cezaevine giriyor. Sizler de Zeki Yeşildağ’ın sahibi olduğu televizyon kanallarında ve gazetelerinde Türk aile yapısının nasıl olması gerektiğini okuyup dinliyorsunuz. Ne kadar komik değil mi? Ne kadar acı değil mi?

Rezillik burada bitse gene iyi. İsviçre’de aranırken Türkiye’ye gelip Mesut Yılmaz’ın Anavatan Partisinde belediye meclis üyesi oluyor (çok uzaktan akrabalıkları da var). Yurtdışında aranan mafya babalarının Türkiye’ye gelip yerleşmeleri bugünün hikayesi değil ta o tarihlerde başlıyor.

Biraz da Hasan Yeşildağ’ın İsviçre anılarına değinelim. Şuanki saygıdeğer eşi Emine hanım o tarihlerde İsviçre’de köpek gezdiriciliği işi yapıyor (asla küçümsemek için söylemiyorum). Hasan Yeşildağ ile köpek gezdirirken tanışıyorlar. Hasan Yeşildağ, kendisinden 50 Bin Frank para alıyor (insan aşkına parasını da verir canını da verir).

Hasan Yeşildağ, parayı aldıktan sonra evlenmekten vazgeçiyor. Aslen Erzincanlı olan Emine hanımın aile büyükleri olayı öğrenince bu namus meselesi diye rahmetli Abdullah Çatlı’yı buluyorlar. Rahmetli namuslu adamdı. Hasan Yeşildağ’ı yanına çağırıp, ‘Eğer bu kızla evlenmezsen üzerindeki ülkücü şemsiyesini çıkarırım çıplak kalırsın’ diyor. Rahmetlinin bu tavrı üzerine evlilik gerçekleşiyor.’’


HABERLER