Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Mehmet Ali Başaran yazdı: Alptekin Dursunoğlu neden tutuklandı?

Avukat Mehmet Ali Başaran, gazeteci Alptekin Dursunoğlu'nun Suriye politikasını eleştiren tweetlerinden ötürü tutuklanmasına tepki gösterdi. Başaran, farklı fikirlere tahammül gösterilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Mehmet Ali Başaran yazdı: Alptekin Dursunoğlu neden tutuklandı?

Avukat Mehmet Ali Başaran, gazeteci Alptekin Dursunoğlu'nun Suriye politikasını eleştiren tweetlerinden ötürü tutuklanmasına tepki gösterdi. Başaran, farklı fikirlere tahammül gösterilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Alptekin Dursunoğlu Neden Tutuklandı?

Mahkeme kararına bakılacak olursa gazeteci Alptekin Dursunoğlu 1 Mart 2020 tarihinde “Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme” suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklandı. Mahkeme kararlarında Hukuk’a rastlanmaması Türkiye’de bir gelenek halini aldığından, bu karar için de ayrıca ve esasen Hukuk’un ne dediğine bakmak lazım.

Lafı uzatmaya gerek yok, taş gibi hukuksuz bir karar. Gazetecinin sosyal medya hesabından paylaştığı haber ve yorumlar devletin veya kendini devlet zannedenlerin veya “uydum kalabalığa” diyenlerin hoşuna gitmese de, en temel insan haklarından biri olan İfade Özgürlüğü kapsamında Anayasal güvence altındadır. İfade Özgürlüğü tam da bu ve benzeri “gaza gelme” zamanlarında, böylesi aykırı, azınlık hatta çok rahatsız edici görüşleri korumayı gerektirir.
Bu tür düşünceler ortaya koyan kişilerin, muhalif olsun olmasın, yargılanmaları ayıptır, zulümdür. Yargılamanın tutuklu yapılması ise çok daha büyük bir ayıp ve zulümdür.

Türkiye’de mahkemeler yasalara göre değil siyasi baskılara göre karar veriyor. Tarafsız ve bağımsız değiller. “Yargı” esir ve hiçbirimiz hukuk güvenliğine sahip değiliz, özgür olduğumuzdan bahsedemeyiz. En rahatımızı bile rövanş ve intikam hamlesi bekler ne yazık ki. (bakınız, eksiğiyle gediğiyle 15 Temmuz)

Alptekin Dursunoğlu’nu tutuklayan, hukuktan nasibini almamış zihniyetle bu ülkede bugün veya yarın hapsi boylamayacak vatandaş bulmak neredeyse imkansızdır.

28 Şubat sürecinin başlangıç dönemlerine gidelim isterseniz. Beyazıt Meydanı’nda “katil devlet hesap verecek” diye slogan atan onbinlerce insan pekala tutuklanabilir. Daha yakın tarihlere gelelim. Roboski Katliamında dış güçleri, faiz lobisini, üst akılı değil de devleti sorumlu tutan, hesap vermeye davet eden, adalet talep eden paylaşımlarda bulunan herkes linç edilebilir, trollük yüksek lisansını tamamlayıp yargıyı harekete geçirme “tılsım”ına sahip kişilerce “hain” ilan edilebilir ve derhal tutuklanabilir.

Sevelim veya sevmeyelim, Alptekin Dursunoğlu gibi, farklı kaynaklardan bilgi-fikir sunan, farklı şekilde düşünmeye davet eden, kafa konforunu, ezberleri bozan aykırı şahsiyetleri korumaz, koruyamaz, adeta “kurda kuşa yem” edersek sağlıklı bir düşünce iklimine sahip olamayız. Muhakeme yeteneğimizi kullanamadığımız, özgürce ve etraflıca düşünemediğimiz bir vasatta değişik renk ve tonlardaki propagandaların sığ sularında kulaç atmaya mahkum olur, bodur kalırız.

Nicedir ülkenin içinde bulunduğu ifrat-tefrit ortamı, algı yönetiminin, manipülasyonun cirit attığı bir cenk meydanını andırıyor değil mi?

“Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı” bir ülkede kim ne kadar hömkürürse hömkürsün, Allah rızası için, aklın zekatını ödemek için, insan kalabilmek için soru sormamız lazım. Soru sormanın bile düşmanlık addedildiği bir ülkedeysek artık, bir direnme biçimi saymalıyız sormayı, sorgulamayı. Burda kurmalıyız savunmayı!
Neden devasa bir canavarı andıran savaş mekanizmasını sorgulayamıyoruz?

Suriye’de ne işimiz var acaba, başka türlüsü mümkün değil miydi sahiden?

Ölenin de öldürenin de müslüman olduğu savaşlar, çatışmalar, fitne ateşleri kaderimiz mi ki bizzat içinde yer almamız lazım geliyor? Bir “Orta Doğu Hikayesi”nde sıkışıp kalmaya mahkum muyuz?

Benim aklım almıyor, anlayabilen biri bana izah etsin lütfen. Örnek veriyorum, halkı müslüman olan bir “rejim”in askerleri Türkiye topraklarında Türkiye’ye saldırsa (Allah muhafaza) ve bu saldırıda hem o zalim rejimin (saldıran kesimin) askerleri hem de Türkiye’nin (savunan kesim) askerleri hayatını kaybetse, aynı dine mensubuz ya, hangi tarafın askerleri şehit olur? Yoksa her ikisi veya hiçbiri mi? İndirilen Din bu duruma ne der?

Alptekin Dursunoğlu neden tutuklandı? Bu ülkede İfade Özgürlüğüne sahip olmayı ne zaman başarabileceğiz?



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER