Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

MHP trenden inmeden reform mümkün mü?

Mehmet Ocaktan yazdı;

MHP trenden inmeden reform mümkün mü?

Son günlerde özellikle AK Parti-MHP koalisyonu cenahında çok enteresan gelişmeler oluyor. Neler olup bittiğini anlayabilmek için galiba öncelikle içinde bulunduğumuz hali iyi analiz etmek gerekiyor. Son beş yılda ekonomi, hukuk, dış politika, eğitim ve kültür alanında her şey dramatik bir şekilde kötüleştiği ve de artık böyle gitmeyeceği anlaşıldığı için ‘acı reçete’ ve değişim zaruret haline gelmiş bulunmaktadır.

İşte tam da bu yüzden denizin bittiğini gören AK Parti yeni bir manevra yapma gereği hissetti, daha doğrusu mecbur kaldı.

Öyle ki yıllardır Merkez Bankası başkanlarını ‘faiz lobisi’ne hizmet etmekle ve ihanetle suçlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugün Merkez Bankası’nın faiz arttırmasına izin vermek zorunda kaldı. DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın tarihlerle ortaya koyduğu cumhurbaşkanının “Faiz lobisi karnesi” bu konuda son derece ibret verici:

- 2015 Şubat: “Vatanı satmak yüksek faizle, yüksek enflasyonla, kötü yönetimle, ülkenin ve milletin kaynaklarını heba etmekle olur.”

-2017 Aralık: “Enflasyonu doğuran ana sebep faizdir.”

- 2018 mart: “Enflasyonun anası da babası da faizdir, bunu bilmeyenler bilsin.”

-2018 Eylül ayında arttıran Merkez Bankası’nı tehdit.

-24 Haziran seçimleri öncesinde: “Siz bu kardeşinize yetki verin ondan sonra bu faizle nasıl uğraşılır göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu keskin manevrası sadece faiz konusunda değil elbette. Buna paralel olarak gerek Erdoğan, gerekse Adalet Bakanı Gül ciddi bir hukuk reformu vaadinde de bulundular. Cumhurbaşkanı neredeyse her gün yaptığı konuşmalarda reform vurgusu yapmaya devam ederken, Adalet Bakanı Gül de , 10. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin akademik programında yaptığı konuşmada Şüpheli ya da sanığın peşinen suçlu sayıldığı bir sistemin adil ve güvenilir olması mümkün değildir” sözleriyle bir kez daha reformda kararlılık mesajı verdi.

AK Parti cephesinde bu gelişmeler yaşanırken, koalisyonun küçük ortağı MHP şimdilik çok açıktan muhalefet etmese de arka kapıdan dolaşarak ‘reform treni’nin el frenini çekmeye çalışıyor. Mesela MHP, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu eleştiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasını isterken aslında dolaylı olarak AK Parti’ye mesaj gönderiyor.

Eğer AK Parti gerçekten bir hukuk reformu yapmak niyetindeyse, bu halen hiçbir hukuki temele dayanmayan yargılamaların yeniden gözden geçirilmesini sağlayacaktır. Özellikle de Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Enis Berberoğlu ile ilgili sembol davaların sonuçlarını etkileyecek nitelikte olacaktır.

İşte MHP’de alarm zillerinin çalmasına yol açan tam da bu tür gelişmelerdir. Yani MHP demek istiyor ki, “Türkiye’yi gerçek anlamda hukuk devleti olmaya götürecek bir ‘hukuk reformu’nda ben yokum.”

Peki nasıl olacak bu iş?

Aslında AK Parti’nin önünde iki yol var; ya ekonominin dayattığı şartlar yüzünden reform istikametinde yürümeye devam edecek, ya da hukuk ve demokrasiye öcü gibi bakan MHP’nin ulusalcı kimliğine sıkıca sarılıp eğer dizlerinin dermanı yeterse 2023’ü bekleyecek...

Ancak hemen hatırlatmakta yarar var; Cumhurbaşkanı Erdoğan damadını bakanlıktan alma pahasına girdiği bu yeni yolda yeni bir ‘hukuk reformu’ vaadinden geri dönemez. Ayrıca bu reformdan vazgeçecek idiyse, yıllarca karşı çıktığı faiz artışına neden izin versin ki... Artık ok yaydan çıkmıştır, tren yoluna devam etmek zorundadır.

Henüz erken olduğu için çok dikkat çekmiyor olabilir ama, dünyadaki yeni değişim trendi MHP’ye olan ihtiyacı boşa çıkarabilir. Kuşkusuz bu yeni dönem hiç kolay olmayacaktır. Bir kere MHP’siz bir AK Parti’yi düşünmek bile mümkün değildir. Çünkü böyle bir durumda MHP ile birlikte yapılan bütün tasarımlar yerle bir olacağı için, yeni bir kurguya ihtiyaç olacaktır. İşte orası siyaseten bilinmez bir yoldur...

Şimdilik bir kehanet gibi görülebilir belki ama, bu sürecin sonu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden vazgeçmeye varırsa hiç şaşırmayalım.

Çünkü bu sistemle Türkiye’nin ekonomide, hukukta, eğitimde, sağlıkta, dış politikada sorunlarını çözmesi ve demokratik dünya ile birlikte yürümesi mümkün değildir.



Anahtar Kelimeler: trenden inmeden reform mümkün ?

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER