OKUMAK ALIŞKANLIK DEĞİL İHTİYAÇTIR

Yazar, şair, yayıncı ve radyo programcısı Salih Zeki Meriç çeşitli mecralarda yayınlanan yazılarını bir kitapta topladı.

Yeni Şafak Gazetesi 22 Eylül 2019 tarihli 'Pazar Eki'nde yayyımlanan ve yazar, şair,yayıncı ve radyo programcısı olan Salih Zeki Meriç ile "Okumak alışkanlık değil ihtiyaçtır" başlıklı bir röportaj gerçekleştirdi. Bizde, bu röportajı, site takipçilerimiz için iktibas ediyoruz...

İşte o röportaj...

"Yazar, şair, yayıncı ve radyo programcısı Salih Zeki Meriç çeşitli mecralarda yayınlanan yazılarını bir kitapta topladı. Biz de bu vesile ile Meriç ile bir araya geldik. Hem kitabını, hem de yayın sektörünü konuştuk.

“Hüznün En Güzeli”in hikayesiyle başlamak isterim. Yazıları hangi düşncelerle hazırladınız?

Hüzün teması, bizim kadim edebiyatımızda her zaman yer bulmuştur. Biz bir nevi hüzün coğrafyalarının insanlarıyız. Bu kader midir, talih midir bilemem! Ancak tarihe baktığımızda böyle bir gerçeklik olduğunu görürüz. Tabi kitaba isim olan ‘Güzel Hüzün’ biraz daha başka bir şey; muhabbetten hâsıl olan bir hüzün. Hasretten, ayrılıktan, sevgiden süzülen bir hüzün. Aslında her insanın sevdiği, sakladığı hüzünleri vardır ve hatta o hüzünlerle yaşamaktan mutlu olur. Zaman zaman fotoğraf albümlerine bakıp geçmişi hatırlarken yaşadığımız hüzün gibi mesela. Ya da insan, hayatında çok sevdiği birini kaybetmişse veya acı bir ayrılık yaşamışsa yahut hak ettiği bir şeyden mahrum bırakılmışsa o insanın bu yaşananlardan dolayı yaşadığı hüzün güzel bir hüzündür. Aslında hüzün olgusu, yaratılıştan beri var olan bir gerçek. Ta insanın yaratılış serüveninde Âdem ile Havva’nın ayrılıkları gibi. Hz.Meryem’in kavminin iftiraları karşısında ‘susma orucu’na sığınıp hüznünü yüreğine gömdüğü gibi. Veya Yakup peygamberin hasretinden gözlerini kaybettiği oğlu Yusuf’a duyduğu hasretin yaşattığı hüzün gibi. Peygamber Efendimiz Hasret-i Muhammed (s.a.v.)’in ‘ben hüzün peygamberiyim’ dediği gibi. İşte yaşayan her insanın insan olma özelliğinden dolayı içinde olabileceği çok tabii bir duygudur hüzün. O yüzden insanların ortak noktasını ifade etmesi bakımından kitaba böyle bir isim koymayı uygun bulduk.

KUDÜS BENDE DERİN HÜZÜNLER OLUŞTURDU

İkinci bölümde, Kur’ân’ın izinden giden yazılarınız var. Bir yerde bugün herkesten ve her şeyden çok Kur’ân’a muhtacız diyorsunuz. Günümüzde Müslümanların Kur’ân-ı Kerim ile olan ilişkisini nasıl değerlendirirsiniz?

Evet, Kur’ân her çağa yeni mesajlar söyleyen ilahi bir kitap. Yüz yıllar öncesine de bir istikamet veriyordu, bu gün de insanlığa olması gereken mesajları veriyor. Ancak sizin de sorduğunuz gibi, Müslümanların Kur’ânla irtibatları toplum olarak gitgide zayıflıyor. Bu irtibatsızlık arttıkça yine toplumsal facialar, ahlâkî çöküntüler, kargaşa, terör artıyor. O yüzden biz Müslümanlar olarak Kur’an ile yeniden barışmalı, onu hayatımızın merkezine yeniden koymalı ve hayatımızı da onun prensiplerine göre tanzim etmeliyiz.

Üçüncü bölümde ise Kudüs’e olan sevgi ve özleminizi aktardığınızı söylesek doğru olur mu? Kudüs’le ilgili neler söylersiniz?

Birkaç yıl önce Kudüs’e yani gönül coğrafyamızın ikinci başkentine, Filistin’in başkentine bir ziyaretimiz oldu. Herhalde hayatımın en hüzünlü ziyaretlerinden biri olmuştur. Oraya turistik bir gezi için gitmedik elbette. Gitmemek de lazım. İlk kıblemize, harem-i şerif olan mübarek bir beldeye en yüksek edep kuşanmışlığı içinde gitmek lazım. Hacca, Mekke’ye, Medine’ye gider gibi. Bugün oraya giden her bir Müslüman, İslam Coğrafyasının nasıl bir zillet içinde olduğunu, nasıl bir ayrılık ve dağılmışlık içinde olduğunu bir kere daha görüyor. Gidip oralarda ecdadın şanlı izlerini görüp neden bu hale geldik sorusunu herkes kendine sormalı. Sadece kuru bir Filistin Davası edebiyatının yeterli olmadığını, az da olsa somut bir şeyler yapmak gerektiğini ancak oraya gittiğinizde anlayabilirsiniz. Kudüs kaybedilince aslında Müslümanlar adına neleri kaybettiğimizin farkına varıp Kudüs sokaklarında o kaldırım taşlarına, o güzel mabetlere gözyaşı dökmek lazım. Kubbet’üs Sahra’nın etrafında her saat nöbet tutan ve Mescidi Aksa’yı bekleyen gözü yaşlı Filistinli insanların dertleri ile hemdert olmak lazım. Kudüs, bende derin hüzünler ve bir o kadar da travmatik duygular oluşturdu.

YAYINCILIK DEĞİŞİMDE

Altınoluk dergisi ve Erkam Yayınları’nda görev alıyorsunuz. Bugünkü yayıncılık hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kitap okuma konusunda ümitliyim. Zaman zaman olumsuz veriler olsa da insanlar bu kadar keşmekeşin içinde yine de kitap alıyorlar, okuyorlar. Tabi her alanda değişimler ve gelişmeler olduğu gibi yayıncılık alanında da farklı gelişmelerin olması gayet tabiidir. İşin tekniğinden yayıncılık anlayışına, satış politikalarından insanların öncelik sıralamasına kadar her şey zaman içinde değişim gösterebiliyor. Dijital yayıncılık dediğimiz basılı kitap ve dergiden farklı bir şekilde gelişen bir alan hayatımıza girmeye başladı. Özellikle akıllı cihazların yaygınlaşması ile belki de bir zaman sonra basılı kitap bir nostalji haline gelecek. Ama bu uzun yıllar alabilir. Burada asıl önemli olan muhteva üretiminde kaliteden ödün vermemek diye düşünüyorum. Zamanın şartlarına göre sunum tarzı farklılık arz etse de biz yayıncılar olarak muhtevayı öncelemeliyiz.

‘Kitap Dünyası’ adlı radyo programınız nasıl geri dönüşler alıyor?

Yedi yıldan beri her hafta, program yapıyorum. Okunması gereken, emek verilmiş kitaplara yer vermeye gayret gösteriyorum. Okumayı, kitabı, yazmayı her zaman gündemde tutmamız lazım. Çünkü biz, başta bir kitap medeniyetinin mensuplarıyız. Okumayı bir alışkanlık olarak değil bir ihtiyaç olarak görmemiz lazım. Alışkanlıklar her zaman faydalı olmayabilir. Ama neyi, niçin, ne zaman ve nasıl okumamız gerektiğinin farkında olursak o zaman okuduğumuz kitaplar bizim kültür dünyamızda ilerlememize vesile olur. Zaman zaman güzel geri dönüşler alıyorum. Ummadığınız bir yer de bir kitap dostu, ‘Kitap Dünyası’ Programını dinlediğini ifade ediyor. Bazen teşekkür mesajları geliyor. Kitap dostlarının kitap dünyasına katkı sağlamak insanı mutlu ediyor.

Yeni çalışmalar var

  • Hüznün en güzeli

  • Son olarak yeni kitap çalışmalarınız var mı?
  • Evet, aslında çok kitap projem var. Ancak, yaptığım iş dolayısı ile daha çok başkalarını kitaplarını yayınlamak için çalışmalar yapıyorum. O yüzden kendi projelerime bir türlü sıra gelmiyor. Umarım bir kısmı hazır olan çalışmalarımızı neticelendirir, okuyucunu istifadesine sunarım. Mesela, ‘Benim Kitaplarım’ isimli bir çalışmam var. Şimdiye kadar okuduğum ve tanıttığım kitaplardan seçmeler yaparak hazırladığım bir çalışma. Ayrıca ‘Bir Kitap Bir Yazar’ isimli bir çalışmam da var. İnşallah bunları tamamlama azmi, gayreti ve fırsatı oluşur da biz de bu kitapları hayata geçiririz.
Haber Kaynak : Yeni Şafak


HABERLER