Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

YAZARLAR

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Mutlak yetki sebep, başarısızlık sonuçtur

Mustafa Karaalioğlu yazdı;

Cumhurbaşkanı yine, “Faiz sebeptir enflasyon neticedir. Bu böyle bilinsin” dedi ama oraya takılmıyorum. Öyle olmadığı ve neyin sebep neyin netice olduğu aşaması geçildi. Bizatihi kendi atadığı yeni ekonomi yönetimi bu tezin tersini ilan etti. Takıldığım daha makul bir cümledir: Türkiye’yi faiz, kur, enflasyon sarmalından çıkarmamız lazım…

Gel de, şu kadar senedir neredeydiniz deme. Şimdiye kadar sarmaldan çıkaramadıysan bundan sonra nasıl çıkaracaksın, diye sorma. 18 senenin bir kısmında ülke bu sarmaldan çıkmıştı, ne oldu da yeniden girdik ve çıkamıyoruz diye sitem etme.

Böyle konuşmalar bir özeleştiri değildir aksine “yeni dönem, reform, hukuk, gerçeklik, öngörülebilirlik” gibi sözlerin sahiciliğini azaltmaktadır. Oldu bitti havasıyla, toplumu meselenin özünden uzaklaştırmaktadır.

Meselenin özü şudur… Türkiye son 5 yılı mutlak yetkisi dahilinde olmak üzere 18 yıldır Erdoğan tarafından yönetiliyor. 5 yılın ikinci yarısı, yani son 2,5 yıl da adı üzerinde başkanlık sistemi dönemidir. 18 yılın içinde iyi ve çok iyi zamanlar yaşanmıştır ama “mutlak yetki dönemi”nden bugüne ülkede iyiye giden hemen hiçbir branş yoktur. Ekonomi, hukuk, dış politika, eğitim, kültür, dijital sektör, şehirleşme gibi bir ülkenin temel ihtiyaç alanlarının tamamında hem istatistiksel hem de çıplak gözlemle, yaşanan gerileme dramatik düzeydedir. Baştan böyle olacağı belliydi, sonradan böyle gitmeyeceği anlaşıldı ve en nihayet zaruret kapıya dayandığında ekonomide acı reçete bahsi yukarıdan aşağıya açıldı…

Türkiye’nin yüksek kurdan, yüksek enflasyondan, ağır işsizlikten, yaygın yolsuzluktan kurtulması için de, hukuku üstün kılabilmesi için de, dış politikada itibar kazanabilmesi için de, eğitimde ayağa kalkabilmesi için de ortak akla ihtiyacı vardır. Bu bir tercih değil mecburiyettir. Başkanlık sistemi sorunların tamamını çözemeyeceği gibi herbiri bir diğerinin parçası olduğu için bir tanesini bile çözemez. Bütün yetkiler bir kişide olduğu müddetçe ne gerçekçi bir değişim planı çıkabilir, ne uygulanabilir, ne de sürdürülebilir.

Nereden mi biliyoruz? Beş yıllık tecrübeden. Sadece son iki yılda ülkenin iç ve dış borç stoku 970 milyar liradan 1 trilyon 860 milyara bu yanlış yönetim nedeniyle çıktı. Milyonlarca yeni işsiz, 130 milyar Dolar’a yakın rezerv kaybı ve hepsinden önemlisi telafisi çok zor zaman israfı ve fırsat maliyeti yaşandı. Üstelik, bu kayıplar sadece ekonomide… Diğer branşlarda Türkiye’nin içeride kaybettiği seviye ve dışarıda kaybettiği itibar parayla hesaplanamaz. Parayla da kazanılamaz…

Denklem sabit kaldığı müddetçe Cumhurbaşkanı’nın toplumun önüne yeniden, bir daha telaşla koyduğu hedefler kulağa hoş gelse de mevcut yönetim tarzıyla yine eski sonucu doğurur. Kur, faiz, enflasyon sarmalından da, hukuksuzluk, denetimsizlik, eğitimsiz sarmalından da çıkamayız. Çıksaydık, bu kadar zamanda çıkardık. Olmadı.

Cumhurbaşkanı’nın faiz kalıbıyla ifade edelim: Mutlak yetki sebep, başarısızlık sonuçtur.

Erdoğan, gerçek anlamda reform niyeti taşıyorsa öncelikle yetki kullanım tarzından ne kadar fedakarlık yapabileceğini, farklı görüşlere ne kadar tahammül edebileceğini hesaplamalıdır.

Bırakın ortak aklı, en küçük eleştiriye bile tahammül göstermeyen, itiraz edeni hain diye yaftalayan sistemden vazgeçme cesareti yoksa gerisi anlamsızdır. Oy kaygısıyla yapılan hamleye reform denmez, dense de ömrü uzun olmaz.

 


Haber Kaynak : Karar Haber


HABERLER